|
Prof. Garelli’ye göre bu dönem, gelişmekte olan pazarlarda, lokal markaların güçlenmesiyle başlayacak. Global pazarın rekabetçi ve ezici savaşları süre dursun, kendi pazarlarında dikkat çekici şekilde büyüyen, hatta global markaların dünkü lokal iş ortakları olan şirketler, birebir onların rakipleri haline gelecek.
Son iki yüzyıldır, globalleşme , dünya markalarının gelişmekte olan pazarlara ulaşması olarak kendini gösterdi. Günümüzde ise, bu dünya markaları, yeni pazarların gelişmesine katkıda bulunmakta. Peki yarınlarımızda?
1985-2000: Birinci Globalleşme Dalgası
Batılı şirketler, ucuz iş gücü, ham madde ve lojistik avantajlarına odaklandı. Farklı coğrafyalarda gerçekleşen üretimler sonucunda maliyetler, dolayısıyla ürün fiyatları düştü.
2000-2020: İkinci Globalleşme Dalgası
Farklı coğrafyalarda üretim yerine, global markaların gelişmekte olan pazarlara girişi başladı. Bu gelişme ile Asya, Rusya, Latin Amerika başta olmak üzere 2000 senesinden beri 600 milyon insan orta sınıf sosyoekonomik sınıfına geçerek, yılda ortalama 4 milyar dolar harcamaya başladı. Başta elektronik ve araba olmak üzere, markaları ürünler tercih etmeye başladılar. Markalar da bu grubun ihtiyaçlarını daha iyi anlamaya odaklandı.
Orta sınıfın güçlenmesi şehirlerin büyümesini de beraberinde getirdi; 20. yüzyılda, şehirde yaşayan nüfus 150 milyondan 2,9 milyara çıktı. Bir anlamda “şehirli ekonomisi” doğdu; daha iyi ulaşım, daha ucuz iletişim ve daha iyi tatil gibi öncelikleri olan.
1970’da dünya nüfusunun %15,4’ü günde $1’ın altında kazanırken, umut verici bir gelişme de yukarıdaki değişime parallel olarak geldi; bu oran %5,5’ e indi.
Öte yandan, benzin fiyatları arttı, dünyanın 86 milyon varil olan günlük benzin tüketiminin 2030’da 130 milyona ulaşacağı konuşulmaya başlandı, dünya gıda fiyat indeksi %37’lere varan bir artış gösterdi, su kaynakları azaldı ve eski bir tanıdık geri döndü; enflasyon.
Özetle, ilk globalleşme dalgasını “deflasyon”, ikinci dalgayı da “enflasyon” olarak tanımlayabiliriz.
Üçüncü Globalleşme Dalgası
Prof. Garelli’ye göre bu dönem, gelişmekte olan pazarlarda, lokal markaların güçlenmesiyle başlayacak. Global pazarın rekabetçi ve ezici savaşları süre dursun, kendi pazarlarında dikkat çekici şekilde büyüyen, hatta global markaların dünkü lokal iş ortakları olan şirketler, birebir onların rakipleri haline gelecek.
Tek başlarına finansal güç haline gelene kadar, bilgi ve teknoloji donanımlarını ortaklıklarla güçlendirecek bu yapılar, bir süre sonra uluslararası organizasyonlarda daha fazla temsil ve söz sahibi olmak isteyecekler. Kendi pazarlarında, global markalar ile rekabet şartlarına yönelik uygulamaların düzenlenmesinde ısrarcı ve takipçi olacaklar.
Yine Garelli’ye göre bu günlere gelindiğinde, politik ve siyasal tansiyon artacak, “sanayi toplumlarının” yaşam şartları ve dünya politik sahnesindeki konumlarının etkilenmesi korkusu daha baskıcı ve agresif bir ortam doğuracak.
Göstergeler size de tanıdık gelmedi mi?
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Haziran 2011 - 28. sayısında yayınlanmıştır.
|