|
Retail Türkiye’nin İç Anadolu Perakendecilik Konferansında verdiğim sunumu, bu yazımda sizlerle paylaşmak isterim.
Yurt dışında şiddetle devam etmekte olan krizin etkilediği perakendecilik sektöründeki önemli aktörler hangi stratejik kararlara varacaklardır? Bu gelişmelerin yurtiçi perakendeciliğe etkisi ne olacaktır? Bu konuları tartışmaya açalım.
1) Wal- Mart – 408 milyar dolar cirosuyla dünyanın en büyük perakendecisi yılda 15 milyar dolar’a yakın kar ediyor. Bu kadar para ile her yıl Migros boyunda bir-iki zincir satın alabilir. Fakat almıyor! Dikkatli davranmaya mecbur, yaptığı hatalardan sonra. 1997’de büyük ümitlerle girdiği Almanya’dan 2006 yılında 1 milyar $ zarar ederek çıkmak zorunda kaldı.
Ayni şekilde Kore’de de satın aldığı mağazaları yerel bir zincire devrederek 2006’da ayrılma kararı aldı. Bu kadar başarılı bir perakendecinin bu iki ülkede hüsrana uğramasının nedenleri olarak yerel alışveriş kültürüne adapte olamaması gösteriliyor. Demek para gücü ve fiyatlar yetmiyormuş yeni bir pazarda yer etmeye…
Wal-Mart’ın Türkiye pazarına girmeye niyeti var mı? Avrupa’da yalnız İngiltere’de Asda ile tutunan ABD’li şirket eğer Türkiye’de fırsat olarak görülebilecek ve satın almaya uygun bir zincir varsa denemeyi düşünebilir. Bu olasılık birkaç yıl önce pek düşük iken bugün için daha yüksek olduğu anlaşılıyor. En yakın adayın Migros olduğunu söylemeye gerek yok!
2) BC Partners ve Migros – 2008 yılında, büyük krizin başlamasından birkaç ay önce BC Partners (Londra), Turkven ve DeA Capital (İtalya) bir konsorsiyum halinde Migros’u 3 milyar dolar’a satın aldılar (önce % 50.8’ini, daha sonra halka açık diğer hisseleri).
1986’da kurulan ve çok karlı operasyonlara imza atan BC Partners private equity (özel sermaye) fonu satın aldığı işleri genelde 5 – 7 yılda elden çıkarıyor. Bu dönem zarfında portföyünde bulunan ve yönetimini devraldığı şirketlerin karlarını yükseltmekle ünlü. Uydu (Intelsat) veya sanayi (Picard) firmalarının dışında Migros, fonun sahip olduğu tek perakende şirketi.
3,8 milyar $ cirosuyla Türkiye’nin önde gelen perakendecisi iddialı bir yatırım programı uygulamaya devam ediyor. Pazar payının büyüklüğü, ülke çapında yaygınlığı, format sepeti ve Türk tüketicisinin 50 yıldır kazandırdığı güven sayesinde Wal-Mart’ın dikkatini herhalde çekmiştir.
3) Carrefour – Dünyanın ikinci en büyük perakendecisi (120 milyar dolar ciro) son yıllarda beklenen performansı gösteremedi. Stratejik hissedarlarından Bernard Arnault (Fransa) ve Colony Capital (ABD) zamanında 55 euro’ya aldıkları paylardan bugün itibariyle (32 euro) kağıt üzerinde zarar etmiş görünüyorlar. Bu yüzden 2008’de CEO’luğa İsveç asıllı (Nestle’den) Lars Oloffson’u getirdiler ve hedeflerini açıkladılar:
• Yılda 500 milyon euro tasarruf edilecek,
• Gayrimenkuller satılacak ve hisse değeri yükseltilecek,
• 1’nci ve 2’nci olunmayan pazarlardan çıkılacak.
Sabancı Holding ile ortak olduğu CarrefourSA (2009 cirosu – 1,6 milyar dolar) ise yukarıdaki esaslara uygun davranarak 2008 yılında Merter arsalarını sattılar ve 405 milyon TL kar yazdılar. Hiper ve süper perakendeciliğinin 2nci oyuncusu oldukları için de Türkiye’yi bırakmaları pek olası değil. Kaldı ki Sabancı bu sektöre özel önem atfediyor ve 2010’da Teknosa dahil perakende cirolarının 5 milyar TL’ye çıkmasını öngörüyorlar.
