|
Büyük gıda zincirlerinin giderek daha iyi eğitim almış, hesabı güçlü, verimliliğe yönelik gençlere gereksinim duyacaklarına inanıyorum.
Kurucuları arasında yer aldığım, gençliğin güçlendirilmesine yönelik Türkiye’nin en yaygın gençlik sivil toplum örgütü, Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) 2003’te hayata başladı. Yıllar içinde serpildi, gelişti, 90 kadar üniversite yerleşkesinde 15,000’den fazla gençle çalışıyor. Her yıl 500’e yakın toplum projesine öncülük yapıyor.
Ne tip projeler? Örnek olarak Avea ve TOG birlikte ‘’Hayatımın Fikri’’ (www.hayatiminfikri.com) çatısı altında 10 üniversitede gençler için girişimcilik kursları açıyor ve katılanları proje sunmaya teşvik ediyor. Projeler, girişimcilik kurulu tarafından değerlendiriliyor ve kazananlara toplam 513,000 TL (2008 rakamı) maddi destek sağlanıyor. Yalnız finansal destek yetmez! Çoğu iş dünyasından gelen ve kendileri de girişimciliğe gönül veren kurul üyeleri, proje süresince gençlere ‘yönder’lik (yönetici rehber, bir tarz hamilik) yapıyorlar. Amaç: Türkiye çapında yüzlerce, binlerce genç girişimci oluşturarak gençliğin özgüvenini güçlendirmek ve ülkenin girişim yapısını değiştirmek.
Gençlerin en fazla yöneldikleri alanlar hizmet ve sanayi. 2008 yılında kazananlar arasında: Dicle Üniversitesinden ’Özel Eğitim ve Rehabilitasyon’, Mersin’den ‘Cenaze Hizmetleri’ olduğu gibi Van – Yüzüncü Yıl’dan ‘Çilek Üretimi’ ve Kahramanmaraş – Sütçü İmam Üniversitesinden ’Sırma El Sanatları’ da vardı. Benim yönderliğini yaptığım Çanakkale ilinde başlatılan işler ise hizmet sektöründe ve özellikle vitamin bar, sandviç dükkanları ve kentin ilk Sanatevi projesi.
Buradan hareketle üniversite gençliğinin, bir hizmet sektörü olan gıda veya gıda dışı perakendeciliğe daha fazla yöneleceğini söyleyebilir miyiz? Kariyerinin başında henüz girişimci olmak istemeyen için kesinlikle ‘’Evet’’. Gıda perakendeciliğinde artık küçük market açmak imkan dışı olduğu için genç girişimcinin bu alana girmesi hemen hemen olanaksız. Diğer taraftan üniversite gençliği için çok cazip olan bankacılık, 2008 yılında uluslararası arenada ciddi bir itibar darbesi aldı. Buna karşın büyük gıda zincirlerinin giderek daha iyi eğitim almış, hesabı güçlü, verimliliğe yönelik gençlere gereksinim duyacaklarına inanıyorum.
Neden? 50 yıdan beri üniversite mezunlarına pek fazla rağbet etmemiş perakendecilik son dönemde neden eğitimli ve yabancı dil bilen mezunlar arıyor?
1) Üniversite Mezunları Bol – Son 20 yılda açılan yüksek eğitim kurumlarını bitiren gençlerin sayısı çok arttı. Maaşları ise düşük kalmaya devam etti. Birkaç yüz lira farkla, lise mezunları yerine üniversitelerde okuyanlar istihdam edildiğinde, perakendenin geleceği için değerli elemanlar kazanma olasılığı var.
2) Ekip Çalışmasına Uygun – Eğitimli eleman, beraberinde yenilikleri hızla öğrenme ve takım içinde çalışma yeteneklerini de getiriyor.
3) Perakendecilik Kompleks Yapıda – Ürün zenginliği, promosyon, alış-satış pazarlıkları, müşteri ilişkileri: Tümü zihin haritasında yer alıyor ve daha fazla eğitim almışların daha kolay çözebilecekleri sorunlar oluşturuyor.
4) Yabancı Dil Bilgisi – Gıda, elektronik veya ev eşyası perakendeciliğinin büyük oyuncuları uluslararası zincirler ve buralarda birçok yayın, bilgi, veri ingilizce. Haliyle yabancı dil eğitimi almış olanlar tercih ediliyor.
Hatırlarım, 25 yıl önce Fransız Carrefour veya Promodes’te (Continent) alaylı olmak ve sahadan yetişmek erdemdi. Üniversite mezunları pek istenmezdi, hatta ‘’güç işlere gelemezler’’ denilirdi. Birçok mağaza hatta ülke müdürleri dahi üniversite yüzü görmemişler arasından seçilirdi. Hem Carrefour’un hem Continent’in ilk Türkiye müdürleri de çekirdekten yetişme Fransızlar’dı.
Yirmi yıl kadar önce koşullar değişmeye başladı. Değil sade üniversite, iyi yüksek okulları bitirenler giderek aranır oldu ve yukarıdaki şirketlerin en üst kademelerine kadar yükseldiler. Türk perakendeciliği de son 5 yılda o noktaya ilerledi.
Bu yüzden de üniversite mezunları için perakendecilik önemli potansiyel olarak görülüyor ve büyük olasılıkla bankacılık veya turizmden daha fazla sayıda gence ‘ekmek kapısı’ olması beklenmektedir.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2009 - 2. sayısında yayınlanmıştır.
|