|
2008 yılının başından itibaren tüm dünyayı kasıp kavurmaya başlayan ekonomik kriz, Türkiye’yi de çok olumsuz etkiledi. 2008 yılının son çeyreği ve 2009 yılı kötü geçti. 2009 yılının son çeyreğinde başlayan kıpırdanmalar ve canlanmalar 2010 yılının başından itibaren artmaya başladı. 8 Nisan tarihinde Adana Hilton Otel’de düzenlediğimiz ‘Çukurova Perakendecilik Konferansı’nda perakendecilerin dikkatini bu konuya çektik. Kriz sonrası ne gibi fırsatlar doğacak? Sektör profesyonelleri ve uzman danışmanlar ‘Çukurova Perakendecilik Konferansı’nda bu sorunun yanıtını aradılar.
“Kahraman sizlersiniz”
Konferansın açılış konuşmasını Adana Valisi İlhan Atış yaptı. Atış, bu konferansın Adana’da yapılmasından dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Vali İlhan Atış Türkiye'nin 1980 yılında 1,5 milyon dolar borç bulamazken, bugün 670 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaşmış bir ülke olduğunu kaydederek, “Bu başarıda iş adamları ve ticaret insanları olarak payınız 1. sırada. Şimdi Türkiye'nin kahramanı sizlersiniz. Türkiye 2023 yılında dünyanın en büyük 10, Avrupa'nın da 5 ekonomisi arasına girecektir. Bunları sağlayacak sizlere ne mutlu” dedi.
Kriz dönemlerinin hukuki riskleri
Carrefour Grup Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Hukuk Direktörü Av. Merter Özay, kriz dönemlerinin hukuki risklerini anlattı.
Ekonomik kriz dönemlerinde ortaya çıkan hukuki risklere değinen Özay, “Borç ödemekten acz durumda olanlar mevcut. Tahsil kabiliyetinde zorlanılıyor. SSK prim borçları çoğalıyor. Şirketlere münhasır sebeplerde bulunuyor. Ortadan kaybolmalar çoğalıyor. Kendi içinde anlaşmazlığa düşmesi de oluyor. Elinde olmayan sebeplerle ifada temerrüde düşmesi yaşanıyor ve uyuşmazlıkların artışı yaşanıyor. Faturaların kabul edilmemesi söz konusu. Küçük meblağların dahi dava konusu edilmesi oluyor. Sadece erteleme amaçlı hukuki hamleler yapılabiliyor” dedikten sonra şunları söyledi:
“Ticari menfaatler mi yoksa hukuki güvenlik mi? Bu soru sadece hukuk müşaviri ve operasyondakiler arasında değil, işin içine hukukçunun dahil olduğu her aşamada gündeme gelmektedir. Bu sorunun cevabı, aslında sorunun hatalı olduğudur. Zira sorudaki ‘yoksa’ kelimesinin yerini ‘ile’ kelimesi almalıdır.
Müvekkil şirket hedeflediği ciro için çalışırken, hukukçu da kanunlar ve ticari işleyiş arasındaki güvenliği sağlayan bir bağ olmalıdır.”
PİYU Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Çetinkaya, discount mağazacılığın fırsat olmaya devam edeceğini ifade etti. Discounut mağazacılıkta hızla büyümek istediklerini söyleyen Çetinkaya, Adana dışında da marketler açacaklarının altını çizdi.
Kriz değil ‘düzeltme hareketi’
Groseri Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses, krizi fırsata çevirirken nasıl hızlı balık olduğunu, Perakende Güneşi Ödülü’nü nasıl kazandığını anlattı.
Krizlerde faydalı öğreticiler yaşandığının altını çizen Uğurses, “Onlara kriz değil ‘düzeltme hareketi’ demek daha doğru olur. Gerçekten kriz olsa, ortada girişimci kalamazdı, oysa her kriz sonrası kaldığını gördük. Sistem daha güçlü olabilme adına kriz dönemlerinde zayıf yönlerinden kurtulmak için eleme yapıyor. İş adamı çıkıp ‘kriz bizi batırdı’ diyor, aslında öyle bir şey yok, kendisi zaten batıktı, ortaya çıktı.
Son iki büyük krizde batmaz denilenlerin battığını görünce çok şaşırdık” dedikten sonra şu açıklamada bulundu:
“Lehman Brothers (150 yıl, 700 milyar $ aktif büyüklük) dahi batmıştı.