Acaba Sabancı % 40 olan payını arttırır mı? Teknosa’yı da gruba katar mı? Bu olasılık durumunda Fransızlar ne isterler?
4) BİM – Türk indirim mağazacılığının yüz akı ve kar rekortmeni. Satış cirosu 3,6 milyar dolar ile Migros’un hemen ardından geliyor. Karları her yıl katlanarak arttı ve 2009 yılında 213 milyonu buldu. 3000’e yaklaşmakta olan mağaza sayısı ile karının 2010’da 250 milyon TL’yi aşması bekleniyor.
5) Metro / Real – Dünyanın 3’ncü perakende grubunun (2009 cirosu 95 milyar dolar) Cash & Carry ayağı (Metro) bir hayli başarılı. Toplam cironun % 18’ini (16 milyar dolar) gerçekleştiren Real mağazaları ise toplam grup karının (2.6 milyar dolar) yalnız % 2,6’sını yapıyor. Demek toptancı üstü modeli kadar başarılı değil! Türkiye’de Real marketlerinin elden çıkarılacağı uzun yıllardan beri konuşuluyor fakat sonuç yok. Real yatırımlarının yavaşladığı belli oluyor. Tesco/Kipa alıcı olur mu?
6) Tesco – Uluslarararası perakende sektörünün 4’ncü büyüğü (94 milyar dolar ciro), Türkiye ayağı Kipa’yı 2003 yılında satın aldıktan sonra iddialı bir yatırım programıyla özellikle Ege ve Marmara bölgesinde büyüyerek 2009’da 1.2 milyar dolar ciroya erişti. Fakat yıllardır hep zarar ediyor. Nitekim 2008 krizinin en ağır vurduğu Ekim ayında Türkiye’de mağaza açmaları askıya aldı ve ancak 2010 başından itibaren yeniden hızlandı.
Bu koşullarda kritik ağırlığın altında kalan Kipa Tesco perakende sıralamada 5’nciliğe razı olur mu? Çek Cumhuriyeti ve Taiwan’da Carrefour’la mağaza değiş tokuşu gerçekleştiren ve icabında girdiği pazardan çıkmayı göze alabilen Tesco Türkiye’de ne yapacak? Bu konumda fazla kalamaz. Stratejik bir karar alma gereği var.
Diğer taraftan Tesco’nun İngiltere’de pazar payı: % 30.8. Bu düzeyden yukarı daha fazla büyüyemeyeceği için ve yüksek karlılık (2009 - 5 milyar dolar) gücüyle uluslararası pazarlara daha fazla yükleniyor. Çin’de yatırım programı 2016’ya kadar 80 alışveriş merkezi açmayı öngörüyor. Buralarda 800,000 m2’ye bedel Tesco hipermarketleri olacak. Neredeyse İngiltere’den sonraki en önemli hamle!
ABD’de de Fresh & Easy ortaboy market formatıyla kendine yer edinmeye çalışıyor. Geçen yıl 250 milyon dolar’lık zarara rağmen yatırımlara devam etmeye kararlı.
Türkiye’den ise gitmeye mi niyetli? Yoksa bir başka zinciri satın alarak ilk 3’e girmeyi mi düşünür?
7) Kiler – Yerellerin en büyüğü 840 milyon TL (0,6 milyar dolar) cirosuyla Türkiye sıralamasında 6’ncı. Zaman zaman daha küçük zincirleri satın alarak (Ankara Canerler) inorganik büyüme gerçekleştiren Kiler kardeşler son birkaç yılda dikkatlerini daha fazla Sapphire (ülkenin ve İstanbul’un en yüksek binası) üzerinde yoğunlaştırdılar.
Gayrimenkul geliştirme alanında yüksek karlılık görürlerse perakende işlerini satmaya da karar verebilirler. Yeter ki istedikleri fiyatı veren çıksın. O güne kadar mağaza yatırımlarına, daha yavaş da olsa, devam ederler.
Tüm yukarıda soruların cevaplarını 2010 yılı içerisinde göremeyebiliriz. Fakat düşen enflasyon ve yükselen rekabet (dünya ve Türkiye’de) büyük perakende gruplarını stratejik kararları daha hızlı almaya yöneltecektir.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Mayıs 2010 - 15. sayısında yayınlanmıştır.
|