retailturkiye.com




Ana Sayfa | E-Dergi | Firma Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz Perşembe, 09 Eylül 2010 
Geçen ay “Uleyyyn” başlıklık yazım... Yazdır E-posta
Yazarlar - Yalçın Aras
Perşembe, 25 Şubat 2010 11:10

Geçtiğimiz ay yazmış olduğum “Uleyyyn” başlıklı yazıma çok sayıda tepki aldım.

Bu tepkilerin bir kısmı olumlu bir kısmı ise eleştirel idi. Doğal olarak çok sevindim. Gelen iki telefonda da alo yerine “Uleyyyn” sesi ile karşılaştım. Hemen belirteyim “Uleyuyn” benim patentim falan değil. Kadir İnanır veya Cüneyt Arkın’ın filimlerde öfkelendikleri zaman attıkları naranın, günümüz tiyatro sanatçıları tarafından karikatürize edilmiş şeklidir. Ayrıca bir haftadan beri de uleyyyn iyice şöhret oldu. Yazılı ve görsel basında bir petrol şirketinin reklamını yapıyorlar.

Neyse konuyu dağıtmadan: beni eleştiren bir arkadaşım şöyle diyor: “Bak diyor kardeşim Clio otomobillerinin Türkiye’de üretiliyor olması, Türk işçisini sevindirirken, Fransız işçi sendikalarını ve hükümetini ayağı kaldırıyor.” Diğer bir arkadaş ta şöyle diyor: “İthal mal olmazsa kalitesizlikten ne hale geliriz biliyormusun..?” Diğer tanımadığım bir arkadaş ise topa biraz daha sert girerek diyorki “İthal mal olmazsa çarşı, pazar. AVM’ler, hatta ve hatta manavlar dahi çiçeksiz bahçeye benzer”.

Olumsuz fakat yapıcı eleştiriler için önce teşekkür ediyorum. Fakat ithal mala karşı olmadığımı hemen belirterek diyorum ki:

Yabancı markaların ülkemizde üretilmesine asla ve asla karşı değilim. Ülkemizde yatırım yapan ve yatırım için ülkemize gelen çevreye uyumlu ve insana saygılı yatırımcı şirketlere çok sayıda ihtiyacımız var. Özellikle de belirtmeliyim ki ülkemizde montaj üretimine başlayan başta otomotiv, beyaz eşya, elektronik eşya yabancı marka ve firmaları sayesinde işçimiz iş bulmuş, sanatkarımız, teknik elemanlarımız ve mühendislerimiz bu sayede sıfırdan bu tür sanayi mallarını üretecek bilgi ve birikim sahibi olmuşlardır.

Karşı olduğum ise, ülkemizde teknik ve teknolojinin yeterli olduğu alanlarda, üretilebilirliği olan ve hatta üretilen malların ithalatına karşıyım. Buna tarım ürünleri de dahildir. Bu tür malların ithalatı eğer ülkemde fabrika kapatıp çalışanı işinden ediyor, esnafa kepenk kapattırıyor, köylüye şeker pancarını, tütünü, fındığı, zeytini yetiştirdiğine pişman ediyorsa bu tür ithalata karşıyım.

Bu arada aldığım olumlu bir tepki yi de paylaşmak istiyorum. Bir bayan arkadaşım da diyor ki: “Yazınızı bitirdikten sonra hemen elimi çantama attım. Rujum, allığım, yüz kıremim, parfümüm derken çantamdan yerli malı çıkmadı. Sanırım birinin bize “Uleyyyn” demesi lazım.”

Bende bu hanımefendiye katılarak diyorum ki birilerinin bu saydığımız ithal ürünleri ülkemizde ürettirebilecek eğitim, altyapı, ucuz enerji, teşvik edici önlemler ve ortamlar yaratması lazım.

Son olarak tekrar etmek istiyorum ithal mala karşı değilim; ithal ürünü ancak ve ancak satın alınabilinir fiyatta ve kalitede üretebilirsek (direkt ithal malı) engelleyebileceğimiz inancındayım.

Saygılarımla

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Şubat 2010 - 12. sayısında yayınlanmıştır.

 
En Çok Okunan Haberler
Ücretsiz E-Bülten Üyeliği
Firma Rehberi

Ana Sayfa | E-Dergi | Firma Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz © retailturkiye.com