|
TOBB Türkiye Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Meclis Başkanı, Colgate Palmolive Hacı Şakir Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Sabun Deterjan Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Pura, bir koltuğa çokça karpuzu sığdırmayı başarmış. Kendisiyle sohbet edip haber yapmak üzere Koşuyolu’ndaki ofisinde ziyarete gittiğimizde Pura, ödevini hazırlamış öğrencinin yaşadığı keyfi yaşıyordu. Çalışma masasının üzeri, belge doluydu. Sohbetimizde krizi ağırlıklı konuşsak da diğer konulara giremeden edemedik. Perakende sektörünü, kozmetik ve temizlik ürünleri pazarını enine boyuna tartıştık. Colgate Palmolive Hacı Şakir Türkiye’nin gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projelerinin detaylarını öğrendik. Ahmet Pura, “1973 yılında petrol bunalımı, 1978-79 yılında kuyruklu ve kuyrukta satışları, 1981 belirsizlikleri, 1984 yılında dış satış hamlesini, 1990 yılında Irak savaşını, 1994 yılında ekonomik iflasları, 1998 yılında Rusya’daki krizi, 2001 yılında Anayasa kitapçığının fırlatılması sırasında yaşanan krizleri hep birlikte gördük. Şimdi yaşananlara ise finansal deprem diyorum. Burada yaşanan depremin hangi mahalleyi ve binayı çökerteceğini söylemek imkansız. Sarsıntının ne zaman geçeceğini de söylemek mümkün değil. Bu nedenle artçı sarsıntılar devam edecektir. Önceden önlem almış grupların, krizi fırsata dönüştürerek büyüme şansları çok yüksek” dedi.
Diş macunu pazarı büyüyecek
Hızlı tüketim ürünleri pazarının 46 milyar TL’lik bir pazar olduğunun altını çizen Pura, bu pazarın 2008 yılında 2007 yılına göre yüzde 13’lik büyüme gösterdiğini de ifade etti. Türk perakendecisinin daha sağlıklı büyüyeceğini belirten Pura, şu açıklamada bulundu:
“Bu konuda diş macunu pazarından örnek vermek isterim. Türkiye’de kişi başına yıllık diş macunu tüketimi 86 gram iken bu rakam örneğin İspanya’da 155 gram. Bu da pazarın büyüyeceğine yönelik potansiyeli gösteriyor. Sadece kalıp sabunda durum farklı. Biz, kalıp sabunu halı temizliğinden kişisel temizliğe kadar her yerde kullanıyoruz. Avrupa’da ise halı şampuanları, duş jelleri ve şampuanlar hep ayrı kategori olarak değerlendiriliyor. Bu gerekçeyle ülkemizde kalıp sabun tüketimi Avrupa Birliği ülkelerine oranla oldukça yüksektir.”
“Bakkalları organize edecek bir oluşuma gereksinim var”
Türkiye’deki perakende pazarının yapısını da değerlendiren Pura, coğrafi , geleneksel ve kültürel yapı itibarıyle bakkalların gelişmesi gerektiğini kaydetti. Perakende de noktasal yığılmaların da olduğunu ifade eden Pura, “Kriz dönemlerinde tüketiciler bakkal amcaya giderler. Zira bakkal amca yakın, kredi veriyor ve ailenin de bir ferdi konumunda. O zaman bakkal amca bir gereksinimdir. Son 10 yılda bakkalların sayısı 42 bin azalmış. Süper ve hipermarketler ise yüzde 400 artmış. 2008 yılında 3 büyük ile maksimum yatırımlar yapılmış. Bu doğrultu da bakkalları organize edecek bir oluşuma gereksinim vardır. Sistem içinde bakkalların yaşaması gerekiyor ve gelişen yönetimsel uygulamalar içinde iş kümeleri gibi farklılık yaratan yöntemler de var” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“Krizde alışverişler fiyat odaklı duyarlılığa dönüştü. Mağaza sadakatinde azalmalar ve kanal değiştirmede yoğunlaşmalar gözlendi. Halk, yakıttan tasarruf etmek için bile yakın satış noktasına yöneldi. Fiyat, çok önemli hale geldi. Tedarikçilerde de promosyon ön plana çıktı. Tüketiciye kim saygı gösterirse, kim ona dokunursa o şirketin pazar payının artması doğaldır. Haftalık alışverişlerin yüzde 38’i cumartesi, yüzde 33’ü pazar, yüzde 10’u ise cuma günü yapılıyor. Bu koşullarda kanalda gün değiştirme olasılığı da var. Bildiği işleri uygun yerlerde yapanlar bu değişime de uyum sağlayacaklardır.”
