FacebookTwitterGoogle Bookmarks
  • Font size:
  • Decrease
  • Reset
  • Increase

Zafer Çağlayan: Markalaşmaya desteklemeye sonuna kadar devam

markalasma inovasyonÇağlayan: “Türkiye’de de başarılı inovasyon örnekleri var”

Dünyanın en kapsamlı marka geliştirme programı olan TURQUALITY®, dünyaca ünlü pazarlama ve marka teorisyenlerini Türk markaları ile buluşturduğu Vizyon Seminerleri’ne devam ediyor. Bu yıl yedincisi düzenlenen Vizyon Semineri’nin konuğu kısaca VG diye bilinen, strateji ve inovasyon konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olan Vijay Govindarajan oldu. Kurumsal üst düzey eğitim alanında ilk 10 işletme profesörü arasında yer alan, dünyanın önde gelen iş stratejisi ve inovasyon uzmanı Profesör Vijay Govindarajan “Ters İnovasyon” temalı konuşmasında Türk markalarına, değişen dünyada büyüme fırsatlarını nasıl yakalayabileceklerini, artık sadece ihracat yapmanın yeterli olamayacağını ve dünya markası olma yolunda inovasyonun rolünü anlattı.

TURQUALITY® Programı kapsamında yer alan şirketlerin yöneticilerinin global rekabet için gerekli yetkinliklere ulaşmasına destek olmak amacıyla düzenlenen Vizyon Semineri’nin açılış konuşmasını Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan yaptı. Uluslararası firmaların yeni ürünleri ve inovatif faaliyetleri, yüksek gelirli ülkelerde ortaya koyduktan sonra bu ürünleri düşük gelirli ülkelerde satışa sunduklarını hatırlatan Bakan Çağlayan, “Buna geleneksel inovasyon deniyor. Ters inovasyon ise bunun tam karşıtı. Yani inovasyonun düşük gelirli ülkelerde gerçekleştirilmesinden sonra yüksek gelirli ülkelerde satışa sunulduğu durumları tarif ediyor. Artık dünyada gelişmekte olan ülkelerin yıldızı yükseliyor. İlk kez 2012 yılında gelişmekte olan ülkeler dünya GSYİH’sının yarısına (40 trilyon dolar) ulaştı. Geldiğimiz noktada gelişmekte olan ülkeler dünyanın yükünü çekiyor ve dünya ekonomisine yön veriyor. İşte bu sebeple inovasyon tersine işlemeye başladı” dedi.

Yoksul insanların ulaşamadıkları ürün ve hizmetlere erişimlerinin basit ama kaliteli çözümlerle mümkün hale getirilmesine ve bunun daha sonra gelişmiş ülkelere ihraç edilmesine Ters İnovasyon adı verildiğini belirten Vijan Govindarajan, “Başta Türkiye olmak üzere Çin, Hindistan gibi ülkelerin önünde bu anlamda çok önemli bir fırsat var. Türkler çok zeki ve yaratıcı insanlar. Türkiye’deki yerel şirketler bu fırsatı avantaja dönüştürebilir. Bunu nasıl yapabileceğinize gelince: Yoksul insanların da zengin insanlar kadar ihtiyaç ve problemleri var. Bunları iyi analiz edip, çok daha az maliyetle çok daha fazla değer yaratabilecek çözümlerle milyonlarca insanı tüketici konumuna getirebilirsiniz. Üstelik bunu önce kendi ülkenizde yapıp sonra dünyaya pazarlayabilirsiniz. Ben Türk şirketlerinde bu potansiyeli görüyorum” dedi.

“Türkiye’de de başarılı inovasyon örnekleri var”

Türkiye’de başarılı inovasyon örneklerinin oldukça çok olduğunu belirten Bakan Çağlayan, “Pazar çeşitlendirmemiz buna iyi bir örnek. 2009 yılı ortasında kısa sürede yapılan planlama sonucu 4 yılda 43 milyar dolara yakın ek ihracat sağladık. Firma bazında baktığımızda ise aklıma gelen ilk örnekler Simit Sarayı ve Koton. 10 yıl önce simit sadece tezgahlarda satılırken, simit fırınları bugün yemek yenen yerlere dönüştü. Simit Sarayı bu başarılı inovasyon örneğini şimdi yurtdışına taşıyor. Koton ise alışverişten sıkılan erkeklerin mağazalarında vakit geçirebilecekleri alanlar tasarladı. İnovasyon gerekli çünkü artık her geçen gün daha fazla firmanın ve ürünün rekabetine sahne olan küresel piyasalarda, avantaj sağlayabilmenin en önemli koşullarından biri ürün farklılaştırması. Geçmiş dönemlerde fiyat avantajı ile rekabet gücümüzü koruyabilmiştik. Ama artık bu sektörlerdeki varlığımızı, rekabet avantajımızı sürdürülebilir hale getirmek için inovasyon, tasarım ve markalaşma konusunda hızlı bir gelişim göstermek zorundayız” diye konuştu.

“Katma değerli ürün ihracatımızı artırmamız şart”

Bakanlık olarak Türkiye’nin dış ticaretinin birim fiyat analizini yaptıklarını ifade eden Bakan Çağlayan, “Bizim kilo fiyatlarımız ne, başka ülkelerin ne? Bizim nasıl değişmiş, onların nasıl değişmiş? bunların hepsini inceliyoruz. Tablo şu: Genel ihracatımızın birim fiyatı 2009’da 1.16 dolar, 2010’da 1.25 dolar, 2011’de 1.47 dolar, 2012 yılında ise ortalama 1.58 dolar olarak gerçekleşmiş. Yani ihracat birim fiyatımızda sürekli bir artış var ama fiziki olarak ihracatına ağırlık verdiğimiz ürünlerdeki gelirimiz son derece zayıf. Bu alanda harcadığımız emeği fiyatların ya da katma değerin görece yüksek olduğu ürünlerin üretimine kaydırmamız gerekiyor. Yani “katma değeri yüksek ürünlerde üretimimizi nasıl artırırız, ihracatımızı nasıl artırırız” buna bakmamız gerekiyor. Bunun için Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşmaya daha çok yatırım yapmamız lazım” diye konuştu.

RetailTurkiye.com