|
Güvenin olmadığı yerde iyi iş sonuçları alınamaz. Huzurlu iş ortamı inşa edilemez. Yöneticiler astlarının birikimlerini ve yeteneklerini işlerine katmalarına firsat vermeli ve onlara daima rehberlik etmeli, önlerini açmalıdır. Asla onların sorumluluğundaki işlerini yapmamalıdır.
Kuruluşların vizyonel ve temel stratejik kararları genellikle patron veya kurucu tarafından tek başına alınır. Ancak ideal olanı kuruluşun üst düzey yöneticilerinin de bu karar sürecinin içinde yer almasıdır.
Operasyonel konularda tek karar verici hakim hissedar veya CEO sıfatıyla patron olabilir. Ancak kuruluşun diğer anahtar yöneticilerin de katılımı olmaksızın alınan kararlar ve uygulamalar kuruluşun kurumsal imajını zedeler. Organizasyonel verimliliğini azaltır ve delegasyonu yok eder.
Kuruluşların organizasyonları basit, açık ve net yapılmalıdır.
Her pozisyonun görev, yetki ve sorumlulukları yazılı olarak belirlenmeli ve pozisyon sahibince bilinmelidir.
Ast üst ilişkisi net olmalıdır. Herkes patronunu bilmelidir.
Delegasyon tam yapılmalıdır, tam delegasyon yapılmaz ise ast bir üstüne işlerini çakar yani üst’e delege eder!
Bu yönetsel açıdan çok sakıncalı ve tehlikelidir. Bu modelde ast sorumluluk almaz, yetkilerini kullanmaz ve tüm kararları üst’üne aldırarak yan gelir yatar. Devamlı üstünü çalıştırır.
Delegasyonun esası ast’a güvenmektir.
Güvenin olmadığı yerde iyi iş sonuçları alınamaz. Huzurlu iş ortamı inşa edilemez. Yöneticiler astlarının birikimlerini ve yeteneklerini işlerine katmalarına firsat vermeli ve onlara daima rehberlik etmeli, önlerini açmalıdır. Asla onların sorumluluğundaki işlerini yapmamalıdır.
Güvenin olmadığı yerde iş gelişmez
Bu güveni hak edecek insanlarla çalışılmayan iş yerlerinde başarıya ulaşılamaz. Belki de delegasyondan kaçınmanın temel nedeni kendimizden bakşasına güvenmemek‘tir.
Personeline güvenmeyen yöneticiler;
-Her işi kendi yapmaya çalışır,
-Farkında olmadan her kararı kendisi vermeye başlar,
-İfaiyeci gibi çalışır ve sorunların tamamını bizzat kendisi çözmeye uğraşır,
-Astları bunu hemen fark eder ve patronun bu zaafiyetni işyerinde kendi lehine özel statü kurmak için kullanırlar.
Birde bakarsınız işyerinde ÜST çalışıyor, astlar kebab yapıyor hale gelmiştir.
Bu güne kadar anahtar pozisyonlarda yöneticilik yapmış müdürlerin işten ayrılmalarının en önemli nedenlerden birisi de karşılıklı güvenin sıfırlanmasıdır. İnsan sosyal bir varlıktır ve çevresinde birilerine güvenmeden huzur içinde yaşayamaz, hayattan lezzet alamaz.
Birlikte çalıştığı insanlara güvenmenin yanı sıra çalıştığı insanların da güvenini kazanmak zorundadır. Bu vahşi rekabet ortamında kimse tek başına iş hayatında başarılı olamaz, ya da başarılarını sürdürülebilir kılamaz. Her İşveren işinin sürdürülebilirliğini sağlamak için güvenebileceği yöneticilerle çalışmak zorundadır.
İyi işveren işini;
-Güvendiği yöneticilere delege etmeli,
-İşlerin doğru yapıldığını daima kontrol etmeli, kontrol ile delegasyonu birlikte yürütebilmeli,
-Güvenmediğimiz veya güvenimizi kaybettiğimiz yöneticilerle yetkinliği ve pozisyonu ne olursa olsun asla çalışmamalıyız.
Başarı; güven ortamı sağlanan işyerlerinde gelişir.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Temmuz 2011 - 29. sayısında yayınlanmıştır.
|