|
“Alışveriş Merkezleri, Zincir Mağazalar ve Büyük Mağazacılık Yasa Tasarısı Taslağı”nın tarafların görüşlerine açılması üzerine kamuoyunda yankı uyandırmaya başladı. Maddeler birer ikişer tartışmaya açıldı.
Bizler bu sayımızda yasa tasarısının sadece ie getirilen yüzde 20’lik sınırlamanın sektöre olan etkilerini ve yansımalarını mercek altına alacağız. Perakende ve tedarik kanalını çok yakından tanıyan Metro Toptancı Market’in Genel Müdürü Hakan Ergin’in görüşleriyle habere başlayacağız.
KOBİ’lere darbe!
Metro Toptancı Market Genel Müdürü Hakan Ergin, 'market markalı' ürünlere kısıtlama getirmek isteyen “Alışveriş Merkezleri, Zincir Mağazalar ve büyük Mağazacılık Yasa Tasarısı Taslağı”nın Türkiye'deki KOBİ'leri olumsuz etkileyip, enflasyonu artıracağı uyarısında bulundu.
Ergin, tasarıyla private label (market markalı) ürünlere getirilen sınırlamanın küçük ve orta boy işletmeleri (KOBI) olumsuz etkileyeceğini söyledi. Küçük marketlere otopark, alışveriş merkezlerine sanat galerisi kurulmasını zorunlu hale getirmek isteyen taslak, 'private label' ürünlerin ise toplam cironun yüzde 20'sini aşmamasını istiyor.
Metro Toptancı Market Genel Müdürü Ergin,"Bu sınırlama üreticilerin büyümesini engelleyecek. Bu da perakende sektörü için değil, Türkiye için bir sorun anlamını taşıyor" dedi.
Türkiye ve dünyada artık çok daha kaliteli private label üretim yapıldığını kaydeden Ergin. "Bu yasa rekabeti sevmeyen markaları, üreticileri koruma yasası oldu. Fiyatları yüksekte tutma yasası oldu. Yasa, bu haliyle bakkalları korumayacak. Perakende Yasası rekabetçi olmayan üreticileri koruma yasasına dönüştü. Bu haliyle enflasyonu artırır" dedi.
PLAT, Sanayi Bakanlığı’na görüşlerini bildirdi
Kısa adı PLAT olan Özel Markalı Ürünler Tedarikçileri Derneği, “Büyük Mağazalar, Zincir Mağazalar ve Alışveriş Merkezleri Kanunu Tasarısı Taslağı”nda yer alan özel markalı ürünlere yüzde 20’lik sınırlama getirilmesiyle ilgili olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na görüşlerini bildirdi.
25 Ocak 2010 tarihli mektupta Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürü İbrahim Parlak adına gönderilen metinde, PLAT Başkanı Mete Buyurgan, şunları söylüyor:
“Öncelikle uzun zamandan bu yana askıda beklemekte olan ‘Büyük Mağazalar Yasa Tasarısı’nın günümüz ticaret hayatında birçok boşluğu doldurabilecek önemli bir yasa olduğuna inancımız tamdır.
Özel Markalı Ürünler Tedarikçileri Derneği (PLAT) olarak 9 yıldır görev yapmakta, dünyada ‘Private Label – Özel Marka’ olarak bilinen kavramı tanıtmaktayız. Tüm dünya da 350 milyar US dolar hacmine ulaşan ülkemizde ise 2 milyar US dolar hacme ulaşmış bu sektör esasen KOBİ olarak tabir edilen orta ve küçük ölçekli üreticilerin en yaşamsal sektörlerinden birisidir. Özel Markalı ürünlerin hızlı tüketim ürünleri sektöründe ulaştığı paylar İngiltere de % 44; İsviçre de % 41, Almanya da % 32, İtalya ve Fransa da % 29, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise % 28 tir. Türkiye de ise bu oran kısa dönemde henüz % 11 oranında olmakla birlikte hızla yükselmeye devam edecektir.
Ülkemizde özellikle gerek İstanbul ve Anadolu'nun her yerinde, çok kaliteli üretim ve ürün gerçekleştirebilen ancak gerek yeterli sermaye birikimi olmaması gerekse yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmamaları sebebi ile henüz markalaşma yatırımına başlayamamış yüzlerce firma mevcuttur. Bu firmalar bugünkü yapıları ile maalesef büyük perakendeciler ile gerekli katılım bedeli, raf bedeli, aktivite vs. gibi bedelleri ödeyebilecek pozisyonda olmadıklarından, çalışabilme imkanına sahip değildirler.