Türkiye’deki en büyük zaafın istatistiki verilerin azlığından kaynaklandığını söyleyen Pura, enflasyon rakamlarının bile bu anlamda hala tartışıldığını belirtti. Pura, bazı kuruluşlarca 135 milyar dolar olarak açıklanan perakende pazar büyüklüğünün Türkiye’de toplam ticaretle irdelenmesi gerektiğini ifade etti.
Tüketici güven endeksine de değinen Pura, 2005 yılında güven endeksinin 103 iken bu rakamın 2008 yılının ikinci yarısında yüzde 62’ye düştüğünü kaydetti. Pura’ya göre bu dramatik düşüşle ilgili sektör oyuncularının gereken önlemi almaları gerekiyor.
Türkiye kozmetik ve temizlik ürünleri pazarının en önemli sorunlarından birinin de sahte ve kaçak ürünler olduğunu belirten TOBB Türkiye Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Meclis Başkanı Ahmet Pura, “2008 yılı başında, ‘Sahte ve Kaçak Ticari Malların Türkiye Ekonomisine Etkisi’ adlı bir kitap yayınlandı. Bu kitaba göre Türkiye’de toplam vergi kaybı 4.9 milyar dolar. Kişisel bakım ve temizlik ürünlerinde sahtecilik ve kaçak oranı ise yüzde 13. Kaçak ve sahte ürünler genelde semt pazarlarında ve işportalarda satılıyor. Türkiye’de kaçak ve sahte üretim olmasa 60.693 kişiye istihdam kapısı açılıyor” dedi.
Pura, TOBB sektör meclisinin 2006 yılında çalışmalara başladığını, sektör meclisinin TOBB yönetimi, hükümet, bürokrasi ve iş yaşamı arasında köprü görevi gördüğünü söyledi.
Sektör meclisinin sektörün bütünleşmesi için önemli bir rol oynadığının altını çizen Pura, ‘Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Sektör Raporu’nun bu sektör meclisi sayesinde hazırlanmasından dolayı mutlu olduğunu ifade etti.
Konsantrematik’e ilgi var
Sabun ve Deterjan Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Pura, yeni uygulamaya konan konsantrematik deterjan üretiminin bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu da söyledi. Konsantrematik deterjanın çevre duyarlılığını ön plana çıkardığını, daha az deterjan ve daha az su kullanımını sağladığını belirten Pura, bu sayede deterjan kullanımının yüzde 33 azaldığını söyledikten sonra şu bilgileri verdi:
“Bir yılda tüketilen 760 bin ton çamaşır deterjanı, konsantre ürünlere geçiş ile yüzde 33 miktarda azalıyor ve 251 bin tonluk deterjan tasarrufu sağlıyor. Çevre duyarlılığını ön plana çıkaran projemiz, doğru çamaşır yıkama alışkanlıklarının geliştirilmesiyle birlikte daha az deterjan kullanımının yanı sıra su ve enerjiden de ciddi bir tasarruf sağlanmasını hedeflemektedir. Avrupa pazarlarında enerji tüketiminde yüzde 6.4, kimyasal madde kullanımında yüzde 7.9, ambalaj malzemeleri kullanımında yüzde 6.7’lik bir azalma var. Projeye katılan dernek üyelerimizden 4 büyük markanın cirodaki pazar payı yüzde 94.2.”
Parlak gülüşler, parlak gelecekler
“Parlak Gülüşler, Parlak Gelecekler” projesinin Colgate Palmolive’in bir dünya projesi olduğunu belirten Colgate Palmolive Hacı Şakir Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Pura, “Bu proje 16 yıldır dünyada her yıl, 80’den fazla ülkede uygulanıyor. Aralık 2007 sonu itibarıyle tüm dünyada 500 milyon çocuğa ulaşıldı. Tüm dünyada ilkokul 3. sınıf öğrencilerine gidiliyor. Zira çocuklarda ağız ve diş sağlığı algılaması 3. sınıfta başlıyor. Colgate Palmolive’in bu büyük projesi Türkiye’de, Ağız ve Diş Sağlığı Derneği, TOÇEV ve Milli Eğitim Bakanlığı destekleriyle sürdürülüyor. Türkiye’de 2008 yılı sonu itibarıyle 771 bin çocuğa ulaştık. 2009 yılı sonu itibarıyle 1 milyon 250 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. MEB ile yaptığımız 5 yıllık sözleşme doğrultusunda proje sonunda 2.5 milyon çocuğa ulaşmış olacağız. Ayrıca ‘Ağız Sağlığı Haftaları’ düzenliyoruz. 2008 yılında 5666 gönüllü diş hekimi kampanyaya katılarak halkı bilinçlendirip diş sağlığı taraması yaptı. Bu projeyi de 9 yıldır sürüdürüyoruz” dedi.
|