|
2010 yılı perakende sektörüne yaradı. 2008 yılında yaşanmaya başlanan krize rağmen, 2009 yılında önemli büyüme kaydeden perakende sektöründe yeni yol haritaları oluşturuldu. 2010 yılına da iyi bir başlangıç yapan sektörde büyümek için yeni hesaplar ve planlar gerçekleştirildi. Bunların içinde halka açılma önemli bir boyutu oluşturdu.
Bilindiği üzere ülkemizde bulunan ulusal ve uluslararası zincirler halka açık. Halka açılan en son perakende şirketi ise BİM olmuştu. BİM’in hızlı büyümesinde halka açılmanın önemli etkisi olduğu gözlemleniyor. Migros, Carrefour ve Tesco Kipa, halka açık en eski perakende şirketlerinden biri durumunda. Türkiye’nin çeşitli illerinde alışveriş merkezlerine imza atan Torunlar GYO’da halka açıldı.
Bu haberi hazırlamamıza Kiler ve Uyum’un halka açılacak olması önemli rol oynadı. Biz de sektörün önemli oyuncularına, konuyla ilgili görüşlerini sorduk. UYUM ve Kiler ile görüştük.
Perakende en karlısı
CNBC-e Business Dergisi’nin araştırmasına göre Eylül 2008-Eylül 2009 dönemini kapsayan krizin ilk yılında halka açık şirketlerden 84'ü cirosunu artırdı, 5'i aynı seviyeyi korudu, 147'si ciro düşüşü yaşadı.
Araştırmaya göre, cari büyüme sıralamasında THY'yi Selçuk Ecza Deposu ve BİM izledi.
Buna göre, halka açık 4 perakende şirketi de krizde cirosunu artırdı. İçlerinden BİM karını artırırken, diğer ikisinin karlarında bir miktar azalma, Boyner'de ise küçük miktarda zarar gerçekleşti.
17 Eylül 2010 tarihinde halka arz için İMKB’ye başvuran UYUM’un halka arz sonrası şirket sermayesi 20.000.000 TL olarak belirlenirken halka açılma oranı ise yüzde 30 olarak bildirilmiş.
Kiler A.Ş ise 20 Eylül 2010 tarihinde İMKB’ye başvuruda bulunmuş. Halka arz sonrası şirket sermayesi 139.300.000 TL olarak belirlenirken halka açılma oranı ise yüzde 13.05 olarak ifade edilmiş.
Tekzen, 2015’te borsada
Tekzen Yönetim Kurulu Başkanı Murat Gigin, logistik merkezinin açılışında yaptığı konuşmada 2009 yılı cirolarının 250 milyon TL olduğunu, 2011 yılı sonunda 100 mağazaya ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Gigin, “2015 yılı sonunda ciromuzu 3 misli arttıracağız. Bu tarihten itibaren de borsaya açılmak istiyoruz” dedi.
Levent Uğurses: Halka açılma süreci ölçekle ilgili
Groseri Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses, firmalara kaynak yaratmak dışında, kayıt disiplini gelişimi ve şeffaflık açılarından da ciddi fayda sağladığına inandığı halka açılma sürecinin ölçekle ilgili olduğunu düşündüğünü söyledi. Uğurses, “Henüz ülkemiz halka açık şirketlerin tamamının toplam piyasa değerinin dünya perakende devi WalMart’ın yıllık ciro değerine ulaşamadığı göz önüne alınırsa ölçekle ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Biz şu anda Çukurova bölgesinde faaliyet göstermekteyiz. Yıllardır hayalim ve hükümetlerden beklentim bizler gibilerin ölçek gelişiminde hızını artırması için kaynak yaratmada çok yardımcı olacak bölgesel sermaye piyasalarını oluşturacak çalışmaları tamamlamasıdır” dedi.
Öte yandan Sincap Genel Müdür Ali Tabak ise yakın bir gelecekte bile halka açılmayı düşünmediklerini söyledi.
