retailturkiye.com


Ana Sayfa | E-Dergi | Marka Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | İş Arama | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz Salı, 22 Mayıs 2012 
Büyük umutlarla geldiler; tası tarağı toplayıp geri döndüler Yazdır E-posta
Haberler - Kapak Konusu
Çarşamba, 06 Nisan 2011 13:59

Türkiye, perakendeciler için hep cazibe merkezi oldu. Yatırım yapanlar ve sabırlı davrananlar hep kazandılar. Ama ya dönenler. İşte buna en çarpıcı örnek dünya elektronik devi Best Buy’da yaşandı. ABD’nin dev firması Best Buy, büyük umutlarla geldiği ve yatırım yaptığı Türkiye’den çekilme kararı aldı.

kapak1Bu karar, bizlerin bu sayı ki kapak konumuzu oluşturdu. Büyük umutlarla gelip kısa sürede ülkelerine dönen perakendecileri inceleyip sektör uzmanlarına danıştık. Konuyla ilgili arşivlerimizi taradık. Gördük ki 1990 yılların başından itibaren göçler başlamış bile.

Fransız Prisunic

1990 yılı başında İstanbul Merter’de Büyükşehir Belediyesi, Tekfen ve Fransız Prisunic’in ortaklığıyla Prisunic Hipermarket kurulması için adımlar atılmıştı. 1984 yılında Özal ile birlikte serbest ekonomiyle tanışan Türk halkı, modern perakende noktalarla tanışma hazırlığındaydı. Prisunic açılmadan önce bütün çalışmaları tamamlamış, poşetleri bastırmış, raflara malları yerleştirmişti bile…Fakaf İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen, “Neden bu işi belediye yapmasın?” diyerek Fransız şirketi Türkiye’den adeta kovmuştu. Belpa Hipermarket, Nurettin Sözen tarafından kısa sürede açıldı. Türkiye’nin ilk hipermarketi, kısa sürede müşteri akınına uğradı. Belpa, kısa açılışların ardından işçilerle sözleşme sorunları yaşadı, grevler baş gösterdi. Uzun süre kapalı kaldı ve en sonunda yenik düşerek marketi kapamak zorunda kaldı. İşte Fransa’nın dev perakende zinciri bir gecede Türkiye’den ayrıldı. Eğer bu ayrılık yaşanmasaydı bugün perakende sektörü daha farklı bir boyutta olurdu.

Printemps macerası

kapak_konusu_kutu11988 yılında kurulan Galleria, Türkiye’nin ilk alışveriş merkezi. Türk halkı, alışveriş merkezleriyle Galleria sayesinde tanıştı. Bu dev merkezde bir de departman store mağazacılığın öncülerinden Fransız Printemps bir mağaza açtı. Çok da iyi iş yaptı. Türkiye’de çok katlı mağazacılığın gelişmesine öncülük etti. İlerleyen yıllarda Printemps’te Türkiye’den çekilme kararı aldı. Şimdi Galleria’da Printemps yerine YKM faaliyet gösteriyor.

Türkiye, 1990’lı yılarlın başında distribütörlük sektöründe bir dünya devi ile tanıştı. Inchcape Retrans adlı firma, bir anda toptancıların kabusu haline dönüştü. Firma, Türkiye’de toptancılık sektörünü yeniden yapılandırmak için büyük transferler yaptı. TIR filolarını çoğalttı. Dev üreticilerle anlaşma yaptı. Ama o da uzun soluklu olmadı ve Türkiye’den ayrıldı.

Türkiye’ye büyük umutlarla gelen ve daha sonra da tası tarağı toplayıp giden firmalara baktığımızda burada en önemli etken olarak tamamen yabancı sermaye ile yatırım yapmalarından kaynaklanıyor. Yerli ortaklar, firmayı kontrol altına alabiliyorlar. Sabırlı davranıp uzun süre kalarak karlılıklarını arttırıyorlar.

Spar Türkiye’de

Avrupa’nın en güçlü marketler zincirlerinden olan Spar’da 1990’lı yılların başında Sezginler ile Türkiye’ye giriş yapar. İlk Genel Müdürlüğünü Hasan Ardıç’ın yaptığı Spar’a ilerleyen yıllarda Zafer Yamaner Genel Müdür olarak atandı. Spar, ilk yıllarda hızlı büyüdü. Doğa konseptini iyi muhafaza etti. Müşteriler farklı bir konseptle tanışmış oldu. Sezginler’in düştüğü sıkıntılar sonucu Spar Türkiye’de ayrıldı. Bugün Avrupa’da hangi ülkeye gitseniz Spar karşınıza çıkar.

