|
Türkiye’de insanların yüzde 52’si interneti arkadaşları ile muhabbet etmek için kullanıyor. Eğlence için kullananlarsa yüzde 39. İnternet eğitim amaçlı çok az kullanılıyor sonucu çıkıyor. 10 insandan 8’i gazete haberlerine inanmıyor. Internetin hızlı yayılması ile Türkiye’de 2050 yılında yazılı basının biteceği söylendi.
Ortaköy Rotary’nin konuk konuşmacısı olarak toplantıya gelen Kültür Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Paksoy, bize grup ve ekip arasındaki farkları anlattı. Bir şirketin departmanının bir müdürü olan ve çalışanlardan meydana gelen bir grup olduğunu düşünelim. Bu grubun bir hedefi vardır ve o hedef için çalışırlar, fakat kıyasıya rekabet vardır ve bazen ortak hedef unutulur ve kişisel başarılar öne geçer. Gruptan giden vardır, grupta kalan vardır. Entrika vardır, kuyu kazmak dahil herşey vardır. Ekiplerin de liderleri vardır, fakat burada ekibin tüm üyeleri hedefe ulaşmak için birlikte hareket eder, çalışır, birbirlerine yardım eder ve başarıyı da birlikte sahiplenirler. Liderler rehber olma özelliği taşırlar. Grupta ise yönetici otoriterdir. Prof.Dr. Mahmut Paksoy’a göre iyi bir ekip çalışmasında ekip üyeleri birbirini dinler, sorumluluk duygusu yüksektir, rakamlar, istatistikler çalışma sırasında önemlidir, güven duygusu gelişmiştir. Ekip çalışmasında 3 Y önemlidir: Yatkınlık, yetenek, yetkin olmak. Yatkınlık, doğuştan kabiliyetli olmayı (mesela iyi bir müzik kulağı olması gibi), yetenek, yatkınlığın eğitilmesini(örneğin konservatuara gitmek gibi), yetkinlik ise sahip olunan yatkınlığın ve yeteneğin sahada başarıya dönüştürülmesin(iyi kulağı olan ve eğitim almış bir şan sanatçısı sahnede çok heyecenlanabilir ve performansını tatmin edici bir şekilde gerçekleştirebilemeyebilir) ifade eder. Hocamız bizi 3 gruba ayırdı, bir paragraf bir yazıyı ekip olarak değerlendirmemizi istedi ve sonuç itibarıyla bizi gözlemledi ve görüşlerini açıkladı: İyi bir gruptuk, fakat asla ekip değildik. Bibirimizi dinlemiyorduk ve yeterince tartışmıyorduk. Ekip olmak fedakarlık, paylaşım, güvenmek, hedef için birlikte çalışmak demek.
Fındıklı Rotary’nin Gazeteciler Günü için Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlediği, Ali Saydam’ın yönettiği, Ahmet Hakan, Cengiz Semercioğlu ve Konda’nın Genel Müdürü Bekir Ağırdır’ın katıldığı panel ise oldukça bilgi verici idi. Bekir Ağırdır birbirinden ilgi çekici rakamları sıraladı: Türkiye’de 2011 itibarıyla nüfusun yüzde 11’i üniversite mezunu, yüzde 10’u hiç okul görmemiş ve halen 1.5 milyon kişi okuma-yazma bilmiyor. Türkiye’deki hanelerin yüzde 53’ünde internet var. Bulaşık makinasından daha fazla. Böylece kadına verilen değeri de görüyoruz. Türkiye’de insanların yüzde 52’si interneti arkadaşları ile muhabbet etmek için kullanıyor. Eğlence için kullananlarsa yüzde 39. İnternet eğitim amaçlı çok az kullanılıyor sonucu çıkıyor. 10 insandan 8’i gazete haberlerine inanmıyor. Internetin hızlı yayılması ile Türkiye’de 2050 yılında yazılı basının biteceği söylendi. Amerika’da ise 2030’da. Artık dünyada olan biten herşey anında ve canlı izleniyor. İki ülke arasındaki savaşı bir film gibi izliyoruz. Panel, Ali Saydam’ın Einstein’in sözünü hatırlatmasıyla bitti: Dahilik basiti bulmaktır. Bence tüm bu internet ve teknoloji karmaşasından insanlar kendine en sade gelen çözümü bularak çıkıp, ilerleyecektir ve gazete asla yok olup, gitmeyecektir.
Yazıma mutfak ve banyo değiştirmek isteyen herkese Marmara Forum’daki Bauhaus’u, güleryüzlü çalışanı Murat Bey’i, seramik döşeme ve tesisat gibi işlerle uğraşan ve mağaza içinde konumlanmış DHL’in efendi ve çözüm üreten Evrim Bey’ini tavsiye ederek son veriyorum.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2012 - 35. sayısında yayınlanmıştır.
|