|
Bugüne kadar giriş paralarından, raf bedellerinden, çalıntı bedellerinden, poşet parasından uzun vadeden bahsedilir durur. Bunları alanlarda zar, zor ayakta duruyor. Rekabet Kurumu’nun raporundan uluslar arası firmaların yerellerden çok bedel aldığı görmek mümkün. Rapor ortada bunları alanlar da han, hamam sahibi olmadı!!!
Gıda perakendeciliğinin en önemli problemlerinden biri de kârsızlıktır. Kâr işletmelerin yaşayabilmesi, kendini geliştirebilmesi ve yatırım yapabilmesi için gerekli olan tek şeydir.
Bugünler, krizlerin problemlerin sıkça konuşulduğu, dünyada ciddi belirsizliklerin yaşandığı önemli günler. Bir de gelecek yılın senaryosunun yazıldığı bir dönemden geçiyoruz. Şirketlerin 9 aylık bilançolarına baktığımızda satışlar artmakla beraber yeterince para kazanılamadığı çok net olarak ortada. Bu nedenle 2012 yılının kârlı bir yıl olabilmesi için bugünlerden bir şeyler yapılabileceği düşüncesi ile fikirlerimi sizlerle paylaşmaktan keyif alacağım.
Genel anlamda baktığımızda, kârsızlığın bir illet ve işletmelerimizin önünde ciddi bir engel olduğu aşikardır. Zihinlerde, ‘İşi bir büyüteyim de sonrasına bakarız’ düşüncesi hakim. Ancak biz bu düşünce yapımızı ‘Her mağazam nasıl kârlı hale gelebilir, açtığım her mağaza ne kadar kısa sürede kendini amorti edebilirim’ mantığıyla değiştirmeliyiz.
K rlı mağazalar olmadan bir gıda perakendecisinin yaşama şansı neredeyse yok gibi. Birkaç iyi mağaza yakalayan perakendeci o mağazalar sayesinde ticari faaliyetlerini sürdürebiliyorlar. O mağaza sıkıntıya girdiğinde de problemler baş göstermeye başlıyor. Bu nedenle önce elimizdekinin kıymetini bilmemiz gerekir. İyi bir yer kiralamak için de kâr edebilmek lazım. Yani kârı bulmalısın. Kârı bulamazsan iyi mağaza açamazsın. Hazır kâr konusundan bahsetmişken zaman zaman basında, marketler fiyatları yükseltiyormuş gibi bir izlenim karşımıza çıkıyor. Özellikle de et fiyatları yükseldiğinde hemen marketçiler günah keçisi ilan ediliyor. Bugün 15-16 lira olan karkas etin üzerine kemik firesi ve diğer fireleri de eklediğimizde kaç paraya mal oluyor çok merak ediyorum. Yani gıda perakendecisi cüzi kârlarla hatta maliyetine yakın bu işi yapıyor. Ayrıca bir saptama da temel ürünlere yapmak istiyorum. Tüm piyasa temel ürün fiyatlarından ve marka mallardan kesinlikle kâr edemiyor. Bu değişmezse hepimizi daha da zor günler bekliyor. Bu arada iadeler, çalıntılar vs. işin tuzu biberi. Bir sigara çaldırdığınızda 12 adet sigara satarsanız ancak o paketi yerine koyabiliyorsunuz. İade edemediğiniz bir yağın yerine de tam 17 adet yağ satacaksınız. Durum gerçekten vahim.
Önümüzde para kazanan başarılı bir örnek var: BİM. Neden kârlı, düşünmemiz ve analiz etmemiz gerekli. Nereden para kazanıyor? Az adam çalıştırdığı için mi? Az kira verdiği için mi? Sonuçta tabii ki bunlar önemli ama en önemlisi kârlı satın alma yapıyor. Birçok ürünün fiyatına hakim yani. Bence en önemli farklardan biri de bu. Eğer taşın altına hem tedarikçi hem de perakendeci elini sokmazsa, hepimizi üzecek birçok problemle karşı karşıya kalacağız. Kısacası birlikte paylaşmayı bilelim.
Perakende de sürekli turnover yüksek deniyor. Tabi ki yüksek olacak. Sizce başka şansı var mı? Para kazanamazsan işçinle nasıl paylaşacaksın. Sen de, işçin de kıt kanaat yaşamaya mahkum kalıyorsun. Kalifiye eleman çalışmıyor. Çünkü işin karşılığı ile sektörümüzde yeterince ücret ödenemiyor. Diğer sektörlere göre işimiz daha ağır ve yorucu. Herkes evinde uyurken, bu sektörde çalışan arkadaşlar o saatte kasa teslim ediyorlar. Herkes bayram izni yaparken onlar çalışıyorlar. Tabi ki bu işin de bir karşılığı olmalı. Ancak olamıyor. Yeterince maaş alamadıkları için de bu sektörde durmuyorlar. Nedeni çok basit kârsızlık. Yani kısaca kârı bulmalısın.
Bugüne kadar giriş paralarından, raf bedellerinden, çalıntı bedellerinden, poşet parasından uzun vadeden bahsedilir durur. Bunları alanlarda zar zor ayakta duruyor. Rekabet Kurumu’nun raporunda uluslar arası firmaların bu konuda yerellerin çok önünde olduğunu görmek mümkün. Rapor ortada bunları alanlar da han, hamam sahibi olmadı.
Kârını arttırmak için perakendecinin yapacağı birçok iş vardır. Mutlaka satışını arttırmalı gereksiz masraflardan kaçınmalı, parası kadar yaşamalı, farklılıklar bulmalı ve kâr paylaşımını bu yıl herkes doğru planlamalı.
Sektörün tüm aktörleri, yerellerin para kazanmasını sağlayın, hem siz kazanın hem de yereller yaşasın.
Eğer 1 euroya 3-5 Avrupalı perakendeciden Türk halkı ekmek almak istemiyorsa çok renkli olan piyasamızı kendi ellerimizle yok etmeyelim.
Kısacası hep beraber kârı bulalım mutlu olalım.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Kasım 2011 - 33. sayısında yayınlanmıştır.
|