|
Perakendeciliğin kurallarının “katı” ve “hata kabul etmez” olduğunu sık sık düşünürüm. Birçok girişimci bu gerçekle karşılaşmıştır; büyük maliyetlerle ve iyi niyetle açılan mağazalar veya AVM’ler beklenen sonuçlara ulaşamamışlar, hayal kırıklığı yaratmışlardır. Perakendecilikte bir iş planına, bir stratejiye sahip değilseniz, başarı pazar koşullarının uygunluğuna bağlı olarak gelişiyor. Rekabet sertleştiği zaman, perakendecilğin temel kuralları devreye giriyor ve bu kuralların en önemlisi de “doğru format”a sahip olmak ...Doğru formatın da önemli bir unsuru doğru mağaza... Bu konuda bir yazım “Merhaba” dergisinde yayınlanmıştı. Geçtiğimiz günlerde tekrar okudum, “mağaza ve mağazacılık” kavramları hakkındaki düşüncelerimi sizlerle tekrar paylaşmak istedim.
Mağazacılık... Yıllardır duyduğum, defalarca kullandığım bir kelime… Son zamanlarda ise bu kelime, belki de kullanıldığı yerler ve kastedilen kapsamı nedeniyle dikkatlerimin üzerinde yoğunlaştığı özel bir kelime haline dönüştü…
Mağazacılık ile ilgili hangi belgeyi okursak okuyalım, hangi söyleşileri dinlersek dinleyelim, hepsinde bu başlık altında tanıdık konuları buluruz. Hepsinde ortak payda “Mağaza”dır. Kimi açılacak mağaza sayısından bahsediyordur, kimi mağaza için eleman buluyordur, kimi mağazaların yer seçimi ile ilgilidir, kimileri de mağaza yönetimini ele almıştır.“Mağazacılık” ile ilgili konuşurken, yazarken, dinlerken içeriğe yoğunlaştığımızdan fark etmeden, zaman içerisinde perakendeciliği, “mağazacılık” ile eş anlamlı algılamaya başlamışız…
Bu nokta; kanaatimce, önemli... “Mağazacılık” kavramı, işimizin gerçek boyutlarını çok daraltarak, tek bir unsur üzerinde yoğunlaşma tehlikesini bünyesinde barındırmaktadır; bugün birçok perakendeci kendisini mağazacı olarak tanımlamakta ve yaptığı işin mağazacılık olduğunu söylemektedir. Bu konuyu biraz açmamız, biraz derinlemesine bakmamız gereklidir..
Perakendeciler, tüketicilerin ve tüketim biçimlerinin hiç durmayan değişimleri gereği, birçok “iş yapış biçimi-formatlar” geliştirmişler, tüketicilerin yaşamlarında bu formatlar ile yer almışlardır. Perakendecilikte başlangıç noktası, perakendecinin hedef tüketicisini seçmesi, o kitleyi iyi tanıması, onlar için “değerler” yaratması ve sunmasıdır. Bu o kadar önemli bir konudur ki, bir perakendecinin başarılı olup olmamasında büyük rol oynar. Bir perakendecinin amacı müşterileri için olumlu deneyimler yaratmaktır ve bu amaca ulaşabilmek için , seçtiği lokasyondan sunduğu mal ve hizmetlere kadar birçok “araç” kullanacaktır, en önemli aracı da mağazasıdır. Mağaza açmak, bir perakendecinin amacı olmamalıdır, mağaza, gerektiği zaman, gerektiği yerde, gerektiği şekilde açılmalı, gerekli ürün ve hizmetleri gerektiği gibi sunabilecek şekilde tasarlanmalıdır.
Bu gün mağaza açmak hiç de zor bir iş değildir. Önemli olan mağazayı bir araç olarak görebilmek, bu aracı iyi tasarlamak ve bir bütün, bir format içerisinde düşünebilmektir. Perakendeciliğin zor tarafı mağazayı açtıktan ve işe başladıktan sonra ortaya çıkar. Unutulmamalı; her format üç-beş ay içerisinde taklit edilebilir, hatta, rakipler bizden daha iyi işler yapabilirler. Perakendecilik, mağaza açmak veya yönetmek olarak algılanmamalıdır, önemli olan mağaza açıldıktan sonra, “tüketici bizi neden tercih etsin” sorusunun cevabını düşünmek ve oluşturmaktır.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Mart 2010 - 13. sayısında yayınlanmıştır.
|