|
Retail Türkiye’den önce aynı ekibin çıkardığı Satış Noktası’nda (Başlangıç: Eylül 1996) yazardım. Her iki dergide hemen hemen 15 yıldır sektörün meselelerine, dertlerine ve geleceğine dair yazılar kaleme aldım. Beklentilerin yüksek tutulduğu fakat her defasında boş çıkan Perakende Yasa ile ilgili belki 4 yazım yayımlandı yıllar içerisinde.
Bu yasanın sektörün bir kesiminin ve özellikle yerel perakendecilerin umut ettikleri gibi çıkmayacağını öngördüm. Böylesine bir yasanın çıkmasını istemediğim veya yararlı olacağını düşünmediğim için değil. Fakat AKP hükümetlerinin temel felsefesiyle, çıkması istenilen yasanın mantığının çelişkili olduğunu sezdiğim için.
Sonucu biliyorsunuz. Neden bu noktadayız? İnceleyelim:
Yerel perakendeci ne istiyor?
• Mağaza açılmalarının kontrol altına alınmasını. • Pazar gününün alışverişe kapalı tutulmasını. • Büyük finans gücü olan zincirlere karşı korunmayı. • AVM yatırımlarının nispi olarak yavaşlatılmasını. • Kendi yerellerinde büyüklerin mağaza açmalarının engellenmesini (en azından frenlenmesini).
Eninde sonunda yasayı hazırlayacak AKP’nin ne istediğini bilmek için Başbakan Erdoğan’ın temel yaklaşımını doğru okumak gerekir. Yereller nezdinde bir hayli rağbet gören Sayın Erdoğan hayatın ve uluslararası ekonominin gerçeklerini çok iyi biliyor. Teknoloji ve finansın oynadığı rolün yadsınamayacağını ve eninde sonunda galebe çalacağını hissediyor ve ona göre politikalar güdüyor.
AKP ne istiyor?
• Uluslararası sermayeye (perakende sektör dahil) açık bir ülke.
• Vergi ödeyenlerin sayısını arttırmak.
• Toplam vergi gelirini yükseltirken istihdam ve KDV dışındaki vergileri (kurumlar vergisi dahil) düşürmek.
• Kayıtdışılığı zapt-ı rapt altına almak.
• Anadolu tüketicisinin ayağına ‘Avrupa’yı getirmek.
• Rekabeti güçlendirmek ve tüketicilere bol ürün seçimi ve ucuzluk vadetmek.
Dolayısıyla yasanın piyasayı denetleyecek şekilde çıkmasını isteyenlerle bugünkü serbestiyet ortamının devamını ümit edenler arasında mücadele vardır.
Tabiiki AKP hükümetleri yerel perakendecilerin güçlenmelerini, halka açılmalarını ve uluslararası sermayeye kafa tutmalarını gönülden arzular. Fakat bunu dış sermayenin önüne yasal engeller koyarak değil, rekabet ortamında yerellerin daha iyi işletim sistemleri kurmalarını ve daha rekabetçi kimliğe bürünmelerini sağlayarak yapmak ister.
Bu yasa çıkar çıkmasına da… Ne Rekabet Kurumunun tasarısına tam uygun olur (bak: RT - Nisan sayısı: Rekabet Kurumu Perakendecilik Ön Raporunun Felsefesi – Yorumlarım) ne de Ticaret ve Sanayi Bakanlığının daha önceki taslaklarını tıpa tıp takip eder.
Çıkacak yasa (çıkarsa):
• Rekabeti dinamik kılacak,
• Vergi gelirini düşürmeyecek,
• Bir noktadan sonra yeni AVM projelerini denetleyecek,
• Uluslararası sermayeyi ülkeden soğutmayacak,
• Üreticileri perakende sektöre karşı nispeten koruyacak,
Tarzda olacaktır.
Memlekete ve tüketiciye hayırlı olsun!
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ağustos 2011 - 30. sayısında yayınlanmıştır.
|