|
AKP’nin Türkiye için uzun vadeli hedefleri var. Perakendecilikte bir ‘Türk Şampiyonu’ oluşturmak bunlar arasında olmayabilir. Dolayısıyla Perakende Yasası gecikiyor, çıkmıyor, bu haliyle çıkmayabilir.
Sektörümüzün öncülerinden ve dostumuz Şeref Songör Kartepe Perakendecilik Zirvesinde açıkladı: ‘’Ben yasayı bu hükümetin çıkaracağına inanmıyorum. Öncekiler de çıkarmadı’’
Şeref Bey haklı! Yasayı 10 yıldır konuşuyoruz, kaç Ticaret (ve Sanayi) Bakanı geldi, geçti. Kaç önemli perakendeci demeçler verdi. Kaç tasarı hazırlandı, sunuldu. Hiçbiri Başbakanlık’tan öteye geçemedi.
Neden?
Birçok ülkede sektör ‘şampiyonları’ özenle gözetilir. Fransa’da otomotivde Renault ve Peugeot’un yabancı sermaye tarafından satın alınmasına hükümetler izin vermezler. Otomobil sanayi, istihdam ve argesiyle “stratejik” alan addedilir. Gıdada bile Danone’un Amerikalılar (PepsiCo) tarafından satın alınmasına karşı çıktıkları gibi özel sanayileri korumak için ‘Danone Yasası’ (2006) bile çıkarttılar. Keza savunmada Thales gibi şirketler Fransız sermayesi (kısmen devlet) tarafından kontrol edilir.
Çin Devletiyle yakın ilişkileri bulunan Huawei firmasının ABD’de 3Com teknoloji şirketini satın almasına (2008) hükümet izin vermedi. Stratejik olduğunu düşündüğü için.
Almanya’da Volkswagen veya Daimler AG’nin (Mercedes-Benz) Alman sermayesi dışında bir grubunun yönetimine girmesine hükümetler kadar kamuoyu da karşı çıkar. Azınlık hisseleri (Kuveyt) alınabilir fakat yatırım kararları ve teknoloji Almanya’da kalır.
AKP’nin de Türkiye için uzun vadeli stratejik hedefleri var. Otomotivde bir Türk markası yaratmak. Telekom sektöründe en az bir oyuncunun (Turkcell veya Türk Telekom) Ankara’ya yakın duran sermayedarlar tarafından yönetilmesi. Türkiye’yi gayrimenkul ve AVM yatırımları bakımından cazip konuma getirmek. Bankacılık sisteminde yabancı sermaye oranının muayyen bir yüzdenin altında kalmasını sağlamak (Ziraat ve Vakıflar Bankaları halen kamuda).
Kanımca AKP hükümetleri Perakendecilik’te bir ‘Türk şampiyonu’ oluşturma gayreti içinde değiller. İsteselerdi belki Perakende Yasası çıkardı.
Neden değiller? Ola ki perakende sektörünü teknolojik olarak ‘stratejik’ bulmuyorlar. İstihdam yaratma, tüketicinin ayağına ucuz ürün ve hizmet getirme ve vergiyi ’kaptırmama’ açılarından değerlendiriyorlar. Bu katma değeri yabancı da sağlar, yerli de diye düşünmüş olabilirler. Hatta yabancı yurt dışından sermaye getirerek ve uzun vadeli zararlara dayanıklılık itibariyle tercih bile edilebilir.
Eğer çok iddialı bir ‘Yerli Şampiyon’ olsaydı gene öngörülebilirdi. Fakat yerli sermayenin kontrolünde perakende adaylarımızdan bazıları başka alanlara kaymakla meşguller:
• Kiler – Esas çıkış noktası olan perakendede şimdilik kalmaya devam etmekle birlikte yeni stratejisini gayrimenkul geliştirme üzerine kuruyor. Sapphire’in bıraktığı etkinliği hiçbir mağaza açılışının sağlamayacağını gördü. Gözünü yükseklere dikti. Uluslararası bir perakende güç olmaya da niyeti yok.
• Sabancı – Perakende sektörü önemli olmakla birlikte giderek enerjiye yoğunlaşıyorlar. Kaldı ki yasanın bu haliyle çıkmasının da savunculuğu yapmıyorlar.
• Makro – ‘Şampiyon’ olmaya en yakın aday. Fakat ciro sıralamasında ilk 5 içerisinde değiller.
• BİM – ‘Yerli’ fakat ‘yasa’cı değil. Aksine hızla şube açmanın önünde engel istemiyorlar.
Uzunca bir süreden bu yana yasanın beklentileri karşılamayacağını ve iktidarın ekonomik politikaları kapsamında uluslararası sermayenin ülkeye gelişini yavaşlatacak önlemler alınmayacağını yazıyordum*.
Sektör ‘büyükleri’nin aynı kanıyı paylaşmaları sevindirici.
*http://www.retailturkiye.com/rauf-arditti/perakende-yasasi-beklendigi-sekilde-cikmayabilir
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2011 - 34. sayısında yayınlanmıştır.
|