|
Ciro eşiklerinin düşürülmesi perakende sektörünün büyümesini ve gelişmesini yavaşlatır ve küçük ölçekli aile tipi zincirlerin hissedarlarının aleyhinedir.
Rekabet Kurumu 3. Daire Başkanlığı’nın bir yıldan beri sürdürmekte olduğu ‘’Türkiye Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliği Sektör İncelemesi Ön Raporu’’nun ilk aşaması (sayfa 16) geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıklandı. Sektördeki rekabet sorunlarına yönelik olarak kamuoyu tartışmaya davet edilmektedir.
Rekabet Kurumu’nun (RK) görüşlerine başvurduğu sektör temsilcileri arasına beni de kattılar. RK yetkilileri, 13 Mayıs 2010’da Konya’da yaptığım bir sunumdan (1) hemen sonra temasa geçtiler ve sektör hakkında daha fazla bilgi almak istediklerini söylediler. Birkaç ay sonra da İstanbul’a yaptıkları bir inceleme gezisi sırasında uzunca bir görüşme yaptık ve karşılıklı olarak düşüncelerimizi aktardık.
Raporun önerileri:
Öneri 1: Yoğunlaşmaların Bildirilmesine Yönelik Ciro Eşiklerinin Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliği ile Sınırlı Olmak Üzere Düşürülmesi –
• Daha önce birleşme eşiği 100 milyon TL’ye çıkarılmıştı (2). Şimdi bu düzeyin düşürülmesi için RK zemin yokluyor. Amaç: Küçük ölçekli devralmaların (creeping acquisition) ilerde ‘’rekabetçi endişeler’’ yaratmasını engellemektir. Buna örnek olarak da Fransa’daki yasalar verilmektedir.
• Son yıllarda birleşmeler genellikle 50 milyon TL’in altındaki ciroları kapsıyordu. Bu kez RK inceleme eşiğini önemli ölçüde indirerek hemen tüm devralmaları RK’in süzgecinden geçirmeyi öneriyor. Hayata geçerse perakende sektöründe birleşmelerin tamamı RK’ye gidecek.
Bu önerinin perakende sektörünün büyümesini ve gelişmesini yavaşlatacağını düşünüyor ve küçük ölçekli aile tipi zincirlerin hissedarlarının aleyhine olduğuna inanıyoruz.
• Rekabetin korunarak sektörün büyümesi ve gelişmesi ne anlama gelir? Kanımızca ancak ‘’nihai tüketicinin önündeki seçim hakkının bolluğu ve ucuzluğu’’ amaçlanmalı. Örnek alınan Fransa’da 1960’larda yoğunlaşma düşükken fiyatların göreceli düzeyi yüksekti. Perakendeciler büyüdükçe ve pazar payları arttıkça enflasyona göre fiyatlar geriledi ve tüketicinin satınalma gücü yükseldi.
• Oysaki 1996’da çıkan Galland Yasası maalesef serbest piyasa koşullarına müdahelede bulunarak fiyatların giderek artmasına yol açtı (3).
• Kaldı ki Fransa gibi ilk 4 perakendecinin (CR4) pazarın % 67,5’ine sahip olduğu bir ülke ile Türkiye gibi CR4’ün payının yalnız % 14 olduğu bir ülkeyi karşılaştırmak doğru olmaz.
• Eğer planlandığı gibi eşik 5 milyon TL olursa, bu düzeyin altında pek zincir kalmadığına göre tüm birleşme projelerinin başvurmaları RK’in işgücünü çok artıracaktır.
• Sektörde 10 – 15 yıldır çalışan, ailenin veya küçük ortakların sahip olduğu ve artık bunaldıkları için işi satmak isteyenlere ciddi bir zorluk çıkmaktadır. Devralmayı düşünen büyük zincir ‘’RK’ye gitmeliyiz, çıkar mı, çıkmaz mı bilinmez!’’ diyerek satınalma bedelini düşük tutmaya gayret edecektir.
• Gerçekleri görelim: Sektörde birkaç şubeli zincirini satmak isteyenlerin sayısı, satın almak isteyenlerden kat kat fazladır. Bugün tüm büyük perakendecilerin önlerinde 10 – 15 devralma projesi vardır.
• Bu öneriyle Türkiye’de perakendecilikten artık çekilmek isteyen yüzlerce ailenin alacakları tutar giderek düşecektir.
• O halde neden birleşmelere ‘’müdaheleci’’ bir uygulama yapılsın? Amaç: Türkiye’de yerel veya ulusal zincirlerin daha da büyümelerine imkan verecek bir iklimin oluşturulmasıdır.
