retailturkiye.com




Ana Sayfa | E-Dergi | Firma Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz Perşembe, 09 Eylül 2010 
Vicdani Erezyon Yazdır E-posta
Yazarlar - Yalçın Aras
Salı, 04 Mayıs 2010 08:19

Genel olarak masamın üstünde düğün, dernek, yeme-içme, toplantı davetiyeleri olur. Bu hafta ise karakoldan gelen davet kağıdı var: ‘En kısa sürede OSB karakoluna uğrayınız.

Ülkemizde yasalara saygılı insanlar polis, karakol, jandarma, savcılık gibi yerlerden gelen yazılara endişe ile bakarlar, doğal olarak bende böyle durumlarda gerçekten endişelenirim. Kendinizden ne kadar emin olursanız olun yinede ifade vermek sıkıntılı bir durumdur. Her ne ise neticede karakola gittiğimde elime bir kağıt tutuşturuldu ‘En kısa sürede ifade vermek üzere Cumhuriyet Savcılığı’na gidiniz’.

Üzerinde dosya numarasını avukatıma bildirdiğimde, mağduriyetimizden dolayı savcı ifademizi almak üzere davet ettiğini öğrendim.

Olay şöyle gelişmişti: Yıl 2003 İstanbul Kadıköy’de, Delta İnşaat diye bir firmaya iş yapıp karşılığında vadeli çek almıştık. Çekin günü geldiğinde ödenmedi ve şirketin telefonları da cevap vermiyordu. ‘Kadıköy’ün en büyük elektronik mağazası’ diye açılan bu devasa mekan yüzlerce kamyon ile gece yarısı taşınmış ve dolandırıcılar tek bir iz bırakmadan üç katlı mağazada ne varsa götürmüşlerdi... Üstüne üstlük şirketin sahibinin kullandığı kimlik, çekler, vergi numarası her şey sahte imiş. O günü hatırlayan avukatım, savcıya ifade verirken ‘Bu sahtekara yüzlerce mal satan, çalışan insanların çaresiz bakışlarını unutamıyorum’ diyordu. ‘O gün bu gün polis çok uğraştı fakat adamlar sanki buharlaşıp uçtular’ diyordu avukatım.

İşin en kötü tarafı ise sahtekarın kullandığı kimlik sahibi polis tarafından yakalanmış ve adamcağız kayıp ilanı vermediği için, bir yıldan fazla da içeride hapis yatmış. Sonrasında dolandırıcı olmadığı anlaşılmış ve beraat ettirilmiş.

Savcı bey ile işimiz bittikten sonra avukatıma sordum: “Asıl mağdurlar halen mağdur edilmiyor mu?” diye. Evet dedi avukatım: bu işin cezasını sen çektin, kimliğini kaybeden işsiz vatandaş çekti, karakol çekiyor, ben çekiyorum, savcılık çekiyor, asıl çeken ise bütün sermayesini bu namussuza kaptıran gariban vatandaş.

Tekrar sordum avukatıma: “Peki ne olacak...” Avukatım “Üç ay sonra dosya zaman aşımına uğrayacak ve büyük bir ihtimalle dosya kapanacak. Yani erozyon....

Benim bu olayda anlatmak istediğim, evet sahtekarlık olur, birileri dolandırılır, birileri mağdur olur. Bütün bunlar normal ve olağan. Fakat asıl mağdur olanların tekrar tekrar mağdur edilmeleri anormal. Karşılıksız çıkan, borcunu ödemeyenler yüzünden kaç kez savcı karşısına çıktık ben ve benim gibiler... Asıl mesele yani asıl erozyon bu.... Yani vicdani erezyon.

Saygılarımla

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2010 - 14. sayısında yayınlanmıştır.

 
En Çok Okunan Haberler
Ücretsiz E-Bülten Üyeliği
Firma Rehberi

Ana Sayfa | E-Dergi | Firma Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz © retailturkiye.com