“Sabır etmek gerekiyor”

mehmet_naneTeknoSA Genel Müdürü ve AMPD Başkanı Mehmet Nane, geçmiş aylarda basına verdiği açıklamalarda bazı elektronik marketlerin Türkiye’de ya evlilik yapacağını ya da çekileceğini söylemişti. AYD’nin toplantısında sohbet ettiğimiz Nane, bu açıklama ile Best Buy’ı kastetmediğini söyledi. Nane, “Türkiye, bu kadar çok ve güçlü elektronik zincirlerini kaldıramaz. Yine bir kısım çıkışlar ve evlilikler olacaktır. Bizim sektörde kazanmak için sabırlı olmak gerekiyor. Karlılıklar birkaç mağazayla olmaz. Best Buy’ın da sabır etmesi gerekiyordu” dedi.

Çetinkaya’dan yurt dışı yatırım sinyali

Türkiye’nin en güçlü departman store mağazacılığı yapan Çetinkaya’da yurt dışı yatırımlarına sıcak bakıyor ve kalıcı olmak istiyor. Bir konferans sırasında sohbet ettiğimiz Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Çetinkaya, Türkiye’de çok iyi mağazaların olduğunu, Türk halkının artık bu mağazaları tercih ettiğini söyledi. Çetinkaya, “Yabancı sevdası azaldı. Bize Alman Karstadt’ı almamız için 2 kere teklif getirdiler. Bu konu bizlerin 2 dudağı arasında. Karsadt’ı alsak çok iyi iş yapacağımızı biliyoruz. Almanya’da çok sayıda Türk yaşıyor, yabancılık çekmeyiz ama ince eleyip sık dokuyoruz. Milyon dolar ödeyip Türkiye’ye gelen yabancılar hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar” dedi.

Koton’un Türkiye başarısı

yilmaz_yilmazBirleşik Markalar Derneği (BMD) ve Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz’da burada kararı tüketicilerin verdiğini söyledi. Almanya Oberhausen’de bulunan Centro AVM’de Koton’u görmekten dolayı büyük mutluluk yaşadığımızı Yılmaz Yılmaz’a söylediğimizde ise Yılmaz bizlere, “İşte bizimde yurt dışında bulunmamızın altında tüketiciler yatıyor, bizi istiyorlar, bizde yatırım yapıyoruz. Best Buy gibi bir dünya devinin Türkiye’den gitmesi ise üzüntü verici” dedi.

Fransız nalbur market devi Mr. Bricolage’da Süren Holding ile ortaklık sonucu ülkemizde mağazalar açtı ama holdingin yaşadığı sıkıntılar sonucu önce tedarikçilere borçlandı, daha sonra da ülkemizden çıktı.

Hasan Ardıç: Yabancılar Türkiye pazarından erken ve hızlı çekildiler

hasan_ardicHasan Ardıç, perakende sektöründe çok deneyimli bir isim. Şimdi Galleria AVM’nin Genel Müdürü. Başarısını görmek için Galleria’ya gitmek yeterli! Spar’ın ilk genel müdürüydü. Tüm yaşananların ve gelişmelerin yaşayan şahidi. Printemps öyküsünün de başından sonuna kadar tanıklık etti. Bizlere konuyla ilgili uzunca bir yazı yazmış. Özetlemeye kıyamadık zira çok doyurucu. İşte Ardıç’ın kaleminden yaşanan gelişmeler:

“Printemps’dan başlayan, Internationale SPAR Centrale BV’nin SPAR’larıyla devam eden, bugünlerde de Best Buy ile tekrar gündeme gelen yabancı yatırımların Türkiye pazarındaki yolculukları ister istemez üzerinde düşünülmesi gereken konular olarak gündemimizde yer alıyor.

Bu konuyu tarihsel perspektifinde, kronolojik bakışla ele aldığımızda görülen, dikkatleri çekmesi gereken bazı hususların varlığıdır.

kapak_konusu_kutu2Bunlar gerçek anlamda ülkenin ilk AVM’si olan Kapalıçarşı’dan bugüne; gerek AVM’cilikte ve gerekse onun paydaşı olan perakendecilikte gösterilen performans net olarak ortadadır.

