retailturkiye.com


Ana Sayfa | E-Dergi | Marka Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | İş Arama | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz Salı, 22 Mayıs 2012 
Altan Vural
Altan Vural

Nurdan Tümbek Tekeoğlu
Nurdan Tümbek Tekeoğlu

Birant Esinoğlu
Birant Esinoğlu

Servet Topaloğlu
Servet Topaloğlu

Yalçın Aras

Gökçelik
Yönetim Kurulu Başkanı


yalcinaras@gokcelik.com

 Toplam 37 yazısı bulunuyor. Tüm yazıları görmek için tıklayın. Tümü için ... (37)
Mikro çevre antidostları... Yazdır E-posta
Yazarlar - Yalçın Aras
Pazartesi, 06 Şubat 2012 16:30

Hepimiz çevremizin süratle bittiğini görmekteyiz. Bu nedenle bu ay çevreye nasıl baktığımızı anlatmak ve düşünmemiz gerektiğini hissettim, ayrıca çevreyi bilinçsiz kullananlara da bir deyim ürettim: “Çevre antidostları”

“Bugün Allah için ne yaptın” eskiden iş yerlerinde yazardı, çok hoşuma giderdi ve kendimi sorgulardım, ibadetin yanında yalan söylememek, satarken kazıklamamak, komşuya kem gözle bakmamak vs vs. Ben bu dini vecizeye birde şunu eklemek istiyorum: “Bugün çevre için ne yaptın”. Atıyorum işte “Az deterjan kullandım, az enerji kullandım, az kağıt, su, fosil tükettim” gibi.
Sevgili okuyucular 7 milyara dayanan dünya nüfusu, yaşadığımız dünyayı hızla tüketiyor. Buzulların eridiğini, yaşadığım Bursa’da ovanın bittiğini, şeftali ağaçlarının tarihe gömüldüğünü, Nilüfer Deresi’nin simsiyah aktığını, göllerin kuruduğunu, kestane ağaçlarının müzelik olduğunu, içme suyunun bittiğini, göllerin kenarında sanayi tesislerinin kurulduğunu, heslerle gelen doğa katliamlarını, ovaların aşırı sulanmadan verimsizleştiğini, ağaçların kesilip golf sahalarına dönüştüğünü, hızlı ve ilacı bol tarımla her mevsim meyvenin seralarda yetiştirildiği, hayvan genlerinin bitkilere aktarıldığı, ekolojinin yerinden oynadığını bilmem söylemeye gerek var mı?,,. Çünkü hepimiz çevremizin süratle bittiğini görmekteyiz. Bu nedenle bu ay çevreye nasıl baktığımızı acizhane anlatmak ve düşünmemiz gerektiğini hissettim, ayrıca çevreyi bilinçsiz kullananlara da bir deyim ürettim: “Çevre antidostları”
Fabrikada çalışma odamın penceresinden seyrediyorum, bir adam nasıl olmuşsa çamura batmış ayakkabılarını temizlemeye çalışıyor. Özenle bezenle yetiştirilmeye çalışılan çimenlere sürüyor ayaklarını. Sonra tutuyor elini yeni dikilmiş genç fidanın gövdesine diğer ayağını ise ağacın köküne destek yapmış kıçının üstüne düşmesin diye. Çamurun geriye kalanını sıyırmaya çalışıyor, genç çam fıstığının gövdesine. Dört beş yılda ancak kendine gelen üstünde beş altı dalı bulunan, büydüğünde meyve verecek olan genç fidan kırıldı kırılacak. Çam fidanı dikildiğine, adam ise kırmadığına pişman, Nerede ise dikene düşman. Yapma be kardeşim desen başın belada.
Bir başka adam başka bir yerde, en az otuz yıllık meşe ağacının gövdesine falanca tamiri yapılır diye tabelaya çivi çakıyor, sorsan ne yapıyorsun kendi duvarına tabela asıyor gibi muhabbete girer, asıl konuya girsen oda sana ana avrat gider. Şahit olmuştum Bursa’nın balıklı semtinde inşaat yapan kalfa bahçemdeki söğüt ağacını kesmiş, inşaat kalıbı olarak kullanmıştı, sorduğumda niçin kestin diye...! “Allahın ağacı” diye cevap vermişti.
Bir başkası dükkanının önünü kapatıyor diye erguanın dallarını kesmiş; öteki vitrini kapatıyor diye manolyanın köküne asit dökmüştü; beriki yaprakları döküyor diye iğdeyi kesmiş; köydeki çamaşıra gölge ediyor demiş vurmuş baltayı deniz çamına; şehirdeki hırsız ağaçtan eve sarkmasın, amcam ağacın kökleri gideri tıkamasın, dayım evin temeli zarar görmesin demiş kavağı, kayını ,ladini keşmiş te kesmiş...!
Kırmızı ışıkta nasıl olmuşsa durmuş, gözlükleri takmış vatandaş, saçlar jöleli otomobilin kapısını açıyor, küllüğü yola boşaltıyor. Desen ki “İçini temizledin dışın pis kaldı” levye koltuğun altında hazır. Bu gözlüklü tip defalarca da otomobilde ne yemiş içmişse hepsini dışarı atmış belli.
Fabrika çalışanları her gün yemek saatinde, birileri tarafından yeşillendirilmiş ve çınar dikilmiş alanda uzanmış yatıyorlar ellerinde su veya meşrubat şişeleri içtiklerini duvarın dibine atmışlar, pislik diz boyu desen ki “Arkadaşlar bir el atalım şu pisliğe...” dayak mı istiyorsun be adam diye pis pis bakıp tekrar yatarlar.
Sorumlular dahil herkes oraya bir çöp kovası konulmasını bekler kimden belli değil...
Bunlar mikro çevre antidostları, birde makroları varki, onları da yazacağım daha sonra...

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2012 - 35. sayısında yayınlanmıştır.



.
 

.

.

Ücretsiz E-Bülten Üyeliği
Ana Sayfa | E-Dergi | Marka Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | İş Arama | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz © retailturkiye.com