Dolayısı ile bu tür firmalarımız genellikle büyük perakendeciler ile özel markalı ürünleri üreterek çalışmakta, bu ürünler için herhangi bir katılım bedeli, raf bedeli, aktivite vs. ödemedikleri için düşük marjlar ile çalışmaya razı olup, en azından bir yandan boş kapasitelerini değerlendirirken bir yandan da pazarlama, satış, üretim tecrübelerini ilerletmektedirler. Bu sayede daha rekabetçi bir yapıya ulaşıp, ihracat imkanlarını da artırmaktadırlar.
Mevcut yasa taslağında bulunan ‘perakendecilerin özel markalı ürünler olarak ürettirip satmakta olduğu ürünlerin toplam cirolarının 20' sini geçemez’ maddesi özellikle KOBİ’lerimize ciddi bir sıkıntı yaratacaktır. Bu durum, binlerce kişi istihdam eden sektörde işsizlik rakamlarının çok yükselmesine de sebep olacak fakat bundan daha önemlisi büyük üreticiler ve büyük perakendecilerin çalıştığı, küçük ve orta ölçekli firmaların ise küçük oyuncu olarak bile sektörde var olamayacakları bir sonucu oluşturacaktır. Yukarıda belirttiğimiz üzere, birçok ülkede bu tür ürünlerin payı % 30-40’lar seviyesine ulaşmış durumdadır. Özel markalı ürünler aynı zamanda enflasyon ile savaşta da çok stratejik ürünler olup rekabeti düzenleyici bir etki yapmaktadırlar. Böyle bir madde aynı zamanda rekabet ruhuna da aykırı olacaktır. Zira perakendeciler de ekonomik ama kaliteli ürünler ürettirerek hem tüketiciye bir fayda sunmakta hem de rakipleri ile bu ürünler sayesinde farklılaşma imkanı bulmaktadırlar.
Yasa taslağında bir diğer madde , ‘Anlaşmalarında yoksa tedarikçi veya üreticiden hizmet, raf, katılım, reklam, anons bedeli ve benzeri uygulamalar adı altında herhangi bir ücret talep edemezler.’ şeklindedir. Bu madde de küçük ve orta ölçekli firmalar için bir çıkış yolu oluşturmamaktadır zira zaten bugün itibari tüm tedarikçiler özel markalar dışında da kendi markaları ile perakendeciler ile çalışabilmeleri için zaten bu şekilde bir anlaşma imzalamakta ve bu anlaşmayı imzalamak için raf, katılım, reklam, anons bedeli ve benzeri uygulamaları kabul etmek zorunda kalmaktadırlar. Bu maddeyi kabul etmeden bir anlaşma yapmadan çalışmak zaten mümkün olmamaktadır. Çoğu zaman üreticilere perakendecilere kesilen fatura bedellerine yakın raf, katılım, reklam, anons bedeli kesilmektedir ki bu durum bütün üretici firmaları önemli zararlara uğratmaktadır.
Konu hakkında derneğimiz olarak yukarıda görüşlerimiz çok özetle sunulmuştur. Yasa taslağında, kendi bölümümüzle ilgili olarak belirttiğimiz düzeltmelerin yapılması halinde, yasanın daha işlevsel ve sorunlara çözüm getiren bir hale geleceğine yürekten inanmaktayız.
Özel Markalı Ürünler Tedarikçileri Derneği (PLAT) olarak, üzerimize düşen herhangi bir talebiniz olması halinde her türlü katkıyı vermek için elimizden geleni yapacağımızı belirtmek isteriz.
Değerli görüşlerinize arz eder, bu vesile ile çalışmalarınızda başarılar dileriz.”
Bazı perakendeciler zorlanacak
60 yıllık bir firma olan ve 10 yıldır üretiminin yüzde 90’ını özel markalar şeklinde gerçekleştiren Başkent Kahve, kaliteli üretimi ile adından söz ettiriyor. Kaliteye verdikleri önem nedeniyle son derece mutlu olduklarını ifade eden Başkent Kahve Satış Müdürü Bağnu Atıcı, perakendecileri ve tüketicileri insert, promosyonlarla birlikte sesli yayınlarda da bilgilendirdiklerini ve üzerlerine düşen görevi ve desteği yaptıklarını ifade etti. Atıcı, bu yasa tasarısının bazı perakendecilere zorluklar yaşatacağını da ifade etti.
