|
Küresel zincirleri çıkaran ülkelerin kültürleri, yaklaşımları, yönetim felsefeleri, insan kaynakları ve finans olanakları ile Türkiye nasıl kıyaslanabilir?
Küresel gıda perakendecisinden kastımız ne? En az 5 ülkede etkin ve en az 10 milyar ABD Doları ciro sağlayan şirket olarak ele alalım. Kimdir bunlar?
Bunlara karşın Türkiye’deki en büyük perakende zinciri Migros’un yurt dışında 4 ülkede mağazası var (Makedonya, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan). BİM’in ise Fas’ta 10 yeni mağaza açacağı açıklandı.
Yanda sıraladığımız küresel zincirleri çıkaran ülkelerin kültürleri, yaklaşımları, yönetim felsefeleri, insan kaynakları ve finans olanakları ile Türkiye nasıl kıyaslanabilir? Türk perakendecileri de ülke zenginliklerinden güç alarak, en azından bu bölgede önemli oyuncu olmaya soyunabilirler mi?
Perakendenin uluslararası şirketleri neden ABD, Almanya veya Fransa’dan çıkıyor? Dünyanın en büyük araç (artık ABD hariç!) veya ilaç üreticileri de oralardan kaynaklandığı için herhalde. Büyük bankalar da (veya eskiden büyüktüler) aynı ülkelerden çıkıyor. Gelişme süreçlerine göreceli olarak erken (19. yy) başlamışlar, imparatorluklar kuran, eğitime önem veren, sanayileşen toplumlar olarak süregelmişler.
Başka yetenekleri de var mı? Örneğin Fransa’nın güçlü olmasının nedeni gıda sanayisinde çeşitliliğin ve perakende sektöründe keskin rekabetin 1960’lı yıllarda (Carrefour, Promodes, Auchan, Leclerc hep aynı dönemde kuruldu) başlamış olması. Carrefour’un 1970 ve 80’lerde ilk İspanya ve Brezilya yatırımları da kültürel olarak Fransızlar’a kendilerini yakın hisseden pazarlardan alevlendi.
ABD’de Wal Mart, ekonomisi en büyük ülkede olmanın avantajlarından yararlandı. Fakat yurt dışına açılması yakın bir döneme (1990’lar) rastlar: Meksika, Brezilya, ardından Almanya, İngiltere ve Çin. Wal Mart’ı büyüten esas anlayış tüm veri tabanını (lojistik, tedarik ve satış) uydular yoluyla her an takip etmek için yaptığı dev yatırımlardır.
Almanya başka bir noktadan geldi. 1920’lerin hiperenflasyon zamanlarından bu yana Almanlar tasarrufçu bir ulus olarak bilinirler. Fiyata en duyarlı milletlerden oldukları için hard discount’çular (Aldi, Lidl) ilk başarılarını orada kazandılar ve iş modellerini tüm Avrupa’ya yaydılar. Metro ise toptancı üstü fikrini en esaslı uygulayan şirket olarak üstünlük sağladı.
Dikkat ederseniz İtalya yok bu listede. Çünkü bu Akdeniz ülkesi 50 yıldır uyguladığı perakende sektörünü koruma politikalarının, kendi işletmelerini ne kadar zayıflattığını geç fark etti. Uzun bir süre dış ülkelerden yatırım kabul etmedi. Sonunda öz şirketleri güçsüzleşti ve bugün İtalya’nın tüm büyük gıda perakendecileri uluslararası şirketlerin (Carrefour, Auchan) kontrolünde. Farklı olan yalnız Coop Italia. O da komünist bir kooperatif olarak satın alınma olanağı olmayan bir yapıda.
Türkiye’den küresel/bölgesel perakendeci çıkar mı? Çıkmasına çıkar:
• Türkiye’nin kültürü ihraç edilmeye uygundur. Yemeklerinin kalitesinden ve lezzetinden tutun da, televizyon dizilerinin albenisine varıncaya kadar cazip olan bir yerde yaşıyoruz. Türkiye dışında yaşayan birçok tüketici bu ülkenin ürün ve hizmetlerini almaya hazır olacaktır.
• Türkiye’nin büyük iç pazarı vardır. Ülke pazarı büyük olmayan perakende sektörünün bölgesel oyuncu olma şansı yoktur. Birçok dalda rekabetçi olmalarına rağmen Avusturya veya İsviçre uluslararası gıda perakende zincirleri oluşturamamışlardır. Portekiz veya Macaristan da öyle. Hollanda veya Belçika kökenli büyük perakendecilerin ilk çıkışları ise şöyle: Pazarlarını yalnız kendi ülkeleri olarak görmediler. Belçika, Hollanda, Almanya’nın batısı, Fransa’nın kuzeyi aynı karakteristik özellikleri taşıyor. Bu bölge tek pazar konumunda!