Lehman Brothers çok büyük rakamlara çok kaliteli çalışanlara sahip bir firmaydı. Buradan önemli olanın nicelik değil nitelik olduğunun farkına vardık, kaliteli çalışan olacaktı ama daha önemlisinin kaliteli kurum olma zorunluluğu olduğunu fark ettik. Kendimize bakmaya başladık, sorunlarımız vardı. Davranış özgürlüğü %100, sonuç sorumluluğu %100 olan bir yapı ile yönetiliyorduk. Sınırsız yetki, sınırsız harcama, sınırlı zamana sahip kişilerce yönetilmek kurumumuz için ciddi risk oluşturuyordu. Bu risklerden arınma adına kuruluşumuzda etki etmeyip tepki veren, yasaları olan, davranış özgürlüğü kriterlerle sınırlı bir bilinç oluşturmaya başladık. Diyalektik (bir şeyin doğruluğunu bulmak için zıttını bulup uyum içinde çatıştırma) etkileşim sunan bir yapıya geçtik. başta bölümler çatışmak istemedi ama işin içine fayda koyunca uyumlu çatışma ister istemez başladı.
Eskiden işleri birleştirme yapardık, bu kalifiye eleman ihtiyacını arttırıyordu. Artık bölüyor, basitleştiriyoruz, daha az kalifiye ile başarabiliyoruz. Artık yetkiyi değil işi paylaşır durumdayız. Eskisinden daha az inanma, güvenme fakat daha fazla emin olma eğiliminde olan, kanmayan – kandırmayan bir yapıya geçtik. Hakimiyeti arttırmaya, toplam maliyeti azaltmaya, çalışan birey gelirini arttırmaya, herkese hakkını verip kimseye zarar vermemeye odaklandık. Standartlaştırmayan farklılaştıran, iyi ile kötüyü ayırt eden, sebepten bağımsız sonuçtan sorumlu bir yapıya geçtik.
Her iki kriz sonrası hiç çalışan çıkarmadık. Kişisel yeteneği arttırıp, toplam maliyeti azaltıyoruz. Bireysel maliyet azaltmak bazen toplam maliyeti arttırabilir. Artık sihirli denklemi görmeye başlamıştık. Büyük firmamı küçük firmayı yutar, hızlı olan mı yavaş olanı yener tartışmalarında her zaman geçerli olanı keşfettik. Krizlerde bazen büyüğün bazen küçüğün bazen hızlının bazen yavaşın batışına tanık olduk.”
Market markalı ürün pazarı büyüyor
PLAT Başkanı Mete Buyurgan, konuşmasında market markalı ürün pazarının krizde nasıl büyüdüğünü dile getirdi.
Tüketiciye ve taleplerine odaklanın şeklinde konuşmasına başlayan Buyurgan, “Genel fiyatlandırma ve merchandising stratejinizi, tüketicilerin değişen satın alma davranışını yansıtacak, doğru ürün portföyü ve hacmi elde etmenizi sağlayacak şekilde gözden geçirin. Sürümü az olmayan ancak karlılığı yüksek ve stok maliyeti düşük kategorilere yönelin. Nakdinizi muhafaza edin. Stok ve satış gelirlerinizi yakından takip edin. Gereksiz stok taşımayın. Ürün raf devir hızı en önemli kriter olmalı, giderlerinize odaklanın” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“Unutulmamalıdır ki, böyle dönemlerde piyasalar daha az risk taşıyan ve güçlü şirketleri ödüllendirir. Karlılığınıza katkı yapan ve yapmayan öğeleri iyi saptayın. Karlılığı sorgulamak için lokasyon, ürün, satıcı vb. kırılımları iyi inceleyin. İş modelinizde yüksek performans sergilemeyen öğeleri desteklemek için bugüne kadar kabul görmüş mantığı sorgulayın. Katkı sağlamayan öğeleri katkı yapar hale getiremiyorsanız mutlaka bu öğeleri ortadan kaldırın. Yeniden düzenleme ve yeniden yapılandırmanın zamanıdır. Gereksiz destek bölümlerini birleştirin.
İnsan işgücünüzü yenilemek için uygun bir zaman olduğunu unutmayın.
Düşen gayrimenkul fiyatları, satın alma veya kiralama için önemli fırsatlar sunabilir.
Kabuğunuza çekilmeyin, dışa dönük olun. Tedarik zincirinizi en verimli hale getirmek için tedarikçilerinizle işbirliği yapın. Tedarikçilerinizle pazarlık yapın, sadece en iyi fiyatı almak için değil en iyi hizmeti de almak için. Daha iyi ortaklıklar kurarak risk ve ödülleri paylaşın. Bu sayede kredibiliteniz çok daha yükselecektir. Rekabet içindeki durumunuzu değerlendirin. Bütçelerde kısıntıya gidildiğinde, pazar payınızı kimin ele geçireceğini öğrenmek için rekabet değerlendirmesi yapın.”