Fayda A.Ş’de fayda var
Private labelın ölçek ekonomisinde daha doğru işlediğine inandığını ifade eden Groseri Yönetim Kurulu Üyesi Levent Uğurses, “Bu sebeple tüm lokaller bir araya gelip ‘Fayda A.Ş.’ çatısı altında ‘nefis’ ve ‘saf’ markalı ürünler çıkarıp bu pazarda rekabet etmekteyiz. Sıkıntılar ve manipülasyonlar var ki burada regülasyon gereği duyuldu, yalnız yapılan kısıtlama rekabete aykırı gibi duruyor, yasa çıksa da hukuk sanırım izin vermez, ayrıca çıksa da kontrolü nasıl sağlanacak ciddi merak ediyorum” dedi.
Yerli markalar güçlendirilmeli!
Yasanın PL sektöründe ciroya yüzde 20’lik sınırlama getirmesinin gerçekleşmesi halinde bundan hiç şüphesiz ki en büyük zararı satışlarının yüzde 60’ını market markalı ürünlerden yapan ucuzluk marketleri gelecek. Discount market sektöründe faaliyet gösteren Dimdown Marketler Zinciri’nin Genel Müdürü Mekki Bilgen, konu hakkında şu açıklamada bulundu:
“PL konusuna, öncelikle FMCG pazarın ana kırılımlarına bakmakta yarar var.
 Yukarıda gruplar halinde Pazar paylarına baktığımızda bu grupların içinde PL payı da % 8’ler seviyesindedir. Yasayla ilgili sonuçlara bakınca tüm Pl üretimi tek noktadan olsa ve toplam üretimi tek noktadan satış yapabilirsek bence pl üretim oranında hiç sorun yoktur. Zaten bire birde kategori bazında yasanın öngördüğü oranı yakalayan bir PL üretimi çok sıkıntı gibi görülmüyor burada Sadece işini PL’ye dayalı yapan firmalar için sıkıntı var ki bu da makul seviye gibidir.
Her perakendecinin global oyuncu olmak için çabaları henüz yok denecek kadar az ama bir çok perakendecinin PL için ciddi düşünce ve hayalleri var. Pazarda yer almış yerli markaların güçlenmesini sağlamak veya global markalardan maksimum verimliliği almak daha doğrudur. Bence birde bulunduğumuz pazara ve dünya pazarına baktığımızda 1 yıllık veya 5 yıllık marka kaç tanedir. Türkiye’de 10 yılını doldurmuş, 15 yılını doldurmuş, 20 yılını doldurmuş profesyonel mağazacılık yapan sektör oyuncuları ve bölgesi dışında hizmetine devam eden etkili oyuncu sayısına bakmak lazım.
Öncelikle haksız rekabeti ortadan kaldıralım, bir gün ya da bir toplantıda kararlar almak yerine daha büyük katılım ve daha geniş zamanlara alt yapısı iyi hazırlanmış işlere ve sonuçlara odaklanalım.”
Satışı payına sınırlandırma
1995 yılından sonra uluslararası firmaların pazara girmesi ve discount mağazacılığın başlaması ile beraber PL ürünlerinin de raflara girmeye başladığını kaydeden FON Gıda San Tic.Ltd.Şti Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Şimşek, PL’yi üç farklı kanal için şöyle değerlendirdi:
1) Üretici kanalı: Üreticiler kendi üretmiş oldukları ürünleri belli bir kalitede tüketiciye sunabilmeleri için ürün kalitesi, pazarlama maliyeti, reklam bütçesi gibi maliyetlerden dolayı üretmiş oldukları ürünün muadili olan markalı ürünlerle pazarda rekabet etmeleri ve ürünlerine yer bulmaları hiçte kolay olmamaktadır. Buna gören üreticilerde üretim kapasitelerini doldurabilmek adına PL yapmayı kendileri için uygun bir yol olarak dürmüşlerdir. Ancak burada Türkiye’deki perakende kanallarının hızla tekelleşmeye doğru gittiği bir ortamda PL yapan üreticilere karşı fiyat baskısı artmakta, böylelikle işletme zarar etmekte veya yine perakendeci tarafından bana ürün üretirken bir başka perakendeciye PL yapamazsın denilerek hem fiyat baskısı ile hem de üretim kapasitesinin tam kullanılamamasından dolayı üretici zarar ettirilmekle karşı karşıya bırakılmaktadır.