• Türkiye’nin etki alanı genişlemektedir. Balkanlar’dan (Romanya, Bulgaristan, eski Yugoslavya) başlayarak, bazı Akdeniz (Mısır, Tunus, Fas) ülkelerine, Kafkaslar’a (Azerbaycan, Gürcistan), Orta ve Yakın Doğu’ya (Ürdün, Körfez Emirlikleri, Irak, İran, Pakistan), Türki Cumhuriyetleri’ne (Kırgız, Kazak, Türkmen, Tatar, Özbek vb) ve Ukrayna ile Rusya’ya uzanan coğrafyada Türkiye’nin etkisi giderek artmaktadır. Dış politikası da bu ülkelerde yakından takip edilmektedir.
• Türkiye’de hizmet anlayışı gelişmektedir. Bu noktada Fransa veya İtalya ile kendimizi kıyaslarsak eğitim eksikliğimizi özveri ve azim ile kapatıyoruz diyebiliriz. Hedefi iyi çizildiği takdirde insanımız verimli çalışmaya açıktır.
• Türkiye’de perakendecilik becerileri hızla ilerlemektedir. Metro’nun Türkiye’ye geldiği 1990 yılından beri yerli sermayeli zincirlerin yetenekleri, satın alma ve satış becerileri hızla yükselmiştir.
Yukarıdaki avantajlara rağmen Türk gıda perakendeciliğinin en büyükleri halen uluslararası sermayeli şirketler olmaya devam etmektedir. İdeal formül ise ulusal sermayenin getirdiği Türkiye anlayışı ile uluslararası sermayenin becerilerini harmanlamaktan geçiyor. Migros (BC Partners/Turkven/Bülent Özaydınlı) ve CarrefourSa (Carrefour/Sabancı) bu modelin iyi örnekleri arasında.
Salt yerli sermayeli zincirlerimizin durumu ne olacak? Kanımca yol haritası şöyle:
• Sermaye gereksinimi için uluslararası şirketlerle iş birliği yapılabilir. Türkiye daha uzun bir süre sermaye yetersizliği çeken bir ülke olmaya adaydır. Bankalar dışında borç olanakları son derece kısıtlıdır. Batı’nın sık kullandığı uzun vadeli borçlanma tahvilleri Türkiye’de, devletin bu piyasayı tamamıyla kontrol etmesinden dolayı, yok gibidir. Bankalardan borçlanma ise kısa vadelidir ve yatırımlar için kullanılmamalıdır.
Bu koşullarda ulusal sermayeli perakende zincirlerimizin yurt dışı ile iş birliği yapmaları, hisse alışverişinde bulunmaları ve uzun vadeli programlar çerçevesinde kısmen kontrolü paylaşmalarında yarar var. Bazı Türk patronlarımıza bu yöntem çok güç hatta ‘onur kırıcı’ bile gelebilir. Fakat bölgesel oyuncu olmak için bu yollardan geçmeliyiz.
• Hükümran kültürümüze ‘paylaşımcı’ bir kavram kazandırabiliriz. Yerli sermayeli zincirlerimizin yöneticilerinin demeçlerine veya kurumsal broşürlerine bir göz atarsak sık sık ‘Yabancılara bu kadar taviz vermeyelim’, ‘Biz bu işi daha iyi biliriz, çünkü biz buranın çocuğuyuz’ gibi satırlara rastlarız.
Bölgesel hedefleri olan bir Türk şirketinin ihraç edeceği kültürü veya yönetim ruhunu gideceği ülke koşullarına uyarlaması gerekir. Vatanseverlikten kopmadan fakat fazla da abartmadan bu toprakların cazip yanlarını paylaşmaya hazır olmalı. Yoksa gidilen ülkede bize de ‘yabancı’ muamelesi yapmaları işten değildir. ‘En büyük Türkiye’ demenin bir başka yolu en iyi hizmeti, en dürüst fiyatlarla, en doğru zamanda sunmaktır.
Sonuçta küresel olmasa dahi bölgesel perakendeci olmaya aday şirketlerimiz var. Doğru felsefe ve yöntemlerle onları Kişinev’den Kahire’ye, Tunus’tan Taşkent’e, Belgrat’tan Bağdat’a uzanan bir haritada görmeyi bekliyoruz
|
Dünyanın önde gelen gıda perakendecileri (*)
2007 Ciro Ülke
(USD milyar) Sayısı
• Wal Mart (ABD) 375 14
• Carrefour (Fransa) 113 33
• Tesco (İngiltere) 95 13
• Metro (Almanya) 88 32
• Lidl/Kaufland (Almanya) 69 24
• Aldi (Almanya) 58 15
• Rewe (Almanya) 52 14
• Auchan (Fransa) 49 11
• Leclerc (Fransa) 45 6
• Intermarche (Fransa) 41 8
• Ahold (Hollanda) 39 9
• Casino (Fransa) 32 11
(*) Deloitte - Perakendenin Küresel Güçleri 2009.
Yalnız 5’ten fazla ülkede faaliyet gösteren ve
cirosu gıda ağırlıklı olanlar seçilmiştir.
|
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Haziran 2009 - 4. sayısında yayınlanmıştır.
|