|
Olmayan özeliliğimizi hep varmış gibi gösteririz. Oysa ki bu birincilik alan başarılı olan gençler de olmak üzere, bu eğitim sisteminde gençlerin koşması atlaması, zıplaması resmen yasak gibi bir şey. Yüzemiyoruz, kayamıyoruz, koşamıyoruz eğitim sisteminde boş zaman yok.
Sudanlı zenci müşterimiz, Hüssam ile iki gündür toplantı odasında işimizin gereği bir mağaza projesi üzerine çalışıyoruz.
Bu durum yerli ve yabancı müşterilerimizle sık sık olur. Yapacağımız alışveriş merkezi, için teknik personel ile proje üzerinde günler, haftalar ve hatta aylar süren çalışmalar olur.
Hüssam toplantı salonunda sıkıntıdan olacak ki, Bursamızın ünlü yerel gazetesine yarım saattir inceliyor ve bir türlü bitiremiyor.
İşin ilginç kısmı, bay Hüssam bir tek kelime Türkçe bilmiyor. Bu durum sadece benim değil toplantı odasındaki bütün arkadaşların da dikkatini çekmiş olacak ki, aralarında espiri yapıyorlar: “Vallahi Hüssam en sonunda Türkçeyi kendi başına söktü.”
Genç adam gazeteyi incelemekte haklı, çünkü gazetenin ön sayfasındaki sıralama listesinin, ellerini havaya kaldırmış bayan gençleri, timsah yürüyüşü yapan delikanlıların ne yaptıklarını anlamaya çalışıyor. Bay Hüssam elindeki gazetenin Bursa’ya ait olduğunu defalarca Bursa’ya geldiğinden dolayı iyi biliyor. Gazetenin ön sayfasından Bursa’nın gündemini anlamaya çalışıyor.
Resimden ve rakamlarla dolu figstürlerden bir şey anlayamadığı için en sonunda soruyor....
Bu gençlerin tek özellikleri spor kıyafetleri içinde olmalarından dolayı tahmin etmiş olacak ki:
“Bu alt alta dizilmiş puanlar, atletizim yarışının dereceleri mi?” diye soruyor.
Hayır diyoruz bunlar, ortaokulu bitirmiş gençlerin liseye girmek için aldığı puan rakamları…
Müşterimiz gazetenin arka sayfasının tamamını kaplamış ve forma giymiş bir genç kızın hangi spor dalında şampiyon olduğunu soruyor...
Hayır diyoruz o genç kızımız Bursa’da ortaokulu bitirmiş, liseye gitmek için en yüksek puan almış kızımız.
“Peki neden spor giyinmiş?”
Bilmiyoruz diye cevap veriyoruz müşterimize.
Aslında daha önce ki yazılarım da belirmiştim. Olmayan özeliliğimizi hep varmış gibi gösteririz. Oysa ki bu birincilik alan başarılı olan gençler de olmak üzere, bu eğitim sisteminde gençlerin koşması atlaması, zıplaması resmen yasak gibi bir şey. Yüzemiyoruz, kayamıyoruz, koşamıyoruz eğitim sisteminde boş zaman yok. Duyarlı aileler ve olanakları olanlar çocuklarını müzik, spor ve kültürel etkinliklere gönderemiyorlar. Eğitim sistemi fırsat vermiyor. Olimpiyatlar da yokuz, kış olimpiyatlarında yokuz. Bizden onda bir, yirmi de bir daha az nüfuslu ülkeler uluslararası her türlü arena da var; bizler yokuz. Avrupa’da yetişmiş gurbetçi ailelerimizin çocukları, bulunduğu ülkeler de harikalar yaratıyorlar (Mesut Özil). Onlarla övünmeyi marifet sayıyoruz. Bu eğitim sistemi ile resmen gençlerimize yazık ediyoruz.
Maalesef spor yaptıramıyoruz ama spor yapıyorlarmış gibi kıyafetler giydirip dershaneye gönderiyoruz, gazetelere öyle boy boy poz verdirip, yapamadıklarımızı yapmış gibi gösteriyoruz.
Dilimizi bilmeyen bay Hüsssam ise şekil olarak gençlerimizi sporcu zannediyor, iki çalım yapıp bütün sezon yatan ve kendilerini dünya starı zanneden futbolcularımızı ve sporcularımızı ise hiç tanımıyor.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Temmuz 2010 - 17. sayısında yayınlanmıştır.
|