|
Alışveriş, yaşamın önemli bir parçası. Alışveriş her ne kadar da ticari ve ekonomik bir kavram olsa da sosyal bir olgu olarak insanları rahatlatıyor, stres atmasına, dinlenmesine yardımcı oluyor. Hatta bu sayede bir çok bilgiyi de sahip oluyoruz. Gördüklerimizden, yaşadıklarımızdan etkileniyoruz, dersler çıkarıyoruz.
Bu nedenle hayat artık sokakta, çarşıda, pazarda, köşedeki markette, tuhafiyecide. Bazı alışveriş merkezleri sokak kültürünü yaşatmak için farklı tarzda yapılıyor. Sokakta, alışveriş var, hayat var, canlılık var ve en önemlisi işimiz için örnek alacağımız bir çok işletme var.
Bu nedenle sevgili dostlarım; baharın güzel ve sıcak yüzünü gösterdiği bu günlerde, işlerinizden biraz sıyrılarak hem kendiniz, hem aileniz, hem de mesleğiniz için atın kendinizi sokaklara. Görün, dokunun, hissedin, konuşun, fotoğraf çekin, paylaşın. Farklılığı, canlılığı hissedin. Çünkü biz mağazalarımızda hizmet verirken; sokak ta kendisini yenilemiş. Buna şahit olacaksınız.
Kim bilir ne kadar süredir, trene, otobüse, vapura binmeyen dostlarımız vardır aramızda. Kendi mağazaları dışında başka bir yerden alışveriş yapmayan kaç kişi vardır perakende sektöründe. Aslında, bu günler çarşı-pazar dolaşmak için tam ideal günler. Ne sıcak, ne de soğuk. Limonata tadında bir hava. Sokağa çıkmanın, kendinizi dışarıya atmanın tam zamanı. Hele İstanbul’da yaşayan bizler için lalelerle bezenmiş bir şehirde keyifle dolaşmak inanılmaz keyif.
İstanbul demişken; binlerce yıllık tarihi ve yaşamı ile bambaşka bir şehir. Bir dünya şehri, bir kültür başkenti. O muhteşem şehrin içerisinde alınacak o kadar keyif, bir o kadar da ders var ki. İşte o İstanbul’dan birkaç manzarayı perakendeci gözüyle birlikte paylaşalım.
Pierloti’de oturup Haliç’i seyretmek, Hasanpaşa Fırını’ndan pide almak, Eyüp Sultan’ı ziyaretten sonra, Akman’dan acıbadem kurabiyesi almak, Emirgan çınar altında çay içmek, Galata Kulesi’nden İstanbul’u seyretmek, ıslak hamburger yemek, Üsküdar’da Kanaat Lokantası’nda yemek yemek, Eminönü ve Mısır Çarşısı’nda alışveriş yapıp Malatya Pazarı’nın tezgahını seyredip keyif almak, esnafla sohbet etmek, Hamdi’ye uğrayıp yemek yemek, Süleymaniye’nin o mistik havasını solumak, eğer isterseniz nefis bir kuru fasulye yemek, Balık Pazarı Şampiyon’da kokoreçin tadına bakmak, İnci’de profiterol, Baylan’da nefis kup griye yemek. Daha sayamadığım onlarcası var bu şehirde. Saymakla bitmez, bu satırlara da sığmaz. Ancak bu kişi ve kurumların ortak bir özelliği var. O da yıllardır işlerini çok iyi yapmaları ve işlerine sevgi ile tutku katmaları.
İşte bizim de bu yerlerden alacağımız keyif, yanında inanılmaz dersler var. O nedenle gezin, görün, inceleyin, faydalanın. Sizlere de bizlere de ilham verecek birçok şeyi bulacaksınız.
Bununla beraber, çarşıda, pazarda, sokakta birçok şey inanılmaz değişmiş, ‘Bereket versin’ demeden para alan esnaf neredeyse hiç görmedim. Güleryüz göstermeyen müşterisine esnafça ve dostça yaklaşmayan esnaf yok gibi. Bu durumda açıkçası beni çok mutlu etti. Demek ki herkes birbirinden öğrenmeye devam ediyor. Bu arada da biz perakendecilerin daha çok çalışması personelini daha iyi eğitmesi gerektiğini anlamak hiç de zor olmasa gerek. Teşekkür etmeyen, müşterisine ‘Buyurun’ demeyen, kasada poşete yardım etmeyen ürün hakkında bilgi vermeyen, yerini göstermeye bile gitmeyi kendisine işkence hisseden satış elemanlarımızı düşünemiyorum. Aynı zamanda müşterisine kaliteli ürün sunmayan, onları aldatıp para kazanma düşüncesinde olanlarında uzun vadede ayakta kalma imkanının olmadığını sizlerle paylaşmak istiyorum. Biraz önce bahsettiğimiz kurumlar yıllardır bizlere hizmet veriyorlarsa bunun bir tek sebebi vardır, o da müşterilerine duydukları saygıdır. Zaten gereken hizmet verilirse hepimiz arzuladığımız başarıyı yakalıyor olacağız.
Bizde işletmelerimizin uzun yıllar ayakta kalmasını istiyorsak sokağı yakından takip etmeliyiz. İzleyin, inceleyin, gezin görün mutlaka çok yararlanacaksınız. Bu günlerde kendinize bir günlük bir ara verin, soluklanın nefes alın, atın kendinizi sokaklara gün bitiminde kazanan mutlaka siz olacaksınız.
Başarının sırrı biraz da hayatın tatlarını ıskalamamak ve sokaktan teması kesmemekten geçiyor. Ne dersiniz?
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2010 - 14. sayısında yayınlanmıştır.
|