|
Türk perakendecileri raf, gondol, hava ve ayakbastı parası gibi bedellerle, ülkemize gelen yabancı zincirler sayesinde tanıştılar.

Konu, basında da sıkça adından söz ettirdi. Hatta her seferinde TBMM’ne gelen “Büyük Mağazacılık Yasa Tasarısı”nda bile yer aldı. Ama yasalaşmadı, varlığını hep sürdürdü. Pazarlıklar hararetli bir şekilde devam etti. Yıllar önce UYUM ile yaptığım röportajda bu konuyu gündeme getirmiş, yönetim kurulu üyelerinden UYUM’un hiçbir zaman bedelleri almadığını o yıllarda hazırladığımız dergide yayınlamıştım. Perakende sohbet toplantılarında da BİM’in üretici ve tedarikçilerden bu bedelleri almadığına şahit oldum.
2010 yılının ortalarında Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis’de tüm bu alınan bedellerin üretici ve tedarikçileri zor durumda bıraktığını açıkça dile getirmişti. Mehmet Reis’ten başka hiçbir üretici bu konuda açıklama yapmaktan kaçınırken geçtiğimiz günlerde perakendeci cephesinden de çok güzel bir açıklama geldi. Çağrı Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Kara, KOBİ’lerin desteklenmesi anlamında bu bedellerin hiçbirini almadıklarını dile getirdi. Biz de dergimizin geçmiş sayılarında hem Mehmet Reis’in hem de Ahmet Kara’nın bu görüşlerine yer verdik. Ocak sayımızda da bu konuyu masaya yatırıp sektör temsilcilerinin ve perakendecilerin görüşlerini aldık. Reis ve Kara’nın da görüşlerinin özetini bir kere daha okurlarımıza aktarmak istedik. İşte sizlere tarafların görüşleri. Bizde kıssadan hisse çıkardık.
Selamet Aygün: Fiyata endeksli çalışmalıyız
Türkiye Perakendeciler Federasyonu Genel Başkanı ve Hatipoğlu Marketler Zinciri Yönetim Kurulu Başkanı Selamet Aygün, konuyla ilgili görüşlerini şöyle dile getirdi:
“Anadolu'daki küçük ve orta boy işletmelerden ürünlerinin tüketiciyle buluşması adına raf, gondol, katılım bedeli v.b. adı altında herhangi bir bedel talebinde bulunulmaması, bu işletmelerin desteklenmesi ve zor durumda bırakılmamaları görüşündeyiz. Bu firmalarla ürün katılım bedelleri haricinde yalnızca fiyata endeksli çalışmaların sürdürülmesi taraftarıyız.
Ülkemiz şartlarında büyük ölçekli firmalar ürünlerini daha iyi pazarlayabilmek ve satışa sunabilmek için reklam, insert, gondol ve ekstra teşhir alanları için bütçeler ayırmakta, bu hizmetler için ayırmış oldukları özel bütçeleri kullanmaktadırlar. Biz bu bedelleri fiyata yansıtarak fatura altında iskonto yapmalarını istesek de kabul etmemektedirler. Bu hizmetlerin karşılığında ayrılan özel bütçelerin alınması ticari anlayış olarak da yadırganabilir bir durum değildir.”
Çağrı’da raf kirası yok
Üreticilerle marketleri karşı karşıya getiren 'raf kirası' Çağrı marketlerinde kalkıyor. Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Kara, bu uygulamayla KOBİ'lerin ürünlerini tüketiciyle buluşturmalarına imkân sağladıklarını söyledi.
Anadolu'daki küçük ve orta boy işletmelerden raf parası almayacaklarını, Türk üreticisinin ve markasının yanında olduklarını belirten Çağrı Marketler Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Kara, birçok marketlerinde Anadolu'da üretim yapan şirketlerden raf parası almayarak, ürünlerini tüketiciyle buluşturma imkânı sağladıklarını belirtti. Kara'ya göre bu tarz girişimler, hem üreticilerin tüketiciyle daha kolay iletişim kurmasına imkân veriyor hem de tanınırlığını artırıyor. Raf parası özellikle üreticilerle dev marketleri karşı karşıya getiriyor.
A 101 hiçbir bedel talep etmiyor
Discount mağazacılık sektörünün önemli oyuncularında A 101’in Genel Müdürü Erhan Bostan ile Bugün TV’de yayınlanan Celal Toprak’la ekonomi programı öncesinde sohbet ederken kapak konumuzla ilgili bilgileri de kendisiyle paylaştık. Yüzde 100 sermaye ile çalıştıklarını ve 800 mağazaya ulaştıklarını söyleyen Bostan, “2011 yılı sonunda 1200 mağazaya ulaşmayı hedefliyoruz. Bu anlamda günde 1.5 mağaza açıyoruz. Gelecekte sektörün 2. güçlü oyuncusu olacağız. Bunu gerçekleştirirken de bugüne kadar hiçbir tedarikçiden raf, gondol, parası adı altında hiçbir bedel talep etmiyoruz. Raflarımızda 750’ye yakın ürün olmasına rağmen 500’ün üzerinde tedarikçiden mal alıyoruz. Bizim sayemizde KOBİ’ler ayakta kalıyor. Raflarımızdaki ürünlerin yarısı markalı, diğer yarısı da market markalı ürünler. Bu anlamda üretici ve tedarikçilere büyük destek veriyoruz” dedi.
Kuru’ya göre bedeller istenebilir!
