|
Geçtiğimiz ay yurtdışında gıda perakendecilerini gezmek, incelemek fırsatını buldum. Bu yazımda İngiltere ve Amerikada gördüklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ayrıca geçtiğimiz aylarda gıda perakendeciliğimizin yükselen yıldızı, “yerel zincirler”imizin mağaza yöneticileri ile birlikte gerçekleştirdiğimiz oniki eğitim süresinde paylaştıklarımı da bu yazımda sunmaya çalışacağım.
İngilterede, gıda perakendeciliğinde fazla bir değişiklik gözlemlemedim. Ancak bizde Gratis’lerle hayat bulan formatın ilklerinden olan Boots mağazalarının, bir departman store formatına dönüştüğünü gördüm. Boots, Londra’nın en ünlü alışveriş caddesi Oxford Street’te sağlık destek ürünleri, reçeteli ilaç, kişisel bakım ve uzman optik ürünleri sunan üç katlı bir mağaza deniyor,
Farklı gıda perakendeciliği için Amerika bir sabit fuar özelliğini koruyor. PL ağırlıklı gıda dışı ve tamamiyle toplu tüketim ve catering müşterilerine yönelik ürün gamı ve ambalajları ile Sam’s Club ve Costco Toptancı Klüp formatları büyük işler yapıyorlar. Target, geleneksel süper-store formatının nasıl farklılaşması gerektiğini örnekliyor ve her geçen gün artan cirosu ve müşteri memnuniyeti ile yoluna devam ediyor. C-store’lar , “yakında ve kolayda” mağazalar da eskisi gibi popüler, özellikle CVS öne çıkıyor.
İngilterede Harrods mağazasının alt katında yer alan Harrods Gıda Mağazası , ana mağazayı ziyaret eden binlerce turist ağırlıklı alışverişçinin odak noktasıdır... Bu gıda mağazasının çok özel olduğunu ve tek kalacağını düşünürdüm, ancak bu seyahatimde Harrod’s Gıda mağazasını farklı yapan unsurların Amerikada yaygın olarak kullanılmaya başladığını gözledim. The Whole Foods ve Wegmans gibi perakendeciler, gıda perakendeciliğinde farklılaşmanın ana hatlarını sunuyorlar. İşte bazı gözlemlerim...
Mağazalar büyük, 5-6000 m2 , daha büyükler de var. Karanlık tavan, endüstriyel ürün ve alan aydınlatmalar ve düzgün zeminler... Mutfak ve bahçe ürünleri ağırlıklı iddiasız gıda dışı, ancak nakış işler gibi, özenle tasarlanmış, uygulanmış harika ürün sunumları... Taze ürünler gerçek anlamda taze ve özel, fiyatlar, ürün bilgileri ve özellikleri arasında harmanlanmış... Ürünün farklılığı, özelliği öylesine anlatılmış ki tüketici “eder” diyerek ürünü alıyor... Mağazalar, kendilerini yerelleştirmek için mağaza içi iletişim ve düzenlemelere önem veriyorlar, o semt’in mağazası olmaya çalışıyorlar.
Çalışanlar, güler yüzlü, işini bilen ve işini seven insanlar... Satışa sundukları ürünler ile gurur duyuyorlar ve bunu alışverşçiler ile paylaşmaktan mutluluk duyuyorlar... Mağazalar temiz ve ferah, en önemlisi ürün sayısında (SKU) gözlemlediğim azalma...Artık en çok çeşidi sunan değil aranan ürünü bulunduran mağazalar geçerli olacak gibi ... PL’ler özenli ve albenili...Organik ürünler gittikçe çoğalıyor ve önem kazanıyor. Mağaza içlerinde birçok bağımsız alan oluşturulmuş, taze ürünler, dondurulmuş ürünler, et, balık, şarküteri, hazır yemek, hepsi ayrı bölümler gibi farklı tasarımlarla mağaza içerisinde monotonluğu kırmayı hedefliyorlar.
İşte, böylece, gözlemlerimi sıralamadan, yorumlamadan sizlere sunmaya çalıştım ve bu noktada bizim için en büyük tehlikeye değinmeden geçemiyeceğimi farkettim. Eğitimlerde mağaza yöneticisi arkadaşlarla paylaştık ve anlaştık: gıda perakendeciliğimizi bekleyen en büyük tehlike “benzeşme”dir. Mağazalar, ürünler, fiyatlar, sunumlar, tanıtımlar, insertler,kısaca herşey birbirine benzer oldu, oluyor... İşte tehlike burada: Herşey aynı olarak algılanırsa ucuzluk öne çıkar! Ve birileri herzaman sizden daha ucuz olabilir... Örnekler önümüzde: Farklılaşmak gerekli...
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Temmuz 2010 - 17. sayısında yayınlanmıştır.
|