|
Perakende sektörü tüketiciye yeni ulaşma biçimleri bulma (web ve mobil araçlar vb) ve inovasyon sağlama noktasında sürekli bir baskı içerisinde bulunmaktadır. Mobil cihazlar ile raflar arasında dolaşırken ürün barkodunu cihazın kamerası ile okutup, ürünün içerisinde gluten olup olmadığı, kalorisi ve rakip ürünlerin, rakip mağazaların fiyatlarının sorgulanabildiği bir dönem yaşanmaya başlanmıştır.
Aynı ürüne ait bilgi farklı satış kanallarında, ülke organizasyonlarında, tedarikçilerde, üreticilerde, lojistik firmalarında farklı ürün kodlarına ve sıfatlarına sahip bulunmaktadır. Bu durumun yarattığı ekstra maliyet, satış ve verimlilik kaybı, karlılığın neredeyse sadece tedarik zinciri ve ürün yönetimindeki verimlilik artışından yakalanabileceği günümüzde tüm perakendecilerin ve tedarikçilerin ele alması gereken ciddi bir konu haline gelmiş bulunmaktadır.
Ürün bilgisi denildiğinde ürün no, barkod, ürün isminin ötesinde; teslimat şekilleri, fiyatı, boyutlar, ağırlık, eldeki stok miktarı, satış hacmi, koli içi miktarı, standard sipariş miktarı, içerilen besin değerleri, ürün tedarikçi ismi, ürün resmi vb. ürün tipine göre birkaç yüz sıfata sahip bir içerikten bahsedilmektedir. Bir perakende değer zincirinde ne kadar zengin ve güncel bir ürün bilgisi içeriği paylaşılıyor ise verimliliğin artışında, maliyetlerin düşüşünde de o kadar yüksek fayda görülmektedir.
Dünyanın en kapsamlı yok satma araştırmasında ortaya çıkan sonuca göre, yok satma oranı ile veri doğruluğu (ürün bilgisi ve stok bilgisi) arasında ciddi bir ilişki olduğu, dünyadaki ortalama yok satma oranları %8.7 civarında iken ürün verisi doğruluğunda problem olmayan ürünlerde bu oranın %4-%5’ler seviyesine düştüğünün tespit edildiği belirtilmiştir. Tüketiciler her geçen gün besin içeriği, sağlık ve hayat tarzı ile ilgili içeriğe sahip daha iyi ürün bilgisi ve etiketleme istemektedir. Avrupa mevzuatına göre sektörde paketleme, ürünün yer aldığı ortam ile ilgili daha fazla bilgi tutulması gerekecektir. Gelecekteki iş yapış biçimlerinde artık perakendecinin sahip olmadığı ürün bilgisini manuel olarak endirekt bir şekilde girmesine ya da bazı ürün bilgilerini dikkate almadan iş yapmasına imkan olmayacaktır.
Perakende sektörü tüketiciye yeni ulaşma biçimleri bulma (web ve mobil araçlar vb) ve inovasyon sağlama noktasında sürekli bir baskı içerisinde bulunmaktadır. Mobil cihazlar ile raflar arasında dolaşırken ürün barkodunu cihazın kamerası ile okutup, ürünün içerisinde gluten olup olmadığı, kalorisi ve rakip ürünlerin, rakip mağazaların fiyatlarının sorgulanabildiği bir dönem yaşanmaya başlanmıştır. Bu noktada artık tüketici de daha bilinçli olarak daha fazla ürün bilgisine sahip olmak istemektedir. Artan tüketici talep çeşitliliğine karşılık ürün kapsamları ve çeşitliliği de genişlemeye başlamıştır. Tüm bunların sonucunda çok daha fazla ürüne ait bilgi üreticiden- tüketiciye uzanan farklı kademelerde en zengin ve tek doğru halde paylaşılmak durumunda kalmaktadır.
