|
Bana göre sektör yatırımcıları, yöneticilerine güvenmek ve onları yetkilendirmek mecburiyetinde. Sevdiğim ve benimsediğim bir özdeyişle kapatalım bu yazıyı: Birlikte çalıştıklarınıza güvenin, güvenmedikleriniz ile çalışmayın.
Unilever’in Nisan ayı sonunda başlayan ve Soysal tarafından organize edilen eğitimlerde ben de mağaza yöneticilerimiz ile buluşuyorum. Bu defa konumuz “Mağazalarda Değerli Alan Yönetimi”... Perakende Ticaret Alanı kavramı, önemi ve kullanımı ile başlıyoruz ve mağazalarda alan yönetimi ve raf planlaması ile bitiriyoruz. Burada sizlerle paylaşmak istediğim konu ise farklı... Gıda perakendeciliğimizde ( veya diğer perakendecilik kollarında) insan gücü cephesi.
Gerçekleşen eğitimlerde şimdiye kadar yaklaşık 200 mağaza yöneticisi ile tanışmak ve onlarla bilgi ve deneyim paylaşmak fırsatını buldum. Çinli general Sun Tzu*, 2500 yıl önce “Savaşta başarı, orduları yöneten iyi bir komutan ve onu “özgür” bırakan bir hükümet ile kazanılır” demiş...Gıda Perakendeciliğimizin komutanları için söyleceklerim, sizlerin de bildikleri... Müthiş bir rekabet ortamında ve “çok zor” bir işkolunda çalışıyorlar, ancak birçok sıkıntıları var. Gözlemlerim arasında benim için en önemlisi: Büyük çoğunluğunun ( en azından eğitimlere katılanların!...) öğrenmeye açık, bilgiye, özellikle işlerini kolaylaştıracak bilgilere susamış kişiler olmaları. Eğitimlerde bir başka gözlemim daha var: Bir çok yönetici ümidini ve enerjisini kaybetmiş durumda...
Eğitimin ortalarına doğru hepsinin aklından şu cümlenin geçtiğini biliyorum artık, soruyorum ve beklediğim tepkiyi alıyorum genellikle: “Hocam, bu söylediklerinize yürekten katılıyoruz ve inanıyoruz, ancak bunları hayata geçirecek yetkimiz yok. Bahsettiğiniz bu silahlar bize verilmiyor, biz sadece birer “nöbetçi” olarak görülüyoruz”...
Bu yöneticilerden “müşteri odaklı” olmaları, “müşteri mennuniyeti için çalışmaları” istenir, ilişkileri “yönetmeleri” beklenir. Yıl sonunda da ciro, kâr, envanter devir hızı, metrekare başına satış, kişi başına satış, kişi başına kârlılık, fire vb,konularda performanslarına göre değerlendirilirler. Tamam, onlar birer profesyonel, hayatlarını böyle kazanırlar. Zaten inanırız ki, “yetki verilmez, alınır! Acaba??? Günümüzde, özellikle ülkemizde yetki alma girişimleri ne kadar kabul görür, tartışmaya açık bir konu...
Gerçeklere dönersek, müşterilerin nabızlarını onlar kadar yakından ve doğrudan tutan kimse yok. Mağazalarında onlar birer lider, birer yönetici... Ancak, kontrol edemedikleri birçok dış etken var. Bu yöneticilerin, bazı konuları kontrol etme, “yönetme”yetkisine ihtiyaçları yok mu? Şirketinin sattığı ürünler ile ilgili “ürün kârlılıkları” konusunda hiçbir bilgisi olmayan bir yönetici bir planogram uygulamasından ne öğrenebilir ve ne katabilir? Kendisine “sen bu işlere karışma, nasıl söyleniyorsa öyle davran” denilen bir yönetici(?)den nasıl olurda yaratıcı olması beklenebilir. Perakendeciliğimizin en önemli konusu “orta kademe yöneticiler” ile ilgili başlıklardır. Sektör iyi eğitimli, iyi yetişmiş insan gücü için cazibesini her geçen gün biraz daha kaybetmektedir. Önümüzdeki yıllar için açılacak olan binlerce “mağaza”dan gururla sözediyoruz ancak ”yönetici nereden bulacaksınız”sorusunun da cevabı yok ...Belki de vardır: Transfer ederiz!
Bana göre sektör yatırımcıları, yöneticilerine güvenmek ve onları yetkilendirmek mecburiyetinde. Sevdiğim ve benimsediğim bir özdeyişle kapatalım bu yazıyı: Birlikte çalıştıklarınıza güvenin, güvenmedikleriniz ile çalışmayın.
*) Önemli bir komutanmış Sun Tzu, ancak, anlaşılan o dönmede üstleri ile yaşadıklarından pek mutlu olmamış ve pek çoğunuzun da bildiği gibi “Savaş Sanatı” adlı kitabında savaşanları yönetenlere önerilerini kağıda dökmüş. Bugün onun birçok görüşü yöneticilere her sahada ışık tutuyor.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Haziran 2010 - 16. sayısında yayınlanmıştır.
|