Perakende danışmanı Necmettin Kuru, konuyla ilgili şunları söyledi:
“Ülkemizde daha önceden ‘raf bedeli, gondol bedeli, insert bedeli, market açılışı vb gibi’ bedeller konusu, almayı bir tarafa bırakın, birçok işletme tarafından bilinmeyen bir konuydu. Ne zamanki 1990’lı yıllardan itibaren Carrefour, Real, Kipa gibi yabancı merkezli firmalar ülkemize geldi, mağazalar açmaya başladı; onların bu girişiyle birlikte daha önceden sektörde pek de bilinmeyen ve istenilmeyen ‘Raf, insert, gondol, teşhir vb.’ adı altında istenilen birçok bedeller, bu mağazalar tarafından istenilmeye başlamasıyla birlikte, firmaların, tedarikçi ve üreticilerin literatürüne girmiş oldu. Eee tabiiki bu durumu gören ulusal ve yerel firmalarımızda bu konuya çok çabuk adaptasyon sağlayarak, yabancı mağazalarla rekabet edebilmek için onlarda üretici veya tedarikçilerden bu bedelleri istemeye başladılar. Bu girişten sonra, ben meselenin başka bir boyutuna dikkat çekmek istiyorum; üreticilerin ürünlerini satmak için neye ihtiyaçları var diye bir soru sorduğumuzda? vereceğimiz cevap şudur:
Bu ürünü satmak için bir dükkân veya tezgah, bunu satacak personel, resmi ruhsat, yazarkasa, vergi levhası vb. bir sürü prosedür. Bitti mi? hayır, bitmedi. Daha dükkân kirası, elektriği, suyu, stopajı, muhasebecisi, müdürü, personelcisi, reklâmı, elektrik, suyu, rafı vb. gibi pek çok maliyet girecek işin içine.
İşte bu açıdan meseleye baktığımızda, bütün üreticilerin bunları yapabilecek maddi gücü yok, maddi gücü olanlarında hepsine birden yetişecek vakti ve yeterli adamı yok. Eğer bu işi onların yerine yapan satış mağazaları ve noktaları olmasa idi, bugün Ülker, Hayat Kimya, Eti gibi pek çok marka üreticinin kendilerine ait mağazası olmadan, Türkiye’nin en ücra köşesindeki, köydeki bakkal dükkânında bile ürettikleri bu ürünlerin satılmasına ihtimal yoktu.”
Bugün orta ölçekli bir marketin, binanın kiralık olduğunu düşünsek bile, ortalama reyon, yazarkasa, raf vb. gibi demirbaş maliyetleri ortalama 250.000 ile 500.000 TL arasında değiştiğini kaydeden Kuru, “Bunun içine konulacak ürünleri de hesaba kattığımızda bu rakamlar 750.000 ila 1.000.000 Tl yi bulmaktadır. Hal böyle iken, üreticiler adına bütün bu maliyetlere katlanan, onların adına bu süreçleri yürüten, kiralayan, personelini bulan, çalıştıran, indir-bindir, reklâmını yapan, çalıntı ve firesine katlanan mağaza sahipleri firmaların, bazı bedelleri üretici veya tedarikçilerden(bütün bu maliyetlerin bir kısmını karşılamak adına) istemelerine hakları olduğunu düşünüyorum. Üreticilerin ürünlerini satan perakendeci noktalarını şu an ayakta tutan en önemli kârlılık kalemi, saha dışı kârlılık dediğimiz insert, raf bedeli, gondol bedeli, teşhir bedeli, mağaza açılışı, ciro primi vb. gibi bedellerden oluşmaktadır. Bunu tamamen kaldırmak, kaldırılacağını söylemek hayaldir. Bunu yapacağını söyleyen, iddia eden firmalar da popülist bir yaklaşım sergilemektedir. Alınan bedellerin ismini değiştirip veya sembolik bazı küçük firmalardan almayıp başka isim altında veya başka başka şekillerde bu bedeller alınacak ve bir şekilde üreticinin karşısına bu bedeller çıkmaya devam edecektir” dedikten sonra makul ve adaletli olan çözümü şöyle açıkladı:
“Üreticiden alınan bu bedeller karşı tarafın ticari hayatını ve finansını zora sokacak derecede olmamalıdır.
* Üreticilerden bu bedeller alınırken, satış noktası sayısı, ciro ve satış payları vb. gibi bazı kriterler dikkate alınıp öyle alınabilir.
* Bunlar karşılıklı her iki tarafında razı olduğu şekilde sözleşme ile kayıt altına alınabilir.
* Üreticinin de mağdur olmaması adına bu bedellerin bir kısmı veya tamamı para yerine ürün olarak da alınabilir.
* Üreticiler tarafından verilecek bedeller, belirli şart ve koşullara bağlı olarak verilmesi taahhüt edilebilir.”
Groseri’de kazan-kazan sistemi
Groseri olarak zaten uzun senelerdir raf parası adı altında ücret talep etmeyen bir yaklaşımlarının mevcut olduğunu söyleyen Groseri Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses, “Hatta bu yıl biraz daha geliştirdiğimiz versiyonla teşhir bölümlerimizde rafta uyguladığımız yönetmeliğe eklenerek aynı şekilde ölçen ve tüketicinin satın alma tercihlerinde gösterdiği değişime cevap veren bir dinamizm de işleyen tedarikçi satın alma anlaşmalarında mevcut pasta analizi üzerine her boy üretici ile karşılıklı kazanacağımız rakamları tartışarak ve en önemlisi mutabık kalarak hayata geçirdiğimiz lafta değil gerçek kazan kazanı oynayan bir süreç bizimkisi. Dolayısı ile gerçekten kendine güvenen ve tüketiciye kolay ulaşacaklarına inananların buluştuğu raflar bizimkisi, rafları satın alıp sonra hareket görmeyenlerin olduğu raflar değil” dedi.
 
|