2) Perakendeci Kanalı: Perakendecilerde rakipleri ile mücadelede yüksek kalite düşük fiyat politikası ile tüketiciyi daha fazla etkileme ve PL ürünlerinden diğer ürünlere göre daha fazla kar etme yolunu seçmektedirler. Yine burada da hızla perakende sektörünü tekeline almak isteyen global oyuncular finansal güçlerinin ve ölçek büyüklüklerinin etkisi ile düşük hacimle tek başına avantajlı PL yaptırma şansı olmayan orta ve küçük ölçekli perakendecilerin PL ürünleri ile perakendeyi tekeline almak isteyen rakipleri karşısında ezilmekte ve her geçen gün yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadırlar.
3)Tüketici kanalı: Tüketiciler açısında eğer ürünler belli kalite standardının altına düşürülmeden üretiliyorsa aynı ürünü PL olarak daha düşük fiyata alıp ekonomik avantaj sağlamak bir avantajdır. Fakat burada da yine perakendecinin rakibi karşısında daha düşük fiyatlı ürün satma isteği ve üretici üzerindeki fiyat baskıları da ürün kalitesinin düşmesine sağlıksız ürünlerin tüketicilere sunulmasına sebep olmaktadır.
Özetle şunu söyleyebilirim ki yerli üretici ve perakendecinin korunabilmesi için mutlak suretle PL ürünlerinin genel ciro içindeki satışı payına mutlaka bir sınırlandırma getirilmesi şarttır.”
Yeni fırsat kapısı
Market markalı ürünlere getirilecek olan ciro sınırlamasının sektörü etkileyeceğini ifade eden Aksan Kozmetik Genel Müdürü Servet Gerz, “Bizlere değişik kapılarda açılabilecek. Market raflarında marketler kendi markalı ürünlerini sergilemek yerine firmaların markalarını teşhir edebilecekler. Bu markalaşma adına bizim gibi KOBİ’lere yeni bir fırsat sağlayacak. Bu fırsatı iyi değerlendiren firmalar, başarılı sonuçlar alacaklardır” dedi.
Sert tepkiler!
Yasa tasarısındaki private labele getirilmek isteyen sınırlamayı eleştiren BİM Operasyon Komitesi Başkanı Galip Aykaç, devletin ticarete müdahale etmemesi gerektiğini söyledi. BİM’in ‘Dost’ markalı yoğurdunun Pazar lideri olduğunu kaydeden Aykaç, yasa tasarısının bu haliyle yasalaşmaması gerektiğinin de altını çizdi.
AMPD Başkanı Mehmet Nane ise Kiğılı, İNCİ, Zara, İKEA gibi markaların yasa tasarısının bu haliyle çıkması halinde iş yapamaz hale geleceklerini söyledi. Bu gibi markaların kendi öz markaları ile üretim yaptıklarının altını çizen Nane, birçok yabancı markanın pazardan çıkacağını söyledi.
İnci Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nihat Kızıltaş ise yerli markaların pazarda büyük darbe yiyeceğini vurguladı.
Konu hakkında görüşlerini dile getiren bir diğer isim de Migros Genel Müdürü Özgür Tort. Türkiye’nin dünyada yaşanan global krizden nasibini aldığını belirten Tort, “Tüketicilerin taleplerini ve beklentilerini canlı tutmak adına private labele sınırlama getirmek mümkün değil. Türkiye’de market markalarının geçmişi 35 yıla dayanıyor. Bugün PL üreticilerinin hepsi, kalite standartlarında üretim yapıyor. Üretim yaptıran marketlerde ürünlere imzalarını atıyorlar. Bu ürünler Türkiye’deki irili ufaklı KOBİ’lere ürettirilmektedir. Bugün tüm marketler bu ürünlerle rekabet yaratabilmektedirler. Bu markalara bırakın sınırlandırılmayı, KOBİ’lerin gelişimi adına destek verilmelidir. Dolayısıyla private labele getirilmek istenen sınırlandırma, ekonominin yapısıyla tezat oluşturmaktadır” dedi.
|