Önerimiz: Eşik düşürülmesin!
Öneri 2: Davranış Kodu ve Ombudsmanlık Sisteminin Hayata Geçirilmesi –
RK’in amacı tüm projelerin kendine gelmesinden ve ‘bürokratik bir açıdan’ değerlendirmektense, piyasayı ve rekabet kurallarını iyi bilen bir hakemin (ombudsman) süzgecinden geçirilmesini sağlamaktır. Fikir iyi fakat seçilecek kişi fevkalade önemli.
Ombudsmanda olmasını önerdiğimiz vasıflar:
• Yanız Türkiye perakendeciliğini değil, dünyayı tanımalı. Sonuçta ülkenin gideceği perakende yol üç aşağı, beş yukarı İspanya’dan farklı değil. Biz Batı Avrupa ülkelerini takriben 15 – 20 yıl gecikmeyle takip ediyoruz. Hiç olmazsa perakendecilik alanında!
• Yatırımcı veya girişimci tarafı olmalı veya bu sektörün içinden gelmeli fakat artık hiç bir çıkar bağlantısı olmamalı.
• Yarın öbürgün büyük çıkarların rol oynayacağı ve ciddi baskıların oluşabileceği bir ortama göğüs gerecek kadar varlıklı olmalı veya alacağı gelirin vereceği kararlarla dengeli olması sağlanmalı.
• Hukuk bilgisiyle, rekabet ve pazar bilgileri iyi harmanlanmalı.
• İletişimde güçlü olmalı! Çıkacak sıkıntılarda verdiği kararları kamuoyuna anlatma yeteneği ve toplumun güvenini kazanma yetisi birinci derecede önemli. Sonuçta ‘’tüketicinin hakkının korunduğunu’’ gösterebilmeli.
• Hakemin varacağı kararların RK’den dönmeyeceği konusunda güvence verilmeli.
Bu noktadan hareketle ‘’Davranış Kodu’’nun hayata geçirilmesi için tüm sektör oyuncuları bir araya gelebilir ve önerilerini sıralayabilirler. Fakat dinamik ve teknolojide hızla ilerleyen bir alana ‘dar gömlek’ değil, genel ilkelerle çevrili bir kapsam sunulmalı.
Önerimiz: Ombudsman bilgili, yetkili ve etkili olmalı!
Öneri 3: Tedarikçi-Perakendeci Anlaşmalarının Rekabet Kurumuna Yıllık Olarak Gönderilmesi -
Bu öneriyle RK ’’büyük perakendeci tarafından istismar edilen küçük üreticiyi korumayı’’ amaçlıyor. İyi niyetine rağmen sakıncalarını şöyle öngörüyoruz:
• Anlaşmaları okuyacak, analiz edecek, kıyaslayacak, araştıracak, arşivleyecek uzmanlara gerek olacak ve bir kez daha RK yük altında kalacak.
• Devletin (RK) ’’müdaheleci’’ niteliğiyle ’’rekabeti ve özellikle tüketiciyi koruma’’ niteliği karşı karşıya gelecekler.
• Esas olarak tüm rekabet hukuku üreticiyi veya onunla tüketici arabirimindeki perakendeciyi değil doğrudan tüketiciyi koruma ilkesini gözönünde bulundurmalı.
• Bu açıdan bakıldığında eğer perakendeci, üreticiden ucuza almış ve tüketiciye uygun fiyatla ürünü aktarmışsa RK’in buradaki rolü ne olmalı?
Önerimiz: Yıllık Anlaşmalar ancak şikayet olduğunda gündeme gelmeli, yoksa piyasanın serbestiyetine müdahele edilmemeli.
Doğal olarak RK bugüne kadarki perakende devralma incelemelerinin tümünü kabul ettiğini ve itiraz etmediğini söyleyecektir. Doğrudur! Fakat bundan sonraki birleşme projelerinin büyük çoğunluğunun RK’ye gelmesi, üstelik tedarikçi-perakendeci anlaşmalarından RK’in haberdar olmak istemesi bürokratik yükü fevkalade artıracak, incelemelerin gecikmesine yol açacak ve esas amaç olan rekabetin korunması için gereken serbest piyasa ikliminin oluşmasına sekte vuracaktır.
1) http://www.retailturkiye.com/rauf-arditti/uluslararasi-perakendecilikte-gelismelerin-yurt-icine-yansimalari
2) http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/10/05/rekabet_kurumundan_sirket_evliliklerine_destek
3) http://www.highbeam.com/doc/1G1-132238067.html
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Mart 2011 - 25. sayısında yayınlanmıştır.
|