retailturkiye.com


Ana Sayfa | E-Dergi | Marka Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | İş Arama | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz Salı, 22 Mayıs 2012 
Altan Vural
Altan Vural

Nurdan Tümbek Tekeoğlu
Nurdan Tümbek Tekeoğlu

Birant Esinoğlu
Birant Esinoğlu

Servet Topaloğlu
Servet Topaloğlu

Mehmet Reis


Reis Gıda
Yönetim Kurulu Başkanı

mehmet.reis@reisgida.com.tr

 Toplam 3 yazısı bulunuyor. Tüm yazıları görmek için tıklayın. Tümü için ... (3)
Dünya ekonomisini tehdit eden enflasyon korkusu Yazdır E-posta
Yazarlar - Mehmet Reis
Perşembe, 03 Şubat 2011 13:45

Hiçbir ülke insanlarını beslemek gibi yaşamsal bir konuyu bir diğer ülkeye ihale etmemelidir. Her ülke uluslararası ve dahili spekülasyonlardan halkını etkilendirmeden ülkesinin “Gıda Güvencesini ve Gıda Güvenliğini” sağlamalıdır.

05.01.2011 tarihinde Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) gıda fiyatları endeksinin Aralık ayında tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktığını bildirdi. Gıda ve enerji fiyatlarında yaşanan artışların enflasyon korkusunu körüklediğini, fiyatların daha fazla artış göstereceğini ve bu konuda hazırlıklı olunması gerektiğini belirterek uyarılarda bulundu. Tarım ürünlerinin fiyatı aslında iki nedenle artar. Ya üretim yetersizdir, ya da üretim girdilerinde anormal tırmanış vardır. Ancak; son yıllarda tarım ürünlerinin fiyatını tırmandıran sebebin sadece üretim yetersizliği ve maliyet artışları olmadığı; değişik nedenlerin ve bahanelerin olduğu bilinmektedir. İşlenmemiş tarım ürünleri fiyatındaki tırmanış nedeniyle gıda fiyatları artar, gıda fiyatları artınca da enflasyon yükselir.

Yükselen gıda fiyatlarının arkasındaki nedenler

* Kuraklık ya da aşırı yağışlar ve fazla nem gibi olumsuz hava koşulları üretimi etkilemekte ve hasadın çoğunun harap olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle tüketimi karşılayacak stoklar elde edilememektedir. 2010 yılında dünya tahıl ihracatının önemli bir bölümünü gerçekleştiren Rusya, Ukrayna ve Kazakistan’da yaşanan kuraklık, dünyada buğday fiyatlarında yaklaşık yüzde 70’lere varan bir artışa neden oldu. ABD, Avrupa Birliği, Kanada, Avusturya ve Arjantin son yılların en yüksek buğday rezervlerine sahip oldukları için fiyatta söz sahibi oldular. Çin, Hindistan ve Pakistan’daki aşırı yağışlar ve seller başta buğday olmak üzere tahıl ürünlerinde düşük hasada neden oldu.

* Ülkelerarası ürün rekolte farklılıkları, bazı ihracat yasakları, korumacılık, ihracat ve ithalat dengelerinin değişimi; gıda borsalarında fiyat hareketliliğine neden olur.

* Tarım ürünlerinin yatırım aracı olarak belirlenmesi, günün şartlarına göre fiyatlarla oynanması, stok ve fiyat spekülasyonu yapılması, fiyat istikrarını bozar.

* Petrol fiyatlarının yükselmesinden dolayı biodizele talebin artması tüm tarım ürünlerinin fiyatlarını arttırır. (2008 yılında petrol fiyatları 140 dolara çıktı, 2009’un Mayıs ayından sonra ise 40 dolara düştü. Ham yağ fiyatı 2008 yılında 1900 dolara çıktı, 2009 yılında ise 650 dolara düştü. Yani petrol fiyatları ile paralel seyir gösterdi). Tarım ürünlerinin biodizelde kullanılması, tahıl, et ve süt başta olmak üzere temel gıda fiyatlarının artışına neden oldu.

* Fiyat artışının sebeplerinden biri olarak belirttiğimiz; verimliğin azalması ve mahsulün harap olmasının nedeni, bitkilerde oluşan hastalığın ve böceğin yapmış olduğu tahribattır. Dünyada son yıllarda daha da sıklaşan çeşitli bitki hastalıklarından ve farklı böcek türlerinin istilasından dolayı ekili tarım alanları zarar görmüştür. Pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de buğdayda kara pas hastalığı, patateste siğil, domatesteki güve ve nohuttaki mantar hastalığından dolayı hasat olumsuz etkilendi. Nohutta ihracatçı konumda olan Türkiye’de yaşanan yüzde 60’a yakın üretim kaybı, ülkemizde ve dünyada fiyat artışına neden oldu. 2010 yılında dünya borsalarındaki 700-800 dolar civarındaki nohut fiyatları 1250-1300 doları buldu. Domateste üretim kaybı nedeniyle salça üretimi yarıya indi. Fiyatlar ikiye katlandı.

* Fiyat artışlarına neden olan diğer bir etken; Hindistan ve Çin’deki büyüme ve bu ülkelerin tüketim alışkanlıklarındaki değişikliktir. Bu ülkelerde son yıllarda buğday, et, yağ ve süt tüketimi artmıştır.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de mevsim itibariyle temel besin maddeleri olan; buğday, pirinç, baklagillerin tüketimi artmakta ve stoklar erimektedir. FAO’nun talebin artmasıyla birlikte fiyatların daha da artabileceği ve bu durumun piyasalarda sıkışıklık yaratabileceği uyarısından sonra gıda piyasalarında bir tedirginlik ve beklenti oluşmaya başladı. Türkiye’nin başta buğday olmak üzere kuru gıda ürün stokları yeni mahsule kadar iç tüketimi karşılayacak durumdadır. Stoklar iyi yönetilirse olumsuz bir tablo görünmüyor. Piyasada gerginlik ve beklenti olmasına rağmen endişe yaratacak bir durum söz konusu olmamaktadır. İthal edilen ürünler dışında fiyatlarda ciddi yükselmeler yaşanmayacaktır. Tarımsal üretim tüm dünya ülkelerinin gündeminde yer almakta, iklim değişimi, nüfus artışları ve kaynakların azalması dolayısıyla gıdanın her geçen gün stratejik önemi artmaktadır. Dünyada yaklaşık bir milyar insan yeterli düzeyde beslenemiyor ve uluslararası kuruluşlar bu tehlikenin ne denli büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor, çözüm üretilmesini istiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü zirve toplantılarında; açlıkla mücadelede hükümetlerin yeni politikalar belirlemelerine ve 2030’a kadar üretimlerini yüzde 50 oranında arttırmaları gerektiğine dair uyarılarda bulunmaktadır.

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2011 - 23. sayısında yayınlanmıştır.

 
.

.

Ücretsiz E-Bülten Üyeliği
Ana Sayfa | E-Dergi | Marka Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | İş Arama | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz © retailturkiye.com