|
Perakende sektörünü düzenleyici bir kanunun çıkmasından ümit kesildiği bir dönemde, Rekabet Kurumu’nun yaptığı incelemeler dikkat çekti. Kurum, Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliği Sektör İncelemesi’nin ilk aşamasını titizlikle sürdürdü ve bir ön raporu kamuoyu ile paylaştı.
İncelemenin ikinci aşamasına çok yakında başlanacak. Tedarikçilere yönelik bu saha çalışmasının amacı; tedarikçilerden, perakendeci-tedarikçi ilişkilerini analiz etmeye yönelik bilgiler edinmek.
Kurumun sektörümüzle ilgili bu titiz çalışmalarını yakından takip eden yayın organı olarak sizlere bugüne kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak çalışmalar hakkında bilgi vermesi için Başkan Yardımcısı H. Erkan Yardımcı’ya sorularımızı ilettik.
Rekabet Kurumu’nun görev ve sorumluluklarını kısaca anlatır mısınız?
1997 yılında faaliyetine başlamış olan Rekabet Kurumu’nun asli görevi, rekabet sürecinin ve serbest rekabetin korunmasıdır. Sağlıklı bir piyasa ekonomisinin oluşması için, rakip teşebbüsler arasında etkin bir rekabet sürecinin gelişmesi ve bu süreçte başarılı olan teşebbüslerin piyasada varlığını devam ettirmesi gerekir. Bu görev çerçevesinde Rekabet Kurumu, teşebbüsler arasındaki rekabeti sınırlayıcı anlaşmaların önlenmesi, hakim durumun kötüye kullanılmasının engellenmesi ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralmaların yasaklanması işlevlerini yerine getirmektedir. Bu işlevler yerine getirilirken; araştırma ve soruşturmalar yürütülmekte, ilgili teşebbüs ve teşebbüs birlikleri ile kamu kurumlarından bilgi istenmekte, teşebbüslerde yerinde incelemeler gerçekleştirilmekte, 4054 sayılı Kanun’a aykırı davranışlar tespit edilmesi halinde ise idari para cezası uygulanmasına karar verilmektedir. Rekabet Kurumu, 4054 sayılı Kanun kapsamındaki rekabet ihlalleri ile mücadele ederek piyasalardaki rekabetin korunmasının yanında; rekabetin önemi konusunda toplumsal duyarlılığı artırmaya ve rekabetin nasıl tesis edileceğine ilişkin görüşlerini yetkili merciler ve kamuoyu ile paylaşmaya dönük “rekabet savunuculuğu” faaliyetinde de bulunmaktadır.
HTÜ pazarının Türkiye’deki büyüklüğü ve organize perakende payı hakkında bilgi verir misiniz?
HTÜ perakendeciliği pazarının toplam büyüklüğü ve organize perakendenin payı konusunda çeşitli tahminler bulunmakla birlikte, Kurumumuzca hazırlanan raporda, toplam pazar büyüklüğü ve organize pazarın payı bakımından, Euromonitor araştırma şirketinin Türkiye perakende pazarına ilişkin yaptığı çalışmadaki veriler kullanılmıştır. 1990’lı yılların başından itibaren hızlı tüketim ürünleri perakendeciliğinde, organize perakendenin payı artmaktadır. 2004 yılında 72 milyar TL olan toplam ticaret, 2009 yılında 93 milyar TL’yi aşmıştır. Organize perakendenin ağırlığı 2004’te yaklaşık %30 iken 2009’da %43’ü aşmıştır. Geleneksel perakende ise, sektördeki payı azalmakta olsa da, hala önemli bir büyüklüktedir. Değişen demografik yapı ve tüketici alışkanlıkları ile birlikte önümüzdeki yıllarda organize pazarın toplam pazar içindeki ağırlığının artmaya devam edeceği düşünülmektedir.
HTÜ’nün satıldığı organize perakende sektörünün ülkemizdeki payını ve firmaların bu paydan aldıkları oranları nasıl değerlendiriyorsunuz?
HTÜ perakendeciliği pazarı özellikle organize pazardaki büyüme ile dikkat çekmektedir. Organize perakende pazarı 2004-2009 arasında değer bazında iki kat büyürken, geleneksel kanal nominal olarak neredeyse aynı kalmış; ancak, reel olarak küçülmüştür. Pazarda yer alan teşebbüslerin paylarına bakacak olursak, yoğunlaşma oranlarının henüz Avrupa ülkeleri seviyesinde olmadığını söyleyebiliriz. Ülkemizdeki en büyük dört organize perakendecinin pazar payları toplamını gösteren CR4 oranı 2009’da %32 olarak gerçekleşmiştir. Aynı oran İngiltere, Almanya ve Fransa’da %65-70 arasında, İsveç, İzlanda ve Finlandiya’da ise %90’ın üzerindedir. Dolayısıyla, organize perakende pazarının, hem toplam pazar içindeki payı, hem de yoğunlaşma oranları bakımından ülkemizde daha alacak yolu olduğu söylenebilir.
Bu değerlendirmeniz ışığında perakende sektöründeki birleşme, satın alma, ortaklık girişimleri hakkında neler söylemek istersiniz?