Biçen’den halka açılanlara teşekkür
Biçen Marketler Zinciri Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Biçen, öncelikleri arasında halka arzın olmadığını ama gelecek dönemlerde bu konunun gündeme geleceğini ifade etti. Biçen, “Halka açılan ulusal ve yerel markalarımıza başarılar diliyorum ve sektöre öncülük ettikleri için de ayrıca teşekkür ederim. Büyüyen ve gelişen sektörümüze halktan da destek almak gerek sektörümüz için gerekse yerel markaların geldiği noktayı kavramak için çok iyi bir açılım olduğunu düşünüyorum. Daha önemlisi, küresel şirketlerin yanında, ülkemiz şirketlerinin de temsili için gerekli olan dinamizme katkı sağlamak, aile şirketlerimizin kurumsallaşıp faaliyet ömürlerinin devamlılığı için destek kazandırmak, yatırım yapmak ve büyümek isteyen şirketlerimize büyük ivmeler kazandıracaktır” dedi.
Uygun şartlar oluştuğunda Hadim’de halka açılacak
Hadim Yönetim ve Pazarlama Danışmanı Necmettin Kuru, Hadim Alışveriş Merkezleri’nin 1999 yılında başladığı perakendecilik hayatına emin ve hızlı adımlarla devam eden bir şirket olduğunu söyledi. Kuru, “Büyüme aşamasında ise hemen hemen hiç dışarıdan finans ve para kaynağı kullanmadan tamamen kendi karlılığı ve öz sermayesiyle büyüyen bir şirket. Bu durumun krizlerden etkilenmeme, rekabette avantaj, sağlıklı ve kontrollü büyüme gibi şirket lehine olumlu birçok faydaları var. Ayrıca Hadim gerek yatırımlarında ve gerekse kurduğu sitem ve altyapılarda büyüme sürecindeki ulaşacağı hedefin de ötesinde bir planlamayla çalışıyor, bu da şirketi aynı kulvarda koşan diğer meslektaşlarının birkaç adım önüne geçmesini sağlıyor. Şu an için Hadim Alışveriş Merkezleri olarak yakın dönemde bir halka açılma projemiz planlamalarımız içinde bulunmamakta. Ama bu demek değil ki halka açılmayı düşünmüyoruz, uygun şartlar oluştuğunda düşünebileceğimiz, değerlendirebileceğimiz bir durum. Halka açılabilmek için bazı hazırlıkların yapılması, taşların yerine oturması ve zamanlamanın çok iyi yapılması gerektiğini düşünüyorum, aksi takdirde halka açılmanın şirkete gerekli faydayı yeteri kadar sağlamayacağını düşünüyorum” dedikten sonra şu açıklamada bulundu:
“Son dönemde Kiler ve Uyum gibi yerli zincirlerden de bazıları halka açılmak için girişim başlattılar. Bu girişimler Perakende sektörünün büyümesine gelişmesine katkı sağlaması açısından olumlu. Halka açılmayla birlikte şirketlere neredeyse maliyetsiz kalıcı kurumsal bir finansman sağlama, tanınma, itibar, reklam, vergi indirimleri, likidite, yüksek kredibilite, şirketin profesyonel yönetime geçmesiyle birlikte (mecburen) kurumsallaşması, bağımsız denetim vb. gibi birçok faydaları vardır. Şirketin halka açılma ile birlikte tüm işlemleri de İMKB ve SPK kanunlarına göre yeni ve ayrıntılı kurallara tabi olacaktır. Bu kurallara tam olarak uyum sağlanamaması, şirket ve yöneticilerinin sorumluluğuna ve şirketin işlerinin aksamasına sebep olabilecektir. Evet, halka açılmak faydalıdır, lâkin halka açılmanın gerektirdiği kurumsallaşmayı sağlama ve tabi olunan yeni kurallara uyma konusunda yeterli özen ve gayreti göstermek koşuluyla.
Türk halkı olarak bizler biraz garantici bir milletiz, yastık altı diye tabir ettiğimiz altına, dövize yapılan tasarruf kültürü veya toprağa, gayrimenkule yapılan yatırım daha çok yaygın. Dünya Piyasalarına ve borsalarına göre Türkiye piyasasına baktığımızda, Türk halkının Borsaya yabancı ve uzak kaldığını görmekteyiz. Bizdeki borsa ve diğer enstrümanların yeterince gelişmemiş ve denetlenemiyor olması, özellikle borsada işlem gören ve derinliği olmayan küçük şirket hisseleri üzerinde yapılan spekülasyon ve manipülasyonlar sonucunda tasarruflarını değerlendirmek isteyen küçük yatırımcının suistimal edildiği, kandırıldığı, zarara uğratıldığı dönemler oldu, bu da küçük yatırımcıyı borsadan uzaklaştırdı.”
