|
Uzun yıllar çalıştınız, emeğinizi büyüttünüz, sonra başkasına devrettiniz, aldığınız paranın kıymetini biliyorsunuz. Korumaya gayret etmeli, ilerde ayni fırsatlar gelmeyebilir.
Retail Türkiye’nin bu sayısının gıda perakendeciliğinde birleşme ve satınalmalara odaklanması çok yerinde. Yükselen giderler ve daralan marjların sektörü sürüklediği ortamda zincirini devretmek isteyen onlarca sermayedar/ortak/aile “onurunu ve özgüvenini’’ koruyarak işten çıkmak için bir yol arıyor. Gıda perakendesinin son 25 yılını, hem donanım yanından hem de özellikle devirlerde danışmanlık açısından izlemiş biri olarak şu gözlemimi kaydetmek isterim (tamamen veri ve deneyimlerime bağlı olarak).
Bir gıda perakendeciliği zincirinin büyüme evreleri şöyle gelişiyor:
• 10 Şubeye Kadar – Aile veya ortaklar/akrabalar kontrolünde. Açığı/kapalısı yakından takip ediliyor. Uzun çalışma saatleri aile/yöre sadakatıyla idare ediliyor. Çalma/çırpma yok denecek kadar az. Patron(lar)a bağlılık esas.
• 10 – 50 Şube arası – Hızlı büyüme dönemi. Yer seçimi kararlarının ve yetişen personelin dinamizmiyle ciro artışı. Düşen marjları göreceli olarak kamufle eden vadeli alımlar. İlk önemli donanım/yazılım yatırımları sayesinde işin kontrolünün profesyonellere kısmen devri. Beraberinde nispi yasallaşmanın getirdiği maliyet artışları. Yükselen değer olmanın getirdiği heyecanla yeni atılım arayışları. Diğer taraftan risk artışının ortakları düşünceye sevk etmesi: Gerek borçların artması, gerekse iç kayıpların yükselmesi. Dolayısıyle satmanın zamanı geldi mi?
• 50 Şubeden Ötesi - Kadro giderek oturuyor ve marka ilk açılan semtlerin dışında da tanınmaya başlanıyor. Artık satmayı düşünen değil, satınalmayı planlayan bir yapı. Nakit akış sıkıntılarına rağmen tedarikçiler nezdinde itibar halen güçlü. Doğduğu büyük kentte müşteri bilinirliği ve sadakati sağlam. Fakat kentin dışına çıkıldığında riskler çok fazlalaşıyor. Aile hakimiyeti azalıyor, profesyoneller kuvvetleniyor. 500 milyon ciroya uzanan stratejiyi saptamak gerek, yoksa ulusal ve uluslararası rekabet daha fazla artmadan güzel fiyata çekilelim mi?
Peki, satalım da parayla ne yapacağız? 10 yıldan bu yana gıda perakendeciliğinde mağazalarını (hiç olmazsa çoğunu) satarak (veya devrederek) piyasadan çekilen bazı patronlara bakalım, onlar ne yapmışlar?
Greens / Fiba (1999 – 2000) – 18 milyon $ ciro yapan ‘Greens’ (o zamanki adıyla) zincirini Hüsnü Özyeğin’in sahibi olduğu Fiba Grubuna (Gima) satan Karabatak Ailesi (Saim ve Rahim Beyler başkanlığında) aldıkları nakit sermaye ile borçlarını kapattıktan sonra PM’i (Perakende Mağazacılık) kurdular. İlk başlarda güzel ilerledikten sonra mağaza verimliliği düşmeye başladı ve operasyonları 2008 yılında kapattılar.
Nazar / Makro – 30 civarında mağazasını Makro Market’e satan Satılmış Çatak aldığı parayla sektöre yatırım yapmadı. Gıda üretimi ile uğraşıyor (Uzungil Gıda’nın sahibi).
Caner / Kiler – Bir zamanlar Ankara’nın en gözde perakendecisi Kadir Caner, Kiler’e devrettiği mağazalarının mülkiyetini bir şekilde kontrol ederek, halka açılma esnasında önemli bir tutar aldığı söyleniyor. Krizden nakit olarak güçlenerek çıkan ender perakende patronları arasında sayılır.
Yonca / Migros – Yonca Marketleri Migros’a satan Mehmet ve Halil İzlemek aldıkları parayı bölüştüler. Fakat ardından Halil Bey Adana’da Ekoroma zincirini başlattı.
Fon / Rammar – İlhan Şimşek liderliğinde Fon Marketler zinciri Rammar’a satıldıktan sonra ortakların aldıkları parayla inşaat ve hayvancılık alanlarına yatırımı yapacakları açıklandı.
Yukarıdaki örneklerden edindiğimiz çıkarımlar:
• Sektörden Çıktıktan Sonra Yeniden Girmek Hata mı? İlk satış kararı alınırken yönetim veya ortaklar arasında uyum var idiyse hangi ekonomik koşullar değişti ki yeniden sektöre yatırım yapılsın?
• Parayı Tutmak Bazen Kazanmaktan Daha Güçtür – Yaş ilerledi, rekabet yoğunlaştı, perakendede 10 yıl önceki koşullar yok artık. Alınan parayla geleceği daha iyi öngören bir alana yatırım yapmak doğru olmaz mı?
• Çocukların Geleceği Yalnız Perakendede mi? Sermayedar aldığı parayla çocuklarına güvenli bir gelecek sunmak ister. Fakat çocuklar dükkancılık yapmak istiyorlar mı? Sonuç: Soldaki spotumuzda.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2011 - 26. sayısında yayınlanmıştır.
|