|
Dünü anlamak, bugünü tahlil etmek, yarını öngörmek... İşte köşe yazarının ezeli hedefleri. İşler düzeldikçe zora düşen firmaların sayısı azaldı, fakat bu kez marjlar düştü, maliyetler arttı.
Dünü anlamak, bugünü tahlil etmek, yarını öngörmek... İşte köşe yazarının ezeli hedefleri. Herşeyin iyi olduğunu yazarak veya söyleyerek hiç kimseyi gocundurmuş olmayız fakat gerçekler öyle değilse ve olumlu rapor vermeye devam ederek kendimize olan saygımızı yitirmiş olur muyuz? Yoksa umursamaz mı davranalım?
Genellikle basınımızda şirketler için ‘’ufukları açık’’, “hızla büyüyorlar’’ veya “2011 yılı mükemmel geçecek’’ tümceleri sık sık gündemde.
İşler düzeldikçe zora düşen firmaların sayısı azaldı, fakat bu kez marjlar düştü, maliyetler arttı. ‘’Mükemmel’’ geçeceğini ilan ettiğimiz 2011 yılı ve sonrası gıda perakendeciliği için gerçekten böylesine parlak mı?
Geçenlerde sektörün iyi gözlemcilerinden biriyle ofisimde sohbet ediyordum. Ulusal ve uluslararası kurumsalların yerel zincirleri satın almalarına değinerek cirolarının hızla büyüdüğünü fakat karlılıklarının aynı oranda artmadığını tartışıyorduk.
Kurumsal hiper ve süpermarket zincirlerinin avantajları belli:
• Ciro yükseldikçe, satın alma maliyeti düşüyor,
• Lojistik üstünlükleri artıyor,
• Yeni teknolojileri devreye sokmakta ustalar,
• Tanınmışlıkları ülke çapında,
• Finans maliyetleri göreceli olarak düşük.
Dezavantajları:
• Genel giderleri yüksek,
• İş büyüdükçe suistimal riskleri yükseliyor,
• Kontrolü yeniden sağlamak önemli yatırım istiyor.
Oysaki yerellerin kurumsallardan daha hızlı büyümelerini anlamaya çalışmış ve avantajlarını sıralamıştı misafirim:
• Ortaklar veya ailenin güçlü kontrolü,
• Suistimalleri önleyen saygı mekanizması,
• Tekil marketleri satınalırken yasal çerçeveyi fazla irdelememe,
• Yer seçiminde müthiş isabet,
• Gerektiğinde spot satınalmayla ucuz maliyet.
Dezavantajları ise:
• Ortakların yönetime hakim olmaları ve kurumsallaşamama,
• Ölçekler hala düşük,
• Yönetim teknolojileri devreye yavaş giriyor,
• Yerel markayı ulusala taşımak güç ve maliyetli.
Bu varsayımlardan hareketle DigiFiter’in 17 Aralık 2010’da Antalya’da yaptığı Bayiler Toplantısında aşağıdaki öngörüyü paylaşmıştım.

Kaynak: AMPD, Nielsen ve diğerleri
Görüldüğü gibi gıda perakendeciliğinin en dinamik formatları hipermarket ve indirim mağazaları olmakla birlikte süpermarket kategorisi de büyümeye devam ediyor. Tüm formatlar küçük, tekil ve geleneksellerden pazar payı alıyorlar.
Sonuçta önümüzdeki 5 yılda İspanya’nın 1988 – 95 dönemine benzer bir şekilde Türkiye’de de modern perakendeciliğin % 70’lere gelmesi beklenebilir.

2015’de yalnız daha kurumsallaşmış, daha büyümüş, tüketiciye daha yakın, ulusal markaları daha belirgin büyükler değil, yerel hizmeti ve ayrıcalığı sunmayı bilen ortaboy hatta küçükler de yaşamaya devam edecekler.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2011 - 23. sayısında yayınlanmıştır.
|