|
İzmir’de “Soğutma” işini “Ahmet Yar” firmasında yoluna koyduktan sonra, biz de açılacak mağazanın iç donanımı konusunda görüşmek üzere Bursa’nın yolunu tuttuk…
Önceden tespit ettiğimiz Gökçin ARAS’ı bulacaktık Bursa’da…
Gökçin ARAS, o günlerde Bursa’daki atölyesinde market rafları imalatı yapıyordu. Yerini bulduk ve ziyaretine gittik. İki hoş beş ettikten sonra, labirent gibi atölyesinin içinde imalatı gezdik, konuştuk, anlaştık…
Mağazaların “Raf” işini de halletmiştik.
İlk mağazanın açılışında, yoğun çalışma günlerimizde aramızda Gökçin ARAS da vardı. Gerçekten çok heyecan yaşadığımız o günlerde, heyecanımızı bizlerle paylaştı.
Elbette mağaza olunca “Tartı” da önemliydi. Öyle “Kefeli” veya zamanın modern sayılacak terazisi “İbreli” terazi de olmazdı.
Onu da aradık bulduk…
Bize “Digi” marka bir teraziden söz ettiler. İşte bu aşamada Rauf ARDİTTİ ve Avi ALKAŞ ile tanıştık.
Kendilerinin bize sunduğu modeller üzerinde tercihlerimizi belirterek “Terazi” işimizi de hallettik.
Ancak, bir terazi vardı SM-15 modeli, programlanıyordu. Ürünün adı, fiyatı, tutarı gibi bilgileri etiket üzerine yazıyordu. Ondan da aldık…
Bu terazilerin programlarını yapılması, diğer terazilerin ayarlanması ve kullanımının personele öğretilmesi gerekiyordu.
Sevgili ALKAŞ, terazilerle birlikte Kayseri’ye geldi…
Ertesi, sabah mağaza açılacak, ancak terazilerin henüz programları ayarlanmamış.
Ben bilmem, bilen ise acaba sabaha kadar bitirebilecek mi?
Sevgili Avi Kardeşimiz ile birer teraziyi önümüze aldık ve başladık çalışmaya. Sevgili ALKAŞ, yaptığı işlemi yüksek sesle tekrarlıyor, ben de önümdeki terazide aynı işlemi yapıyorum. Ama arada yetiştirmeyince olan oluyor tabi…
Sonunda başardık…
Programlar tamam, diğer terazilerin de nasıl kullanılacağını bana öğretti. Hatta açılıştan sonra tezgaha geçip kullananları da bir süre eğitti.
Yetmedi… Bu terazinin “Bayiliğini” ve “Teknik sevisini” de aldık.
Bir gün bayiler toplantısı yapıldı Bursa Uludağ’da…
O toplantıda “En çok SM-15 teraziyi satan bayi” unvanını da aldık… Hem pahalı hem de karmaşık bir teraziyi nasıl “En çok” sattığımız ise diğer bayiler arasında merak konusu olmuştu da “Satıyoruz abi… Satamadığımızı da kullanıyoruz” diye cevap vermiştim, espri konusu olmuştu…
Bu “İlk ekip” içinde bir kişi var ki, ondan söz etmeden geçemem tabi…
Annesi “Oğlum… Sen uçak mühendisi misin, yoksa tamirci çırağı mı” diye sormuş…
Evet; Levent NECİPO⁄LU’ndan söz ediyorum…
Kendisi uçak mühendisidir, “Havadan mühendisi” diyorum ben kendisine… Ama yaptığı iş, mağazacılık için çok önemli. O kadar alan hem havalandırılacak, hem soğutulacak ki insanlar içeride rahat etsinler…
Annesi “Oğlum… Sen uçak mühendisi misin, yoksa tamirci çırağı mı” diye sormasının nedeni ise, işin içinde kendisinin de iş tulumlarını çekip çalışmasıydı. Eli yüzü tamirci çırağı gibi…
İlk mağaza açılış, gerçekten Türkiye’deki “Mağazacılık” için bir çok “İlklerle” dolu idi…
Ve o günden bu yana bir çok “İlkler” oldu…
Bütün bunları anlatırken, “İlkleri yaratan” kişiden söz etmeden olmaz elbette…
Doğrudan “İnsanı” hedef alan işlerde eğer öncelik “İnsan” ise, iş daha da önem kazanmaktadır. İnsana saygı, ön planda olmalıdır.
İşte mağazaların hazırlanmasında “İnsanı” daima ön plana çıkartan bir kişi…
Bu kişi, Türkiye’deki “Mağazacılık mimarisi”nin de yaratıcısıdır…
Titizliği, disiplinli çalışması ile her alanı “Mağaza” olarak düzenleyebilendir. Bugüne kadar yaptığı uygulamalar ile Türkiye’de “Mağaza” düzenlemesinin en önemli kişilerinden biri, belki de birincisidir.
Perakende sektöründe “Mağazacılık” anlayışını değiştiren, geliştiren ve bugünlere gelmesini sağlayan kişi…
O kişi, bir kasabın yarım kilo kıyma için müşterisine saygısızca davranışı karşısında tepkisini ortaya koyarak“Beğendik” markasını yaratan, Beğendik Mağazaları Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet BE⁄ENDİK’den başkası değil…
İnsana saygıyı ön plana çıkaran anlayışı ve bu anlayışa uygun mağazacılık ile perakende sektörü ona çok şey borçlu…
Öte yandan, mağazacılık alt yapısının gelişmesinde, üretici firmaları yönlendirerek gelişmelerini bir ölçüde saylayan da…
XXX
“Anılar” burada bitiyor…
Daha doğru bir ifade ile daha bir çok eksikleri ile beraber “Kuruluş” heyecanını kısaca aktardığım anılar. Perakende sektöründe daha birçok eksikliklerine rağmen, daha bir heyecan ile devam ediyoruz…
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Haziran 2010 - 16. sayısında yayınlanmıştır.
|