İngiltere ve İsviçre’de satılan her iki üründen birinin market markalı ürün olduğunu vurgulayan Buyurgan, “Pazar payının %40’lara ulaştığı üç ülke ise; Almanya, Belçika ve Avusturya. İspanya %40 seviyesine çok yakın, Fransa da bu yönde ilerliyor. Hollanda’daki yeniden güçlenme, market markalarının %30 pazar payına doğru ilerlediğini gösteriyor. Market markaları bazı kategorilerde baskın bir pozisyona ulaştı. İngiltere’de et-balık-kümes hayvanları ve şarküteride, Almanya’da kağıt ürünlerinde; İspanya’da dondurulmuş gıda kategorisinde; İsviçre’de ise dondurulmuş ve taze gıdada market markaları %70’in üzerinde pazar payına yükseldi. Son yılda daha da artan pazar payları İpsos Morı tarafından PLMA ve PLAT için yürütülen tüketici araştırmasının sonuçlarını da destekliyor. Fransa, Almanya veİngiltere’de 3000’den fazla tüketici anketine dayanan araştırma, tüketicilerin market markaları ile ilişkisinin; fiyat, ekonomik koşullar ve perakendetiplerinin çok ötesine uzandığını keşfetti. Üç ülke de farklı perakendecilik modellerine sahip olmakla birlikte, market markalı ürünler hepsinde büyüyor. Market markaları daha fazla yayılmaya hazırlanıyor; daha çok market markalı ürün alacağını söyleyen tüketicilerin oranı daha az alacağını söyleyenlerden çok daha fazla. Market markalarının popülerliği birçok gıda dışı kategori ve mağaza formatlarına da yayılıyor. Market markalarını ‘sık’ satın alan büyük bir tüketici grubu oluştu; bu grup perakende ticaretin geleceğinde derin bir etki yaratmaya talip. Tüketiciler market markalarının üretici markalar kadar iyi performans gösterdiklerine inanıyor. Bugüne kadar market markalı gıda ürünleri, diğer segmentlerden daha yüksek bir paya sahip olduğu için, gösterdiği performansla, toplam market markası pazarındaki büyüme oranını da belirliyordu; ancak, 2009 yılında market markalı kişisel bakım ürünleri ve temizlik kategorisi alımları, gıda kategorisi alımlarından daha yüksek bir büyüme hızı gösterdi. Gıda, kişisel bakım ve temizlik ürünleri dışındaki sektörlerde de, market markalı ürünlerin popülerliği patlama gösterdi” dedi.
Pamir Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tahsin Pamir, gıda perakendeciliğinde kriz ve sonrasında yükselen formatları vurguladı.
Kriz sonrası AVM pazarı
JLL Türkiye AVM Yönetimi Direktörü Ercüment Alptekin, kriz sonrası AVM pazarının nasıl gelişeceğini anlattı.
2008 yılının Perakende sektöründe Avrupa’da en çok alışveriş merkezinin açıldığı yıl olduğunu kaydeden Alptekin, “Bu yıl içinde çoğunluğu EEC bölgesinde olmak üzere 300 adet AVM açılmıştır. 2008 yılında Rusya’da açılan AVM toplam tka 1.1 milyon metrekareyi bulurken, Türkiye tka da1.0 milyon metrekareyi aşan 2.ülke olmuştu. İngiltere ise 700 bin metrekareye ulaşmıştı. 2008 Aralık ayında stok, yani inşaa halindeki AVM toplam tka larda Türkiye 3.7 milyon metrekare ile ilk sırada yer alırken İtalya 3 milyon metrekare ve Rusya’da 2.9 milyon metrekare ile peşinden gelmekteydi. Romanya, Almanya ve Polonya’nın dahil olduğu 6 ülkede ise tka 1.0 milyon metrekarenin üstündeydi. Kriz Türkiye’de de etkisini gösterdi. Toplam kiralanabilir alan 2008 yılında bir önceki yıla göre %25 artarken 2009 yılında sadece %17 lik bir artış gösterdi. 2009 sonu itibarıyla tka 5.7 milyon metrekareyi bulmuştur. İnşaat halindeki stok ise 2.5 milyon m2 ile hala hatırı sayılır bir seviyededir. Önümüzdeki dönem yapılacak arzın %50 den fazlasını İstanbul’da göreceğiz. 2009 yılı sonu itibarıyla 1.000 kişiye düşen alana bakıldığında Ankara 193 m2, İstanbul 177 m2 ile ikinci sırada yer alıyor”.
Çukurova PERDER Başkanı Sedat Gümüş de konferansın kapanış konuşmasına yaparak konuklara teşekkür etti.
Konferans bitiminde yapılan çekilişte 2 perakendeciye diz üstü bilgisayar hediye edildi.
|