|
Türkiye’de, tüketici haklarının korunması üzerine çalışmalar süre dursun, bu çalışmaların geldiği bir başka boyutu sizinle paylaşmak istiyorum. 1 Nisan 2011 itibariyle yürürlükte olan Güney Afrika’nın yeni Tüketici Koruma Yasası’nda tüketiciye yönelik doğrudan pazarlama aktivitelerini de düzenleyen maddeler yer almakta.
İstiklal Marşı’nın ezberlerimizdeki mısrasından yola çıkarak “medeniyet” kelimesinin seneler içinde ne kadar farklı algıları olduğunu araştırdım. Anlamı demiyorum çünkü sözlük anlamı aslında tek; “Bir ülke ve ya toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, düşünce, sanat, bilim, teknoloji ürünlerinin tamamını ifade eder.” Uygarlıkla eş anlamlı olduğu ilave bir bilgi olarak geçiyor bazı yerlerde.
Tek dişi kalmış canavar olan medeniyet ise, topraklarımıza saldırmış emperyalist güçler. Sonuçta “medeniyet” kelimesinin birebir karşılığı olarak bu mısrayı ezberledik. Bugün bile internetten arama yaptığımızda, küresel ısınma ve kültürlerin asimile edilmesinin sebebi olan “emperyalist, sömürgeci” kelimelerinin yanında medeniyette yer alıyor.
“Medeniyet”in ne olduğu konusunda kafamızın biraz karışık olduğu kesin...Sözlük tanımı üzerinden gidersek üretilenlere bakabiliriz.
Türkiye’de, tüketici haklarının korunması üzerine çalışmalar süre dursun, bu çalışmaların geldiği bir başka boyutu sizinle paylaşmak istiyorum.
1 Nisan 2011 itibariyle yürürlükte olan Güney Afrika’nın yeni Tüketici Koruma Yasası’nda tüketiciye yönelik doğrudan pazarlama aktivitelerini de düzenleyen maddeler yer almakta.
A. Tüketiciye bir ürünü tanıtmada kullanılan tüm yöntemlerde, instore aktivite, reklam, promosyon, web site, broşür... ürünün doğru şekli ve büyüklüğü gerçeği ile doğru orantılı olmalı, yapılan değişiklik ve yenilikler açık ve anlaşılır şekilde belirtilmeli.
B. Çekiliş aktivitelerinin tüm süreçleriyle ilgili çok detaylı ve kuralları net belirlenmiş maddeler var. Buradaki amaç, denetimin sonradan yapılması değil, önceden doğru yöntemlerin uygulanmasını sağlamak.
C. Doğrudan Pazarlama metodlarıyla, evindeki bir tüketiciye ulaşmayı planlayan aktiviteler;
• Pazar günleri ve ulusal bayramlar,
• Cumartesi 09.00 öncesi ve 13.00 sonrası,
• Her gün 20.00-08.00 arası
tüketicinin aksi yönünde yazılı bir talebi olmadığı durumda, kesinlikle çalışma yapamaz.
D. Mağaza içinde markaların tanıtımlarında, Tüketici Koruma Yasası’na aykırı bir durum ile karşılan tüketici, hem markayı hem perakendeci hem de hizmeti sağlayan firma hakkında şikayette bulabiliyor.
Medeniyet, bu yeni uygulamalar karşısında, işin kolayına nasıl kaçarız ya da nasıl bir açık buluruz diye davranmak yerine, herşeyden önce kendileri birer tüketici olan firmaların, insan/tüketici haklarının korunması yönünde gönülden “harekete” geçmeleri aslında.
Daha iyi çalışma ortamı yaratabilmek adına tüm tarafların hatta rakiplerin anlayışlı, güleryüzlü ve birbirine gönülden destek olması, ülkemizde kanıksadığımız bazı gerçeklerin rekabetten değil, kendi kendimize yaratttığımız tek dişlilerden kaynaklandığını düşündürüyor.
Bugün görüştüğüm Alman asıllı Güney Afrika’lı bir ajans sahibinin sözleriyle bitirmek istiyorum; “Projede çalışacak gençleri işe alırken egolarını iş boyunca evde bırakmalarını söylüyorum. Hizmet sektöründe ego olmaz. Yaptığım tüm eleştiriler işleriyle ilgilidir, kişilikleriyle ilgili.”
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2011 - 26. sayısında yayınlanmıştır.
|