Biraz ürün bilgi yönetimi ile ilgili yakın geçmişteki tesbitlere bakarsak artan çeşitlilik ve kompleksiteyi de göz önünde bulundurarak konunun önemini daha iyi anlamış oluruz. AMR Research’ün yaptığı bir çalışmaya göre “Ürün kataloğu bilgi tanımlarının %30’unda hata bulunmaktdır. Bu hataları gidermek için SKU başına 20-25 dakika kaybedilmektedir. Hatalar ürün başına 60$ – 80$ maliyete sebebiyet vermekte, ödeme ve bakiyelerin kapatılmasında gecikmelere yol açmaktadır.”
Cap-Gemini’ın yaptığı bir çalışmaya göre “veri paylaşımı ile tedarik zinciri maliyetlerinde %1 - %3 arasında düşüş gözlenmektedir.” Türkiye’de bu konuda çok kapsamlı organize ölçümlemeler henüz bulunmamaktadır. Türkiye’nin önde gelen zincirilerinden birisinde yer aldığımız bir projede sadece siparişlerin elektronik ortamda paylaşılması, ürün satış ve stok bilgisinin paylaşılması ile stok yeter güne dayalı stok seviyelerinde %50’nin üzerinde düşüş, yok satmalarda %70’e varan düşüş, siparişteki atlamaların önlenmesi ile düşen satok maliyetlerine rağmen satılan ürün çeşidinde %30’ları aşan artış gözlemlendiğini söylemek isteriz.
İngiltere’de birkaç ay önce yayınlanan bir araştırma sonucuna göre ürün verisi ile ilgili içeriklerin %80’inin farklı perakendeci ve tedarikçi firmalar arasında uyuşmadığı ortaya çıkmıştır. Başka bir deyişle değerlendirmeye tabi tutulan ürünlerin sadece %20’si doğru içeriğe sahip bulunmaktadır. Bu tutarsızlığın getirdiği verimsizliklerle ilgili 5 yıllık projeksiyon içerisinde bazı ana tesbitlerde bulunulmuştur. Çalışmaya göre beş yıl içerisinde 700 milyon İngiliz Sterlin’in üzerinde karlılık kaybı yaşanacağı öngörülmektedir. Bunun yanı sıra 300 milyon İngiliz Sterlin’in üzerinde yok satma yaşanacağı yine tahmin edilmektedir. Eksik ve yanlış ürün bilgisi ile çalışmaktan dolayı gerçekleşen manuel düzeltmelerden ve vakit kayıplarından dolayı 235 milyon İngiliz Sterlin tutarında işgücü kaybı yaşanacağı tahmin edilmektedir. Yanlış sipariş ve faturlamalardan kaynaklanan ürün kaydi stok kaybının 435 milyon İngiliz Sterlin olacağı yine öngörülmektedir. Adreslenen çözüm ise global veri senkronizasyonu üzerinden ürün bilgilerinin tüm tedarik zincirlerinde standardlaştırılmasıdır. Söz konusu araştırma İngiltere’nin önde gelen perakende ve tedarikçilerindeki aynı ürünlere ait verilerin IBM ve İngiltere GS1 koordinasyonunda bir veri analizi çalışması sayesinde kıyaslanması ile yapılmıştır. İngiltere gibi perakendeciliğin en gelişmiş olduğu, ulusal ürün veri havuzunun olduğu pazarlardan birisinde bu şekilde çarpıcı bir sonuç çıkıyorsa Türkiye perakendeciliğinde sağlanabilecek verimlilik potansiyelinin tüm perakendecilerin farkında olması gerektiğine inanıyorum.
Karlılığı arttırma ile ilgili alternatiflerin azaldığı günümüzde bir perakende değer zinciri için ürün bilgisi altın hazine değerine gelmiş bulunmaktadır. Perekende sektörüne hizmet eden üretici, tedarikçi ve mağazacıların bu hazinenin farkına daha fazla varması ve bilgiye dayalı kolloboratif çalışmaya yönelik daha fazla adım atması dileğiyle esenlikler diliyorum.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Martt 2010 - 13. sayısında yayınlanmıştır.
|