HTÜ perakendeciliği pazarındaki birleşme/devralmalarda coğrafi pazarın nasıl belirleneceği önemli bir husustur. Geçmiş Kurul kararlarında coğrafi pazar tanımı genellikle il bazında yapılmıştır. Bu noktada, yapılan incelemelerde, bölgesel olarak, hatta bazı önemli iller bazında yoğunlaşma oranlarının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunun tespit edildiğini de belirtmek gerekir. Bu nedenle, birleşme/devralma analizleri bakımından teşebbüslerin ülke çapındaki pazar paylarından ziyade, ilgili coğrafi pazardaki payları önem taşımaktadır.
Perakende zincirleri için mağaza lokasyonu seçimi, rekabet gücünü belirleyen önemli unsurlar arasında gelmektedir. Bu doğrultuda, ulusal ve yerel zincirler zaman zaman, yeni mağaza açmak yerine, lokasyon seçimi iyi olan küçük ölçekli zincirleri devralarak büyümeyi tercih etmektedir. Yavaş ilerleyen/fark edilmeyen devralmalar (creeping acquisition) olarak adlandırılan bu işlemlerin rekabet üzerindeki toplam etkisi önemli boyutta olabilmektedir. Organize perakende sektörünün yoğunlaşmış olduğu pek çok gelişmiş ülkede yaşanan rekabet sorunlarının temelinde, bu tür devralmaların etkin ve zamanlı kontrol edilememesi olduğu dile getirilmektedir. Ülkemiz açısından bu sorunun ortaya çıkma ihtimalinin azaltılması ve perakende sektörünün daha yakından takip edilebilmesi adına, 2010/4 sayılı Tebliğ ile getirilen bildirim eşiklerinin perakende sektörü için düşürülmesi önerisi tartışmaya açılmıştır.
Tedarikçi-perakendeci ilişkilerinde önerilen ombudsmanlık sistemini ülkemiz açısından değerlendirir misiniz?
Tedarikçi-perakendeci ilişkilerinde yaşanan güç dengesizliklerinin ve perakendecilerin yüksek alıcı gücünden kaynaklanan rekabet sorunlarının çözümü amacıyla, İngiltere başta olmak üzere, Avustralya, Portekiz gibi birçok ülkede “Davranış Kodu” uygulamasına geçilmiştir. Söz konusu uygulama, serbest piyasa düzenine en az müdahalenin olduğu yöntemdir. Bu yöntemde, sorunun taraflarının bir araya gelerek oluşturduğu davranış kodu, tarafların üzerinde uzlaştığı bir hakem (ombudsman) tarafından gözetilmektedir. Davranış kodunun içeriği ve bağlayıcılığı, sorunun niteliğine göre değişebilmektedir. Ombudsmanlık sistemi, ülkemiz için yeni bir uygulama olmakla beraber, başarılı bir şekilde uygulanması, sektörün sorunlarına çözüm oluşturabilecek niteliktedir.
HTÜ tedarikçileri ve perakende satıcıları arasında sıklıkla yaşanan satın alma politikalarındaki şikayetler genelde küçük-orta ölçekli üreticilerden gelmektedir. Kurumunuzun bu konudaki görüş, düşünce ve önerileri nelerdir?
Perakendeciler tarafından alınan bedellerin tamamının haksız ve orantısız olduğu gibi bir tespitimiz bulunmamakla birlikte, alınan bedellerin bazı durumlarda rekabet sorunları yarattığı yadsınamaz. Özellikle, bu bedellerin sözleşme dışı ve geçmişe etkili faturalar yoluyla tahsil edilmesi, tedarikçiyi, öngöremediği bir maliyet ve ticari riskle karşı karşıya bırakabilmektedir. Elbette, tedarikçinin ölçeği, perakendecinin alıcı gücü karşısındaki pozisyonunu ve karşılaştığı sorunların boyutunu etkileyen bir unsurdur. Ancak, HTÜ perakendeciliği pazarına yönelik şikâyetlerin sadece belli bir kesim tedarikçiden geldiği söylenemez. Farklı kesimdeki tedarikçilerin farklı sorunlar yaşadıklarını biliyoruz. Bu nedenle, sektör incelemesinin ikinci aşamasında yapılacak saha çalışmasında her kesimden tedarikçinin görüşlerini almayı hedefliyoruz.
Sektör incelemesinin ikinci aşamasında yapılacak saha çalışması hakkında bilgi verir misiniz?
Sektör incelemesinin ilk aşamasında perakendecilere yönelik bir çalışmamız olmuştu. İkinci aşamada ise tedarikçilere yönelik bir saha çalışmamız olacaktır. Bu çalışmanın amacı, tedarikçilerden, perakendeci-tedarikçi ilişkilerini analiz etmeye yönelik bilgiler edinmektir. Tedarikçilere yapılan ödemelerde yaşanan gecikmeler, perakendeciler tarafından talep edilen bedeller, bu bedellere ilişkin kesilen geçmişe etkili faturalar gibi uygulamaların sektörde sıklıkla gündeme geldiği bilinmektedir. Bu doğrultuda, tedarikçilerden oldukça kapsamlı bir soru setini cevaplamaları istenecek ve söz konusu sorunların boyutları tüm yönleriyle ortaya konulacaktır. Tedarikçilerin, çok kısa bir süre içinde uygulamaya geçecek olan bu çalışmaya katılımı, sektör sorunlarının çözümü bakımından önem taşımaktadır.
|