Fon, borsaya açılanları destekliyor
Şirket olarak halka açılma düşüncelerinin olmadığını kaydeden Fon İcra Kurulu Başkanı İlhan Şimşek, “Bunun da çeşitli sebepleri var. Bunlardan en önemlisi halka açık şirketlerin marka bilinirliğinin daha yüksek olması gerekir, perakende sektöründe özellikle belli lokasyonlarda değil daha geniş lokasyonlarda olmak ve ulusal bir marka değerine ulaşmak gerekir. Bu sebeplerden dolayı şu anki hacmimiz buna elverişli değil. Ancak uzun vadede şirket alt yapımızı yarın halka arz olacak şekilde yapılandırıp şeffaf, denetlenebilir, kayıt dışının olmadığı bir yapıda hazırlıyoruz. Yerli perakende sektöründe sermayesi yüzde yüz yerli olan iki güzide markamızın bu kararı açıklamış olmaları en az o şirketler kadar beni de heyecanlandırmıştır. Borsada işlem yapan firmaların yüzde 67 gibi çok yüksek bir oranı yabancıların oluşturması yerli yatırımcının bu konuda henüz borsaya olan ilgisinin yeterli olmadığını göstermektedir. Diğer taraftan yine borsada işlem gören firmaların büyük çoğunluğunun yine yabancı menşeli firmalar olduğunu görüyoruz. Şimdi bu pencereden baktığımızda işlem yapan firmaların çoğunluğunun yabancı olması, Türkiye’nin de ekonomik anlamda en büyük riskinin cari açık olduğunu düşünürsek ne zaman çıkacaklarını bilmediğimiz yabancı sermayenin yüksek oranda piyasadan çıkması ciddi anlamda bir ekonomik risk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizim ekonomimize olan katkımızın daha fazla olması ve ülke ekonomisin daha sağlıklı yürümesi için daha fazla yerli yatırımcıya ihtiyaç vardır” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“Bu yerli perakendeci arkadaşlarımızın kararını memnuniyetle karşılarken şu endişemi de dile getirmek isterim, bu şirketlerimizin sadece belli bir lokasyonda büyümüş olmaları marka bilinirliğinin az olması arz esnasında gelecek taleplerin düşük olması endişem vardır. Buna rağmen bu girişimin başarılı olması bu markalarımızın hem daha hızlı bir büyüme trendine girmelerini sağlayacak, hem de diğer yerel arkadaşlarımıza örnek teşkil edip onları da cesaretlendirecektir. İnşallah bu girişim başarı ile yürütülüp sağlıklı ve mutlu bir şekilde sonuçlanır, devamında farklı yerli şirketler içinde örnek teşkil eder. Sektöre ve arkadaşlarımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum.”
