|
Artık fiyatın tüketici tarafından belirlendiği ve perakendecilerin fiyat tarafında çok farklılaşma sağlama şansının olmadığı günümüzde karlılık ve rekabet avantajı ancak perakende tedarik zincirini bir değer zinciri haline getirerek mümkün olabilmektedir.
Perakende sektöründeki rekabet ve yapısal değişiklikler bir perakende tedarik zinciri içerisindeki ilişkileri ve beraber iş yapma biçimlerini önemli derecede etkilemektedir. Yaşanan konsolidasyonlar ve perakendecilerin büyümesi ile perakende tedarik zincirindeki güç, her geçen gün artan bir şekilde tedarikçiden perakendeciye ve daha ötesinde perakendeciden de tüketiciye doğru kaymaktadır. Rekabet, perakendeciler özelindeki rekabetten perakende tedarik zincirlerinin rekabetine dönüşmektedir.
Organize perakendeciliğin gelişmesinden itibaren bir perakende zincirinin hayatı; önceleri Dağıtım ya da Lojistik, sonra uçtan uca kapsamlı bir yapıyı ifade etmek adına tedarikçi odaklı bir bakış açısı ile tedarik zinciri daha sonra müşteri talebine endeksli bir tedarik zincirini ifade etmek üzere tedarik-talep zinciri derken ve artık bugün karlılığı arttımak adına “Perakende Değer Zinciri” diye nitelendirdiğimiz aslında aynı olan döngünün içerisinde yıllardır geçmektedir. Aynı süreci ifade etmek ile ilgili değişen isimler dönemsel olarak hangi olgunun öne çıktığına ilişkin bizlere fikir vermektedir.
Artık fiyatın tüketici tarafından belirlendiği ve perakendecilerin fiyat tarafında çok farklılaşma sağlama şansının olmadığı günümüzde karlılık ve rekabet avantajı ancak perakende tedarik zincirini bir değer zinciri haline getirerek mümkün olabilmektedir. Bir Perakende Değer Zinciri tesis edebilmek için ise şu iki nokta önem kazanmaktadır. Birincisi tasarım-üretim-tedarik hızının artması, ikincisi ise maliyetlerin düşürülmesidir. Söz konusu değer zincirini oluşturmanın en önemli gerek şartı ise değer zinciri içindeki oyuncular arasında bilgi paylaşımı ve ortaklaşa çalışma kültürünü geliştirmektir. Bu kültürü hayata geçirmek için dünyada kabul görmüş 2 esas söz konusudur. Gıda perakendecileri için ECR (Efficient Consumer Response), moda ve ihtisas perakendecileri için QR (Quick Response).
Quick Response (QR), 1985’de Amerika’da ortaya çıkmıştır. Bu konsept çıkmadan önce bir moda perakendecisinin üretimden müşteriye olan tedarik süresi ortalama olarak 66 haftaydı. Bu süre içerisinde sadec e 11 haftada reel işleyiş oluyordu, geri kalan süre tamamen vakit kaybıydı. QR’ın ana odağı bilgi sistemlerinden istifade ederek talebi daha iyi takip edebilmek, yok satmaları ve gereksiz stok maliyetlerini azaltmak, siparişleri daha iyi takip edebilmekti. Bu yaklaşım sonucunda yine Amerika’da VICS (Voluntary Interindustry Commerce Solutions) organizasyonu kuruldu. Bir adım sonrasında da CPFR (Colloborative Planning Forecasting and Replenishment) ortaklaşa planlama, tahmin ve sevkiyat iş yapma modeli ortaya çıktı.
Firmalararası bilgi paylaşımı ve akıllı bilgi sistemleri ile böylece başta tasarım-üretimden müşteriye sevkiyat sürelerinin azaltılması olmak üzere ciddi kazanımlar elde edilmeye başlandı. Zara, H&M, The Limited ve GAP gibi firmalar söz konusu disiplinleri başarılı bir şekilde tatbik ederek tüm değer zincirini bütünleştirerek yeni bir koleksiyonu çok kısa sürede raflarda sunabilmeyi ve pazardaki yeni talep ve eğilimlere ölçeklenebilmeyi başardılar.
Özellikle son ekonomik gelişmelerle moda perakendecileri fazla stokla çalışmaktansa yok satma durumuna düşmeyi tercih ederken bu tarz ortaklaşa çalışma disiplinleri yok satmadan kaynaklı satış kayıplarını da azaltmaktadır. Zara perakende değer zincirini bilgi sistemleri üzerinden bütünleştirerek, 68 ülkede 1100 mağazaya geldiğinde ürün tasarımından, ürünün rafa çıkma süresini 1 ayın altına indirdi ki o sırada çoğu rakipleri aylarca süren bir zamanda bunu ancak gerçekleştirebiliyordu.
Günümüzde gelişen teknoloji, barkod standardtları, her geçen gün maliyetleri düşen RFID teknolojisi ile dünyada kabul görmüş ortaklaşa çalışma standardlarını tatbik etmek, birden fazla kuruluşun tek bir kuruluşmuşcasına, veri madenciliği ile talebi önceden tahmin ederek çalışması ve verimliliğini arttırması çok daha kolay. Karlılığı daha fazla arttırma ümidini yitirmekte olan birçok Türk moda perakendecisinin kurum kültürünü ve çalışma biçimini yeniden yapılandırarak, perakende değer zincirini bilgi paylaşımı ile bütünleştirerek karlılığını arttırabileceğine inanıyorum.
Bu sayıda moda perakendeciliği değer zincirindeki ortaklaşa çalışma sistematiğine değinmişken bir sonraki sayıda gıda perakendeciliği ortaklaşa çalışma kültüründeki gelişmeleri anlatmayı planlıyorum.
Yeni yılın ilk sayısındaki yazıma son verirken, tüm perakendecilere işbirliğinin ve karlılığın çok olduğu yeni bir yıl diliyorum.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2010 - 11. sayısında yayınlanmıştır.
|