|
Türkiye ekonomisinin geleceği, elbette üretim ve buna bağlı olarak da ihracata bağlı. Basit olarak ne kadar çok üretim ve ihracat, o kadar çok gelir anlamını taşır.
Elime beyaz kâğıdı, dolma kalemi aldım, canlarım, kardeşlerim İbrahim, Cengiz ve Burçin’e bir güzel mektup yazdım. Mektubumda “Üzerime farz olan tanrı selamını” sunmayı da ihmal etmedim. Sonra zarfa koydum, adresi yazdım, PTT’ye gittim “Ver bi pul” dedim, zarfın üstüne yapıştıracağım ya… Adam şööööle bi suratıma baktı, “Pul yok, makineden geçireceğiz” dedi…
“Ya kardeşim, mektup zarfı pulsuz olur mu” dememe bile fırsat bulamadan cart diye makineden geçirdi, parayı da aldı…
Eh… Neyse mektubu gönderebildik dedik.
De, geçen gün Cengiz kardeşimiz bi e-posta attı, “Abi yazı…” diye. Ben de “Mektup yazdık ya, onu kulan, koy sayfaya fotokopisini, millet biraz nostalji yaşasın” dedim…
Dedim de… Kardeşim, bizim özene bezene elden yazdığımız, zarfa koyduğumuz, PTT’ye gidip pul yapıştıramasak da cart diye makineden geçirttiğimiz mektup, daha ellerine geçmemiş ki… Yirmi günde mektup varacağa yere gitmez mi?
“N’olacak şimdi” dedim, “2012 yılı nasıl geçecek, onu yaz” dediler, şimdi “Laf dinleyip” onu yazıyorum.
Bu bağlamda öncelikle şunu öğütlemek isterim herkese… Kendinize uygun bir pozisyon seçin. Çünkü 2012 yılında üç katır tepişecek, onlar tepişirken kazara bir tepik de sizin anlınızın hak ortasına geliverir maazallah… Yani önlemlerinizi bugünden alın, kendiniz de hazırlayın…
Bakın, 2012 yılında üç cephede üç “Katır” var. Bunlar birbirleri ile savaşa girecekler. Bunlar Dolar, Euro ve Yuan… Amerikan ekonomisinde “Katır” Dolar, Avrupa ekonomisinde “Katır” Euro, Çin ekonomisinde ise “Katır” Yuan… Bunlar, kendi ekonomileri için birbirleriyle tepişecekler.
Bu para birimlerinin değerleri ve kendi aralarındaki değer eşitliği oranları (Parite), dünyanın üç dev ülkesinin ekonomisinin geleceğini belirleme bakımından son derece önemli…
Türkiye ekonomisinin geleceği, elbette üretim ve buna bağlı olarak da ihracata bağlı. Basit olarak ne kadar çok üretim ve ihracat, o kadar çok gelir anlamını taşır.
Açıklanan rakamlara göre ihracat rakamımız, geçen yıla göre 12 aylık ortalamada %19,50 artarak 133 milyar doları buldu. Ocak-Kasım 2011 döneminde ise % 19,69 artarak 122 milyar doları geçti. Aynı oranda devam ederse, ihracat rakamı yılsonu itibariyle 140 milyar dolar seviyesine ulaşması beklenebilir. Ancak, bir de kitabın öteki yüzü var.
İhracat ile ithalat arasındaki fark, Kasım-2011 itibariyle 53 milyar 730 milyon dolarlar civarında… Yani dış ticaret açığı oluyor bu rakam. Cari açık rakamının büyük bir bölümünü, petrol ürünleri ve ara mallar oluştururken, lüks tüketime yönelik mallar da azımsanmayacak kadar fazla.
Petrol ürünü dış alımını kısıtlamanız mümkün değil. Sanayide “Yenileme”ye yönelik alımları da…
Ne var ki, ihracat ile ithalat arasındaki denge giderek Türkiye aleyhine büyüdüğünde ve üretimde de aynı oranda artış olmadıkça, ekonomi açısından sıkıntı yaşamamız da kaçınılmaz olur.
Üç “Katır”ın aralarındaki tekmeleşme sırasında, Türkiye’nin de kazaya kurban gitmeyeceğini, alnının ortasına tepik yemeyeceğini kimse garanti edemez.
Dahası… İç siyasi olaylarda da 2012 yılı içinde neler olabileceğini dikkate almak gerekir.
İktidar, millete ekonominin hep “Büyüyen” ama “Hastalıklı” büyüdüğünü sakladığı şekliyle yüzünü göstermektedir. Tepiği yiyince aklınız başınıza gelmeden, tepikten oldukça uzakta durmaya gayret edin, vesselam…
Elbette bu benim görüşüm…
Doğru çıkıp çıkmayacağı konusunda da hiçbir garantimiz yok, çünkü bilgilerimiz, bildiğimiz ve gördüğümüz kadar ve o haliyle yapılan yorumlar…
2012 yılınızın önce sağlıklı, sonra verimli ve özellikle “Tepik” yemeden geçmesini candan diliyorum.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2011 - 34. sayısında yayınlanmıştır.
|