Makromarket er ya da geç halka açılacak
Ülkemizdeki şirketlerin büyük çoğunluğunun aile şirketleri olduğunu kaydeden Makromarket Genel Müdürü Mehmet Songör, “Büyüyen ve belli hacimleri yakalayan şirketlerin önünü açabilecek en uygun yöntem ise bu şirketlerin halka açılmalarıdır. Halka açılma süreçlerinin 2010 itibariyle basitleştirilmesi ve izin sürecinin artık çok kısa sürmesi, kurumların konuya daha sıcak bakmasını sağladı. Bu noktada halka açılmanın avantaj ve dezavantajlarını değerlendirmek gerekir. Halka açılmak suretiyle, şirketin sermayesini temsil eden belli orandaki hisse senetleri çok sayıda yatırımcıya satılır. Böylece kurum daha hızlı büyümek için risksiz kaynaklar elde ettiği gibi, yeni kaynak arayışlarında da daha kolay imkanlar elde edebilir. Borsada işlem gören şirketlerin değerinin, benzer fakat halka açılmamış şirketlere göre daha yüksek olduğu da malumdur” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“Bu şirketler sadece bu özelliklerinden dolayı büyük bir itibar ve saygınlık kazandıkları gibi, bir anlamda uluslararası şirket haline de gelmiş olurlar. Ancak halka açılmanın bazı dezavantajları da var. Özellikle getireceği maliyetler. SPK’ya ve Borsa’ya kayıt ve kotasyon ücreti, sürekli bağımsız denetim yaptırma maliyetleri, halka açılmada aracı kurum ve danışmanlara ödenecek bedeller ile tanıtım ve reklam giderleri halka açılmanın önemli maliyet unsurlarıdır. Bu maliyetlerin, halka açılmayla elde edilecek maddi kaynağın yüzde onunu bulması önemli bir durumdur. Dezavantajlardan biri de, halka açılan şirketlerin şeffaf hale gelmeleri olsa gerek. Rakipler, bilgilerini kamuya açıklamazken halka açık şirketler bilgilerini kamuya ve rakiplerinin de incelemesine açmış olurlar. Bu durum haksız rekabete yol açabilir. Bu dezavantajlara rağmen, elde edilecek avantajlar, kazançlar, özelliklede sıfır maliyetle halkın parasını şirkette kullanma imkanı düşünüldüğünde halka açılmanın her kurum için kaçınılmaz bir süreç olduğunu kabul etmek gerekir. Makromarket olarak bizde er ya da geç halka açılmayı hedeflemekteyiz. Makromarket’in mevcut büyüklüğü düşünüldüğünde, geç bile kalındığı söylenebilir. Ancak bu konuda, zamanlamanın önemi büyük. Kurum olarak, her açıdan bu sürece hazır olduğumuzu söyleyebilirim. Karar verdiğimizde halka açılma sürecini çok kolayca sonuçlandıracağımız kanaatindeyim. Ancak şu an bunu zaruri görmediğimiz için acele etmiyoruz. En doğru zamanı beklemek lazım diye düşünüyoruz. Henüz belirlenmiş bir zaman olmasa da, en fazla üç yıl gibi bir zaman içinde halka açılma kararımızın ortaya çıkacağını tahmin ediyorum.”
İMKB 100 Endeksi, her dönemde kazandırdı
İMKB 100 Endeksi üç aylık, altı aylık ve yıllık değerlendirmelerde de en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.
İMKB 100 Endeksi, üç aylık değerlendirmede ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 11,86, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 12,26 reel getiri sağladı.
Altı aylık değerlendirmeye göre İMKB 100 Endeksi ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 15,10, TÜFE ile indirgendiğinde de yüzde 16,65 oranında yatırımcısına kazandırdı. Aynı dönemde avro, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 8,06, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 6,82 ile yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı olarak belirlendi.
Avro, yıllık bazda da en fazla kaybettiren yatırım aracı oldu
3 aylık değerlendirmede ise en fazla kaybettiren yatırım aracı dolar olarak tespit edildi. Dolar, söz konusu dönemde ÜFE'yle indirgendiğinde yüzde 6,87, TÜFE'yle indirgendiğinde yüzde 6,53 kaybettirdi.
Yıllık değerlendirme
Finansal yatırım araçları, yıllık değerlendirildiğinde en yüksek reel getiri oranları, İMKB 100 Endeksi, külçe altın, mevduat faizi, ABD doları ve avro şeklinde sıralandı.
ÜFE ile indirgendiğinde, İMKB 100 Endeksi yüzde 24,52 ve külçe altın yüzde 17,41 oranında yatırımcısına reel getiri sağladı. Diğer taraftan, mevduat faizi yüzde 0,23, Amerikan Doları yüzde 8,14 ve avro yüzde 17,15 oranında kaybettirdi.
TÜFE ile indirgendiğinde ise İMKB 100 Endeksi yüzde 24,14 ve külçe altın yüzde 17,05 oranında yatırımcısına reel getiri sağladı. Mevduat faizi yüzde 0,53, Amerikan Doları yüzde 8,42 ve avro yüzde 17,40 kaybettirdi.
|