Çok uluslu veya yabancı ortaklı yatırımların Türkiye pazarında gösterdikleri başarılar, kalıcılık, özümsenme, adeta millileşme ve pek tabii olarak da ticari bakımdan yatırımcılık ve kârlılık açılarından da son derece açıktır. Yine yabancı kökenli, ortaklı yatırımların özellikle perakende sektöründeki büyüme hızına baktığımızda genelde göreceğimiz başarılı ve sağlıklı bir yapılanma olmaktadır.

Bu noktada belki karşılaştırma yapmadan ama yine de bir ölçüde nispi olarak görmemiz gereken diğer bir husus da, Türk markalarının yurt dışı pazarlarda gösterdiği yapılanma ve yaygınlaşmadan çok, yabancı markaların Türkiye pazarında yatırımcı olarak yer almaları ve önemli ölçüde büyümeleri, esasen ülkemiz pazarının yabancı yatırımlar için adeta cennet ortamı sunduğu şeklinde de görülebilir.

Belirtildiği gibi, sadece Printemps’la başlayan ve bugün için Best Buy ile gündeme gelen bu yolculuk, birkaç markayla sınırlı değildir. Bugün genç kuşakların Türk olarak bildikleri Migros da ilk yıllarında yabancı bir marka idi. Daha sonra millileşti ve günümüzde tamamen milli sermayenin başarılı bir yatırımı olarak son derece kârlı ve bir o kadar da başarılı bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir.

Çok katlı mağazacılığın geçmişinde yerli olsun, yabancı olsun pek çok marka ülke pazarında yatırımlarını yıllar boyu sürdürürken tabiiki arada bazı devinimler de olacak; Printemps’lar, Spar’lar, Best Buy’lar pazardan çekilirken Harvey Nicholas’lar, H&M’ler, C&A’ler, Media Saturn’ler ve daha birçokları da gelmiş olacaklar. Kişisel düşüncem olarak açıkçası ben bu noktada bir başarı ya da başarısızlık aramıyorum. Konuyu, gelen açısından da giden açısından da bir performans değerlendirmesine sokmaktan çok, karar mekanizmasındaki her firmanın kişisel yorumlama tarzı olarak algılamayı tercih ediyorum. Bu bakımdan ABD’de bir dönem başarılı olan Best Buy’ın, Türkiye’ de başarılı olmadığını düşünmekten ziyade, yabancı bir pazara gelme ve ayrılma kararındaki değerlendirme kriterleri ve hızını esasen gözden geçirmenin daha doğru olacağını düşünüyorum.

Bu noktadaki temel konu, yatırım yapılan Türkiye pazarının değerlendirilmesinden önce bu pazarda, esasen her yabancı pazarda olması gerektiği ölçüde, nasıl bir yatırım plânlaması yapılması gerektiği, bunun süreçleri, pazarın makroekonomik değer ve ölçütlerinin, veri tabanının yatırımcı ile pazar ünitelerinin kan uyumunun test edilmesi olmalı. Türkiye gibi, özellikle son on beş yıllık dönemde bilhassa ekonomsal bağlamda, atlatılan krizlerle beraber gösterilmiş olan performans öncelikle takdir edilmelidir. Kaldı ki nüfusunun yaklaşık %50’si 24 yaşın altında olduğu, gelişmekte olan ülkelerdeki tüketim potansiyeli bilhassa çok katlı mağazacılık liderliğindeki perakende sektörü için diğer başka ülkelerle karşılaştırılamayacak kadar önemli bir potansiyelin yine çok önemli bir göstergesidir.

kapak_konusu_kutu3Burada belki bir ölçüde ki o da başlangıç için geçerlidir, uluslararası anlayış biçimlerinin, farklı coğrafyalarda yarattığı kan uyuşmazlığı olabilmektedir. Esasen Türkiye bu konuda, yer aldığı coğrafya içindeki en uyumlu toplumlardan biri, hatta birincisidir. Bu gözlükle baktığımızda benim kanım; Spar’ın da, Best Buy’ın da ülkemiz pazarından erken ve hızlı çekildikleri doğrultusundadır. Tabii bu ülkeye gelme ve gitme konularında duygusal yaklaşımlar yapmak doğru olmayacağı gibi esasen gerekli de değildir. Bu onların bileceği bir iş ve hatta onların kararıdır; bütün yanlışıyla ya da doğrusuyla veya kârı ile ya da zararı ile.

