|
Sayfiye yerlerinde büyük ulusal zincirler giderek yer ediniyor. Yazlıkta bu marketlere giden tüketici, kentine dönüşte eski alışkanlğını değiştirir mi? Hepsi için olmasa dahi bir kısmı için 'hangi marketi seçelim?' ikilemi başlamıştır.
Bu aralar Türkiye’nin yarısı yazlıklarında veya tatil yapıyor. Köyden gelen birinci veya ikinci kuşaklar da akrabalarını ziyarete gittiler.
Haliyle bu süreçte alışveriş alışkanlıkları kısa dahi olsa değişir. Kentte veya kasabada devamlı gidilen süpermarketin aynisi yoksa çevrede, bir başkası denenecektir. ‘’Ya, biz Migros’tan pek alışveriş yapmazdık fakat burada en yakınımızda onlar var’’ deyip büyük zincirlere doğru bir kayma gerçekleşir.
Sayfiye yörelerinden büyük ulusal zincirler yaratmak çok kolay değil. Yılın 3 veya 4 ayı çalışan bir mağazanın cirosu da doğal olarak 10 ay randıman verenle bir olmaz. Bu yüzden de İzmir’deki Kipa dışında hiçbir yazlık kentten (Çanakkale’den Antakya’ya kadar sahilleri tararsanız) Türkiye çapında gıda perakende zincirlerinin çıktığını anımsamıyorum.
Aksine 10 yıl öncesinde yazlık kentlerde pek yer edinmeyen fakat büyük şehirlerde güçlü varlık gösteren ulusal zincirler bu yörelerde giderek büyüyen satış alanları kurmaya başladılar. Mersin’den Ayvalık’a, Çanakkale’den Bodrum’a, Marmaris’ten Çeşme’ye tüm sıcak bölgelerde artık büyük perakende markaların çoğuna rastlıyoruz.
Bu akımın gerisinde toplumun tatil sürelerinin genişlemesi ve derinleşmesi kadar, emekli nüfusun artması ve ‘güneşe akın etmesi’ ve turizm hareketliliğinin yükselmesi de var. Bütün büyük perakendecilerin yatırım programlarında Edremit Körfezinden Fethiye’ye kadar olan şeritte yer almak önemli oldu.
Yazlıkta başka marketlere giden tüketici, kentine dönüşte eski alışkanlığını değiştirir mi? Niçin seçmişti şehrindeki o yerel marketi? Yakınlık, samimi hizmet, fiyatların cazibesi, derli toplu olması… bunlar hep rol oynamıştı yıllar önce o marketi beğenmesinde. Fakat şimdi başka oyuncular da gelmeye başladı semtine. Onlar da yakınlaştı (fakat hala eski marketi kadar değil!), onlar da ucuz (hatta yer yer daha düşük fiyatlı), onlar da hizmette kusur etmiyor… fakat işte bir kez alışmıştı eskisine. Gitmezse sadakatinden şüphe ederler miydi? Telefon bile gelebilir tanıdığı tezgahtardan: ‘’Nerelerdesiniz? Sizi özlüyoruz.’’ Can mı dayanır bu davete?
Her yaz dönüşünde yüz binlerce tüketicinin birdenbire alıştıkları marketleri değiştirmeyecekleri kesin. Fakat bir kısmı için “hangi marketi seçelim” ikilemi başlamış olacaktır.
“Yazlıktakiler fena değildi, ürünler tahminimden daha iyi sergilenmişti. Personel de bir hayli sıcakkanlıydı. Fiyatlar da genellikle daha düşük. Tek derdimiz oluyor: öngörülenden fazla harcama yapıyoruz. Hiç düşünmediğimiz ürünleri satın almaya başladık’’.
Yerel marketleri sinsi bir tehlike bekliyor: yazlıkçıların yeni yöreleri ve tatları keşfetmeleri.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ağustos 2009 - 6. sayısında yayınlanmıştır.
|