retailturkiye.com


Ana Sayfa | E-Dergi | Marka Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | İş Arama | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz Salı, 22 Mayıs 2012 
Altan Vural
Altan Vural

Nurdan Tümbek Tekeoğlu
Nurdan Tümbek Tekeoğlu

Birant Esinoğlu
Birant Esinoğlu

Servet Topaloğlu
Servet Topaloğlu

Yalçın Aras

Gökçelik
Yönetim Kurulu Başkanı


yalcinaras@gokcelik.com

 Toplam 37 yazısı bulunuyor. Tüm yazıları görmek için tıklayın. Tümü için ... (37)
Kavak ve saksağan Yazdır E-posta
Yazarlar - Yalçın Aras
Perşembe, 30 Eylül 2010 16:02

Yüce tanrının yarattığı ve tabiatta var olan her canlı nesnenin bir özelliği var, kimi sadece canlıdır bitkiler gibi, kimi sürünür, kimi yürür, koşar, uçar, kaçar, yüzer, zıplar, kanat çırpar...

Kanatlarını çırpmayı durdurarak, hiç hız kesmeden yaprakların arasından giriverdiler ağacın gövdesine. Saksağandı bu kuşlar tabiatta çok bulunur ve özellikleri pek bilinmez.

Yapraklı kısmı dört metre çapında olan kavak ağacının gövdesi ise yaklaşık yirmi beş santimetre çapında idi. Üç yıl önce rüzgar getirmişti tohumunu. Fabrikada oturduğum odadaki pencereden dışarıya bakarken görmüştüm ilk onu. Oturduğum koltuktan kalktım yürüyerek yanına kadar gittim yaprakları minicik kalp şeklinde idi, bu bir kavak ağacı dedim, bana göre tanrının lütfu idi. Çünkü diğer fabrikanın inşaatını yaparken aynısını ve en az yirmi metre uzunluğunda olanını kestirtmiştim. İçim sızlamışı, yüreğim sıkışmıştı. Yıkılışı bir türlü gitmemişti gözlerimin önünden. Bu küçük kavak fidesi belki de kestirdiğim kavağın tohumu idi, uçup dolaşıp başka yerde ağaç olmuş tekrar büyüyerek tohumlarını rüzgar getirmişti tekrar. Hem de oturduğum odanın önüne.

Hemen etrafına demir telden çit yaptırdım, çok çabuk büyüyordu derken tamda onun çıktığı hizaya denk geliyordu. Sanayi bölgesinin kaldırım taşları, yaklaşık 10 yıldır yönetim kurulu başkanlığını yaptığım organize sanayinin bölge müdürüne telefon ettim onu korumamız lazım dedim. Gerçekten de öyle oldu kaldırım taşı sırası ona gelince es geçildi ve büyümesine izin verildi. Sonbahar, ilkbahar derken çabucacık büyüdü ondan yıllar önce dikmiş olduğumuz ağaçların hepsini geçerek en büyük o oldu.

Kavakların özelliği çabuk büyümek idi, ülkemizde polen üretiyor veya alerjik hastalıkları tetikliyor diye pek iyi gözle bakılmayan bir ağaç türüydü. Yıllar önce Romanya ziyaretim sırasında, Bükreş’in içinde yeşillikler içindeki doğa parkında kavak ağaçlarının çokluğunu ve ürettikleri polenlerin adeta kar gibi yerlere yağdığını görünce sormuştum. Sorduğum kişiler Bükreş üniversitesinde karı koca matematik profesörleri şöyle cevap vermişti: “Kavak ağacı çok güzel bir ağaçtır üstelik bizim bildiğimiz gibi hiç bir zararı olmayan, faydası saymakla bitmeyen ve hiç bir yerde yazılı bir zararını okuyamazsınız. Sonra kavakta her ağaç gibi tabiattır, ayrıca kavaklar en güzel konuşan ve şarkı söyleyen ağaçlardır”.

Saksağan da öyle idi, saksağanlar karga cinsinden ve aynı özelliklere sahip kuşlardı. Meşe ormanlarını onlar üretirmiş. Karga ve saksağanlar yediklerinin fazlasını gömerlermiş ve gömdüklerini unuturlarmış.

Saksağanların gömerek unuttukları meşe ağacı palamudu, meşe ağacı olur, meşe ağaçları ise meşe ormanlarını oluştururmuş.

Yüce tanrının yarattığı ve tabiatta var olan her canlı nesnenin bir özelliği var, kimi sadece canlıdır bitkiler gibi, kimi sürünür, kimi yürür, koşar, uçar, kaçar, yüzer, zıplar, kanat çırpar...

Kimi derdini ses çıkarak anlatır, kimi konuşarak, şarkı söyleyerek, havlayarak, öterek, miyavlayarak, inleyerek, bakarak, kuyruk sallayarak...

Kavakta olsa öyle... saksağan da olsa öyle, yeter ki gör, anla, dinle, işit, kokla, hisset, tat... ve sev... yeter ki sev...

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Eylül 2010 - 19. sayısında yayınlanmıştır.

.
 

.

.

Ücretsiz E-Bülten Üyeliği
Ana Sayfa | E-Dergi | Marka Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | İş Arama | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz © retailturkiye.com