Örneğin Spar, bence başarılı bir uygulamaydı. Türkiye pazarında yer alması, bizim perakendeciliğimiz kadar uluslararası Spar firmasının da lehine, kârlı bir operasyondu. 1994 yılı verilerine ve arşivlerine baktığımızda SPAR’ın İstanbul’daki açılışları, kamuoyunun büyük ilgisiyle karşılanmakta, batılı süpermarketçilik olgusunun yerli alışkanlıklarla sentezinin yarattığı vizyon bile rekabette önemli ilerlemeler kaydedilmesine katkıda bulunmuştu. Benim de yönetim ekibinde yer aldığım Spar’ın, o günlerin efsanevi Migros yöneticisi sevgili Oktay Irsıdar ağabeyimizin içten takdirleriyle karşılanmış olmasıyla başlayan, piyasada rekabet ortamında yer alan firmalar arasında bilgi ve eğitim alışverişinin umulandan hızlı bir şekilde başlaması, sonra Spar’ın o dönemde filizleri atılan İsmar’a aynı platformda yaklaşımıyla devam etmişti. O dönemin süpermarket perakendeciliği sadece rakip firmaların olumlu işbirliği ile devam etmekle kalmadı, tedarikçi firmaların da katkılarıyla prakende derneklerinin kurulmasına kadar gitti. Üstelik bu sadece Migros, Spar, İsmar ile de kalmayarak Carrefour’un da katılımıyla daha da yaygınlaşarak ülke genelinde makro bir kimlik kazanılmasına yol açtı.

Dediğimiz gibi; Spar, Printemps, Best Buy ve hatta belki aralarında unuttuklarımızda olabilir, gelenlerin bazıları, azınlık sayılacak bir miktarı pazardan çekilmiş olabilirler. Bu onların bilecekleri bir iş, daha doğrusu onların kararıdır, ancak bizim kaybımız değildir, onların kaybı da olmayabilir, bunu bilemeyiz.

Bu bakımdan, sonuç olarak belirtmek istediğimiz özet; duygusal yaklaşım ve tümevarımla değerlendirme yapmaktan ziyade, ülkemiz ekonomisinin gelişmesi ve uluslar arası yatırım kriterlerine daha yatkın, somut ve matematiksel değerlerle etik değerlerin ve uluslar arası platformlarda geçerli, genel kabul görmüş kurumsal anlamdaki ilkelerin pazarın gustosuna uyumunu geliştirmek olmalıdır.”

Electro World: “Giden zincire sevinmek rekabete uymaz”

bahadir_ozbekABD'li teknoloji zinciri Best Buy'in Türkiye'den çıkma kararını değerlendiren Electro World Türkiye Genel Müdürü Bahadır Özbek, "Bir dünya devinin Türkiye pazarından çıkması, Türkiye pazarı için çok önemli bir kayıp. Ancak basiretli tüccarların doğru zamanda bir işe girmeleri gibi, hesap ve kitaplarını yaparak doğru zamanda da o işten çıkma sorumlulukları var" dedi.

Türkiye'de perakende sektörünün gelişmesine ön ayak olacak her markaya Türkiye'nin ihtiyacı bulunduğunu ve Best Buy'ın da bunlardan biri olduğunu ifade eden Özbek, şunları söyledi:

"Bir dünya devinin Türkiye'deki faaliyetlerine son vermesi, sektör için arzu edilen bir durum olmamalı. 5 yıl öncesine göre sektör büyük değişim gösterdi. Rekabet ile ürün iadesi ve çeşitliliği artık standart haline geldi.”

Özbek, yerli veya yabancı ayrımı yapmadan bu rekabetten çıkana sevinmek, en kibar tabiriyle geçmişe özlem duymaktan başka bir anlam ifade etmediğini söyledi. AYD Başkanı Hakan Kodal’ın görüşleri de Topatan’dan farklı değildi. Dünya devi olmanın Türkiye’de de başarılı olacağım anlamına gelmediğini kaydeden Kodal, “Türkiye’de kapak_konusu_kutu4elektronik perakendeciliğinin köşe başları tutulmuştu. Best Buy, Türkiye’ye gelmekte geç kaldı zira rakipleri çok güçlenmişti. Türkiye’de yatırım yapmak için sabırlı ve uzun soluklu olmak gerekiyor. Bu gidiş Türkiye’yi olumsuz etkilemez. Türkiye’deki birçok perakendeci yurt dışında çok güçlü. Eğer başarılı olmazlarsa pazardan çekilirler. Bu da imajı zedelemez” dedi.



.
 
.

.

Ücretsiz E-Bülten Üyeliği
Ana Sayfa | E-Dergi | Marka Rehberi | Yazarlarımız | Haberler | Basından | İş Arama | Hakkımızda | İletişim | Profiliniz © retailturkiye.com