|
2010 yılında global sakız pazarının tüketici fiyatlarıyla 24 Milyar USD’ın üzerine çıkması bekleniyor. Bu son on yılda %40’a yakın bir büyümeyi ifade ediyor. Gelişmekte olan ülkeler büyüme açısından büyük potansiyel vaat ediyor. Türkiye’de toplam sakız pazarının %33’ü, tatlandırıcı sakızların %43’ü üç büyük ilimizden geliyor.
Sakız sektörünün yenilikçi ve öncü markası Vivident’in 1991 yılından bu yana Türkiye’de üretimi yapılan “100. Vivident”i tanıttığı davete katıldım.
“20. Yıl, 100.Vivident” tanıtım toplantısında Türkiye sakız pazarı ve Vivident’in kazandığı çarpıcı başarılara dair açıklamalar yapan Perfetti Van Melle Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Mehmet Yüksek’in konuşmasını ve açıklamalarını büyük bir keyifle dinledim. Yüksek, sakızın eskiden genelde para üstü yerine verilen bir ürün olduğunu söylerken. artık Türkiye ekonomisindeki iç pazar büyüklüğü ve ihracat payı açısından önemli ve büyük sektörlerden biri haline geldiğini dile getiriyordu. Yıllar önce yaptığım haberlerden dolayı bilirim, gıda sanayi ürünlerimizdeki ihracatımıza baktığımızda sakızın payı oldukça yüksektir. Türkiye’ye önemli döviz girdisi sağlamaktadır. Zaten Perfetti Van Melle’de geçen yıl 180 milyon TL’lik ihracat gerçekleştirmiş.
Sakız pazarı segmentlerine baktığımızda en büyük paya “tatlandırıcılı sakızların” sahip olduğu görülüyor. Bunun da en büyük nedeni kilo alma endişesi olsa gerek! Bugün satılan her 100 TL’lik tatlandırıcılı sakızın 39 TL’si Vivident imiş. PVM, 1000’i aşan çalışanı ve Türkiye’nin dört bir yanındaki 130.000 satış noktasına ulaşması, başarıyı büyük oranda arttırmasına neden olmuş. Yüksek, kriz döneminde bile artan üretim ihtiyacı nedeniyle fabrika sayısını 2’ye çıkartarak istihdamı % 60 oranında artırdıklarını söylüyor. Sakız sektörü Türkiye ekonomisindeki iç pazar büyüklüğü ve ihracat payı açısından önemi ile büyük sektörlerden biri haline geldi. Yüzde 13 büyüme trendi yakalayan sakız sektörünün yılsonunda 450 milyon TL’lik hacme ulaşması bekleniyor. İşte bu nedenle alt tarafı sakız deyip geçmemek gerekiyor.
Türkiye sakız pazarı üç kategoride inceleniyor; Tatlandırıcılı sakızlar, şekersiz sakızlar ve şekerli sakızlar. Türkiye sakız pazarında cirosal anlamda en büyük pay, % 61’lik oranla tatlandırıcılı sakızlardan geliyor. Toplam sakız pazarındaki diğer şekersiz ürünler (damla sakızı) %25 ve şekerli ürünler ise %14’lük bir paya sahip.
2000 yılında sakız tüketicilerinin halen ilk tercihi klasik şekersiz yani damla sakızı ürünleri idi. İkinci sırada ise ağırlıklı çocukların tercih ettiği şekerli sakızlar geliyordu.
Bu yıllardan sonra diş sağlığını korumaya yardımcı xylitol maddesinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de bilinirliğinin artması, her anlamda fonksiyonel ürünlerin ön plana çıkması ile xylitol içeren tatlandırıcılı ürünler sakız severlerin tercihi olmaya başladı.
2010 yılına geldiğimiz zaman, pazardaki tüketim tercihlerinin ne kadar büyük bir değişime uğradığını Yüksek, açık yüreklilikle dile getiriyor. Sakız sektörü her yıl büyümekte olan bir sektör. Günümüzde bilinçli olarak marka ve ürün tercihi yaptığımız bir alışveriş kalemi haline geldi. Kriz döneminde bile perakendede büyüme yaşanan sektörlerin başında sakız sektörü geliyor.
2010 yılında global sakız pazarının tüketici fiyatlarıyla 24 Milyar USD’ın üzerine çıkması bekleniyor. Bu son on yılda %40’a yakın bir büyümeyi ifade ediyor. Gelişmekte olan ülkeler büyüme açısından büyük potansiyel vaat ediyor. Türkiye’de toplam sakız pazarının %33’ü, tatlandırıcı sakızların %43’ü üç büyük ilimizden geliyor.
Sakız, sağlık açısından da önemli. Sigarayı bırakanlar sakıza koşuyor, dişler sağlıklı kalıyor, çene kasları güçleniyor. Çocuklarını küçük şeylerle mutlu etmek isteyen aileler, eve sakızla dönüyor.
Sektörün önemli oyuncularının başında Perfetti Van Melle’nin gelmesiyle birlikte Ülker ve Kraft da pazarın güçlü firmalarının başında yer alıyor. Orta ve küçük ölçekli firmalar da pazardan pay alıyor. Kervan Gıda, sakız pazarında ben de varım diyor. Ülker, yatırımlarını artırıyor. Saray Gıda da sektöre yatırım yapıyor.
Pazarın ilerleyen yıllarda daha da büyüyeceğine inanıyorum.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ekim 2010 - 20. sayısında yayınlanmıştır.
|